İzmir için bir şans: Ekoturizm

İzmir için bir şans: Ekoturizm

nedim.atilla@aksam.com.tr

 


Bu köşede ülkemizin, özellikle de bölgemizin turizm problemlerini dile getirmeye çalışıyoruz. Bugün Tamer Zeylan’ın geliştirdiği “eko turizm” stratejileri üzerine tartışmak istiyorum. Çünkü Ege Bölgesi ve özellikle de İzmir’in “ekolojik tarım” bölgesi olmasının doğru kullanıldığında önemli bir turizm çeşitliliğine dönüşeceğini düşünenlerdenim.

Kısa adıyla “ekoturizm” diyeceğimiz yeni ve dünyada yükselen bir turizm anlayışı var. Bünyesinde tarım ve turizmi sektörlerini birleştiren bu konsept az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri daha sanşlı ve avantajlı hale getiriyor. Buna bağlı olarak gelişen yatırım projeleri iki sektörü de bünyesinde barındırıyor. Ekolojik tarım üretimi yanında ekolojik bir turizm hizmeti sunuluyor. Bunu, doğaya saygılı uygulamalar sırasında yaban hayat, habitatlar, ekosistem ve doğal varlıkların zarar görmemesini sağlayacak bir çevre bilinci ile yapmaktır.

Ekoturizm’in teması genel olarak çevre koruma, özel olarak da ekolojik yaşam merkezleri… Çevresel sorumluluk alanındaki değişim, sürdürülebilirlik kavramının ötesinde, daha hassas, doğaya daha duyarlı kavramlar geliştirilmeye calışılıyor. Bu kavramlardan biri de ekoturizm… Ekoturizm sayesinde hem doğa korumanın sürdürülebilirliği sağlanmakta hem de bu alanların yaşayanlarına hayat standartlarını yükseltme olanağı veriyor.

Ekoturizm’in diğerlerinden ayrılan en önemli özelliklerini şöyle sıralamak olası: Doğa temelli olması, misafirlerin doğal alanlardaki doğal ve geleneksel kültür unsurlarını gözlemliyor ve anlamaya çalışıyor olması, biyoçeşitliliğin korunmasına ve artmasına katkıda bulunması, yerel toplumları refahını desteklemesi. Olumsuz çevresel ve sosyo-kültür etkilerin minimuma indirgenmesi için etkinliklerin hem turistler hem de yerel halkın sorumluluğunda düzenlenmesi, yenilenemez kaynakların minimum kullanımını gerektirmesi, yerel mülkiyetin ve yerel topluma dönük istihdam imkanlarının yaratılmasını öngörmesi…

Bu turizm türünde ziyaretçilere bölgenin ekosistemi, yerel kültürler ve sürdürülebilirlik konusunda bilgi vermek büyük önem taşımaktadır. Dünya Bankası’na göre ekoturizm kültür ve macera turizmi ile birlikte paralı, kalış süresi daha uzun ve kaldığı yerde daha çok para harcadığı halde oraya en az çevresel ve kültürel etkilerde bulunan turistlerden oluşuyor. Teması, genel olarak çevre koruması, özel olarak da ekolojik yaşam biçimi olan konseptin ekonomik güç kaynağı eko-turistlerdir.

İzmir’in öncelikleri

İzmir’in Adnan Menderes Havaalanı pergelin sivri ucu ile merkez kabul edip bir 35-40 km’lik daire çizelim. Bu daire içine giren tarım alanlarının ve doğa zenginliklerinin eko-turizme ne kadar uygun olduğunu göreceğiz. Bununla beraber dezavantaj olarak da ya SİT alanıdır ya da tarım alanıdır. Bu engeller hep vardır. SİT alanları için yapılacak bir şey yoktur ama tarım alanları icin eko-turizm inanılmaz bir çıkış noktası. Deniz kenarlarından 30-40 km içerilere girildiğinde mevcut doğa güzelliklerimiz, eko-yaşam turizme kazandırılmalıdır. Bu istismara karşı da korunmalıdır. İçerideki bu bölgelerin mevcut ekonomileri tarıma dayalıdır ve turizmden aldıkları pay yoktur. Halbuki eko-turizme kazandırılması gereken bir potansiyeldir.

Bu alanların mevcut sosyo-ekonomik durumlarının ne olduğunu bilmek gerekiyor. Ne durumda oldukları incelendiğinde, orman köyleri dahil yüzde 40’nın yakın ilçe ve illere göç ettiği ortadadır. Köyde kalanlar ailenin yaşlıları ve kardeşlerden bir ikisinden başka kimse değildir. Ağırlıklı olarak engebeli arazide zeytin ve taban arazide pamuk tarımı yapılmakta. Hızla ilerleyen sanayi alanları Kemalpaşa ve Torbalı’yı kaplamış durumda. Torbalı’daki araba ve sigara fabrikası başta olmak üzere Nif Vadisi’ne yayılıyor.

Bu durum “Ekolojik Koy Turizmi” ile aşılabilir. Zeytin dışında diğer ekolojik ürünler üretilir. Batmak üzere olan köy kalkınma kooperatiflerine ekolojik köy işletmeleri ortak olur, mali yapıları kuvvetlendirilir. Köylünün ürettiği her ekolojik ürün (yumurta, yoğurt, bal, reçel, sebze ve meyveler) eko-turistler tarafından yerinde tüketilir ve anında piyasa değerinin 3-4 katına alıcı bulmuş olur. Burada her ürünün kooperatif tarafından, köylüden parası peşin ödenerek alınması ve organize bir biçimde paketlenmesi ve işlenmesi sonucunda eko-turist sunmaktır. Kooperatif elde edeceği kârı ürün verenlere verilen ürün oranında kâr dağıtması ile ekonomik adalet sağlanacak olmasıdır. Köylüyü yönlendirecek olan, planlayacak olan kooperatiftir.

Tabii ki kooperatifin başındaki profesyonel işletme müdürleri ve zirai teknik ekibiyle olacaktır. Köylünün muhatabı kooperatif olacak. Kooperatif de kollektif mantığın yanında ticari bir zihniyet hakim olacak…

12.04.2007 Akşam Ege {nomultithumb}