İzmir’de önünde durulup seyredilecek bina yok

İzmir’de önünde durulup seyredilecek bina yok

Hürriyet Ege yıllardır İzmir’in gündeminden düşmeyen "Kent kirlilikleri" konularını tartışmaya açıyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Emin Alıcı ile çarpıklıkları konuşuyor. Artık ancak 300 yılda düzeltilebilecek Ege’nin incisinin gözyaşlarını dindirecek çare arıyor. Şehrini seven herkesi duyarlı olmaya çağırıyor.

TÜRKİYE’nin batıya açılan kapısı İzmir’de son yıllarda inşa edilen yapıların estetik mimariden çok uzak olduğu belirtildi. Yaşayan insanlarıyla, tarihi geçmişiyle çağdaş bir kent olan İzmir’de bu çağdaşlığa uyum gösterecek eserlerin olması gerektiğini söyleyen Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emin Alıcı, "Ne yazık ki ben İzmir’de karşısına geçip seyredeceğim mimari bir yapı göremiyorum. Şehrin merkezinde çok yoğun bir yapılaşma var. Her taraf 8-10 katlı betonlarla kaplı. Körfez’i Çin setti gibi binalarla kuşatıp hapsettik. Meydanlar araç trafiğiyle boğuşuyor. Viyadükler tam bir görsel kirlilik. Şehrin içindeki yeşil doku çok az" dedi.

BALKONLARI SEVMİYORUZ

İzmir’de birçok evin balkonlarının kapatıldığını, bir apartmanın balkonlarının yarısının açık, yarısının kapalı olduğunun da görüldüğünü belirten Prof. Alıcı, bu yaklaşımın görüntü kirliliği yarattığını söyledi.

ZEVKSİZ MİMARİ

İnsanların sokaklarda dolaştığında zevkle bakabileceği bir yapının olmadığını da vurgulayan Prof. Alıcı, İzmir’de daha önceki yıllarda yapılmış sanatsal ve bölgesel özelliklere uygun evlerin de maalesef çok az kaldığını bunların da apartman yapmak için yakılıp yıkıldığını belirtti.

İzmir’in acilen estetik yapılaşmaya geçmesi gerektiğini de söyleyen Prof. Alıcı, şimdiden planlanırsa ancak 300 yıl sonra şehrin görüntüsünün değişebileceğini bunun için de yıkılan her yere imar izni verilmemesi, projelerin estetik yapısının çok iyi incelenmesi gerektiğini söyledi.

Meydanlara sanat eserleri yapılsın

" İzmir’deki meydanların da görsellikten uzak olduğu belirtildi. Meydanların sanat eserleriyle donatılması gerektiğini söyleyen Prof. Emin Alıcı, "Örneğin Basmane meydanı. Burada trafik yeraltına alınıp üst tarafı sanat eserleriyle süslenmeli" dedi. İzmir’in bir Avrupa kenti olduğunu bu nedenle kültürel yapının benzemesi gerektiğini söyleyen Prof. Alıcı, "Ben her köşede zevkle seyredeceğimiz bir eserin olmasını çok istiyorum. Bunu yapmak isteyen bir belediye başkanı İzmir’i çok değiştirebilir. Buradaki insanların çağdaş olması için gereken ortamı belediye sağlar. Ben bunun başarılabileceğini tahmin ediyorum. Viyadüklerin de yer altına alınmasını bekliyorum. Bir gün bunun yapılması gerekiyor" dedi.

Viyadükleri hemen yıkın

áİzmir’in görsel kirliliğinin en önemli faktörlerinden birisinin viyadükler olduğu belirtildi. Şehrin göbeğine kadar her tarafın viyadüklerle dolu olduğunu söyleyen Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emin Alıcı, "Bu yapıları yerin altına yapmak mümkünken, hepsi dışarıya yapıldı. Tam görsel kirlilik yaratıyorlar. O viyadükleri çıkmak ucuz da değil. Yerin altından geçirmekten daha pahalı. Bu viyadükleri dikiyoruz ama nasıl görünecek diye kimse düşünmüyor. Bunu planlayanların çevre hakkında bilgi birikimi, bilinçleri yok sanırım" dedi.

Körfezi Çin Seddi gibi çevirdik

á Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emin Alıcı körfezi kucaklayan binaların 8-9 katlı ve olabilecek en kötü mimariye sahip olduğunu söyledi. Körfezin daha az katlı ve yöresel özelliklere sahip binalarla süslenmesi gerektiğini belirten Prof. Alıcı, "Biz İzmir’in denizle kucaklaştığı en güzel yerlerini Çin Seddi gibi çevirdik. Rüzgarı, denizin kokusunu kestik. "İzmir’in denizi kız, kızı deniz kokar" denirdi. Artık böyle birşey söz konusu değil" dedi.

Şehir jeotermalle ısıtılıp soğutulsun

" İzmir’deki hava kirliliğinin şehir merkezindeki yoğun yapılaşmadan ve fosil yakıt kullanımından kaynaklandığı belirtildi. Isınmada kömür, mazot gibi yakıt kullanımının azaltılması, yaşamımızı doğrudan etkileyen temiz havanın, körfezden esen meltemin şehrin derinliklerine kadar ulaşması gerektiğini söyleyen Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emin Alıcı, "Jeotermal olan bir yerde hava kirliliğinden yakınmak olmaz. Temiz enerji kaynağı olan jeotermali şehrin ısıtılıp soğutulmasında ve elektrik üretiminde kullanmalıyız" dedi.

Viyadükler hemen yıkılmalı.

Meydanlarda trafik yer altına alınıp üstüne sanat eserleri yapılmalı.

İzmir Körfez’i Çin setti gibi yüksek yapılardan kurtarılmalı.

Konut yapımında yöresel mimariye geçilmeli.

Şehrin yapılaşma yoğunluğu azaltılmalı. Yeşil alanlar artırılmalı.

Şehir jeotermalle ısıtılıp soğutulmalı.

Hürriyet Ege / 11.02.2008