İzmir, EXPO 2015’i Böyle Kazanabilir mi?

BİLGİ TOPLUMUNA DOĞRU / ÖZLEM YÜZAK

EXPO 2015 ile geçen hafta Paris'te katıldığım toplantıda tanıştım ve İzmir hatta Türkiye için ne denli önemli olduğunu anladım. Önce kısa bir bilgi vereyim. EXPO sözcük olarak exposition'un yani serginin kısaltılmışı. Dünya fuarı diye algılanıyor. 5 yılda bir düzenlenen EXPO'lar, en az 3 ay ve en çok 6 ay süren, kabaca en az 1.5 milyon metrekarelik alanda dünyanın dört bir tarafından on milyonlarca ziyaretçinin geldiği faaliyetler.

EXPO kavramının 150 yılı aşan bir tarihi var. İlk dünya fuarı 1851 yılında Londra'da düzenlenmiş ve kente Kristal Sarayı kazandırmış. 1889 yılında ise Eyfel Kulesi , Paris EXPO'su için inşa edilmiş. Anlayacağınız EXPO hem ticari ve ekonomik katkıları açısından hem de ülkeye çok önemli "miras" bırakması açısından büyük önem taşıyor.

EXPO 2010 Şanghay'da düzenlenecek. 2015 için ise iki aday yarışıyor: İzmir ve Milano.

Biz Paris'te EXPO'ları düzenleyici kuruluş olan Uluslararası Sergiler Bürosu'nun (BIE) delegelerine yapılan İzmir ve Milano'nun ikinci sunumlarını izledik ve karşılaştırma fırsatı bulduk.

İzmir'in EXPO'ya aday olması ilk 1992 yılında İzmir Ticaret Odası tarafından İzmir Stratejik Planı'na dahil edilerek gündeme getirilmiş. 2004 yılında Türkiye BIE üyeliğine başvurmuş ve 98'inci üye olmuş. 2005 yılında ise Türkiye Bakanlar Kurulu kararı ile İzmir'i EXPO 2015 için aday göstermiş. 2006 Mayısı'nda Paris Büyükelçisi Osman Korutürk resmi bir mektup ile adaylık başvurusunu yapmış. Milano ve İzmir 2008 yılının şubat ayına kadar çeşitli sunumlar yaparak BIE delegelerini ikna etmeye çalışacaklar. O tarihte ise BIE delegeleri arasında yapılacak olan oylama ile Milano ve İzmir'den biri EXPO 2015 kenti olarak seçilecek.

Eğer kazanırsa İzmir ve Türkiye'nin EXPO'dan kazanımları çok çok fazla olacak. Her şeyden önce 6 ay süreyle dünyanın dört bir tarafından on milyonlarca insan akacak, ticari bağlantılar yapılacak ve Türk turizminin son derece iyi tanıtımı yapılmış olacak. Bu yüzden 2008'e kadar hazırlıkların çok iyi yapılması, projelerin tespit edilmesi ve her şeyin önceden planlanması gerekiyor.

Peki İzmir ve Türkiye buna ne kadar hazır?

Ben iki kentin sunumunu izleyip karşılaştırdığımda ne yazık ki İzmir'i başarılı bulmadım. İzmir'in sıradan bir turistik tanıtımının ötesinde bir sunum değildi. Milano'nun sunumunda ise EXPO 2015 için ayrılan alanın bilgisayarla yapılmış animasyonu İtalyanların belirledikleri tema doğrultusunda başarılı bir şekilde delegelere sunuldu. Zaten sonradan öğrendiğimize göre birinci sunum da aynı şekilde geçmiş. Hatta BIE Genel Sekreteri Vicente Loscartales, "Milano'dan bir yıl önce hazırlıklara başladınız ama altı ay geri kaldınız" demiş.

Şu gerçeği kabul etmemiz gerek. İtalya uluslararası fuar geleneği son derece kuvvetli bir ülke. Milano ise eski ve yeni yapılan son fuar alanıyla, toplam 460 bin metrekare alanı ile Hannover'den sonra dünya çapında ikinci durumda. Dolayısıyla İzmir'in bu gerçeği bilip ona göre çok daha önceden daha başarılı sunumlar için hazırlıklı olması gerekiyor. Milano'nun belirlediği tema "Daha iyi bir dünya için GIDA" . İzmir'in teması ise "Daha iyi bir dünya için yeni yollar: Hepimiz için sağlık" . Her iki kentin de teması iyi. Hatta İzmir, Bergama ve etrafındaki bölgenin tıp ve sağlığın atası kabul edilen Heredotus 'un (MÖ 5. YY) anavatanı olmasının getirdiği bir avantaja da sahip İzmir. Zaten bunu da kullanıyorlar. Ancak sorun, EXPO 2015'in gerçekten ulusal bir proje haline getirilip sahiplenilmesinde ki bu noktada ilgili birimler arasında ciddi kopukluklar olduğu görülüyor. İşin asıl sahipliği Dışişleri Bakanlığı tarafından yürütülüyor. Ancak İzmir Valiliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Ticaret Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası, Ege Ekonomisini Geliştirme Vakfı da projenin içinde. İzmir, uzun süre hükümetin EXPO 2015 için yönetim mekanizmasını oluşturamamasından dolayı sıkıntıya girdi. Sonra da, EXPO alanının geç belirlenmesi zaman kaybına yol açtı. İzmir Fuarı'nın yapılacağı alanı daha bu şubat ayında İzmir İnciraltı olarak seçti. Hâlâ burası doğru alan mı değil mi tartışması yapılıyor. Gelelim benim izlenimlerime… Ben asla bu önemli projede takım ruhunu hissedemedim. Zaten heyetin kendi içindeki kimi ilgililer de konuyu biraz deşince, "İzmir iyi mekân, tema son derece iyi ama yeterli hazırlık yapamıyoruz. Kendi kuyumuzu kendimiz kazıyoruz…" türünden sözler de sarf ettiler. İlgililere, "Paris'in Eyfel'i ve Londra'nın Kristal Saray'ı gibi İzmir'in de bir projesi olacak mı" soruma ne yazık ki yanıt alamadım. Sağda solda yapay ada üzerinde DNA Anıtı ya da İnciraltı Çiğli arasında 6 kilometre uzunluğunda asma köprü gibi projeler konuşuldu ama bunların da fos olduğu anlaşıldı. Burhan Öcal 'lı, semazen gösterili sunum içi boş oldukça hiçbir işe yaramaz ki….

EXPO 2015 en az olimpiyatlar kadar önemli. Üstelik, bunun için yarışan sadece 2 aday var. Böylesine devasa bir proje kapımızda ve biz ağır aksak tökezleye tökezleye ilerliyoruz.

Unutmayalım bu yalnızca İzmir'in değil hepimizin geleceği…..

Cumhuriyet – 27.06.2007