İzmir’in suyu tehlikede.

ERKAN ÇINAR İZMİR
Elele Hareketi, düzenlediği basın toplantısı ile İzmir'in su kaynaklarının tehdit altında olduğu uyarısı yaptı.

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İzmir Şubesi'nde düzenlenen toplantıda konuşan Elele Hareketi Dönem Sözcüsü Avukat Berrin Esin Kaya, Efemçukuru yöresinde altın madeni işletilmesi için Enerji ve Tabii

Kaynaklar Bakanlığı tarafından Tüprag A.Ş.'ye altın madeni işletme ruhsatı verildiğini hatırlattı. Maden bölgesinin, İzmir'in su ihtiyacını karşılayan Tahtalı Barajı'nın sınırında, yapılması planlanan Çamlı Ba-rajı'nın ise su havzasında yer aldığını belirten Kaya, "Söz konusu işletme ruhsatı ile ilgili iptal kararı verildiği günlerde İZSU'ya, İzmir Büyük-şehir Belediyesi'ne haber verilmeden İzmirliler'den gizlice ÇED olumlu belgesi verilmiştir" dedi.

KİMYASALLAR SUYA KARIŞACAK
Kaya, bilinçsiz endüstrileşme nedeni ile su kaynaklarının hızla kirlenmesi sonucunda İzmir'in yakın dönemde kullanma suyu sıkıntısı çekeceğini dile getirerek, maden faaliyeti yapılması halinde topraktaki zararlı kimyasalların, ağır metallerin baraj havzalarında bulunan su kaynaklarına geçerek insan sağlığı için risk oluşturacağını vurguladı. Kaya'nın ardından söz alan EGEÇEP Dönem Sözcüsü Avukat Arif Ali Cangı ise Bergama-Ova-cık altın madeni ile ilgili gelişmelere dikkat çekti. Cangı, "İzmir 3. İdare Mahkemesi, açtığımız davada, madene 18 Mayıs 2006 tarihinde yeni ruhsat verilmesini gerekçe gösterdi ve yeni ruhsat olduğundan eski ruhsat ile ilgili karar verilmesine gerek olmadığına hükmetti. Yani davamız konusuz bırakılarak olası yürütmeyi durdurma kararı engellendi. Bu durum, hukuk güvencesinin ortadan kaldırıldığını gösteren kurnazca bir yönteme işaret ediyor" diye konuştu. TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Kamil Okyay, Sındır da bir ülkenin su zengini olarak tanımlanabilmesi için kişi başına 10 bin metreküp suyunun olması gerektiğini, ancak Türkiye'de kişi başına 3250 metreküp su düştüğünü ifade etti.

Kaya, bilinçsiz endüstrileşme nedeni ile su kaynaklarının hızla kirlenmesi sonucunda İzmir'in yakın dönemde kullanma suyu sıkıntısı çekeceğini dile getirerek, maden faaliyeti yapılması halinde topraktaki zararlı kimyasalların, ağır metallerin baraj havzalarında bulunan su kaynaklarına geçerek insan sağlığı için risk oluşturacağını vurguladı. Kaya'nın ardından söz alan EGEÇEP Dönem Sözcüsü Avukat Arif Ali Cangı ise Bergama-Ova-cık altın madeni ile ilgili gelişmelere dikkat çekti. Cangı, "İzmir 3. İdare Mahkemesi, açtığımız davada, madene 18 Mayıs 2006 tarihinde yeni ruhsat verilmesini gerekçe gösterdi ve yeni ruhsat olduğundan eski ruhsat ile ilgili karar verilmesine gerek olmadığına hükmetti. Yani davamız konusuz bırakılarak olası yürütmeyi durdurma kararı engellendi. Bu durum, hukuk güvencesinin ortadan kaldırıldığını gösteren kurnazca bir yönteme işaret ediyor" diye konuştu. TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Kamil Okyay, Sındır da bir ülkenin su zengini olarak tanımlanabilmesi için kişi başına 10 bin metreküp suyunun olması gerektiğini, ancak Türkiye'de kişi başına 3250 metreküp su düştüğünü ifade etti.

Efemçukuru yöresinin kirlilik tehdidiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Sındır, 10 yıllık maden faaliyeti sonucunda 2 milyar 371 milyon dolar tarımsal zarar oluşacağını kaydetti.

Birgün – 29.12.2006