Yeni İzmir projesi kördüğüm

Haftalık yazarları Hamdi Türkmen, Erol Yaraş ve Erdal İzgi, Alsancak Limanı – Bayraklı Turan arasındaki bölgeye sadece eski başkan Yüksel Çakmur’un değil, mülk sahiplerinin de dava açtığını gündeme getirdi. 

İZMİR Bayraklı’yı anhattan yapacak Yeni İzmir Planı’nda yeni bir gelişme yaşandı. Plana, sadece eski belediye başkanı Yüksel Çakmur’un değil, İzmirli ünlü ailelerden sekiz ismin de dava açtığı belirlendi. Bu itirazları mahkemenin haklı bulması halinde, planın arapsaçına döneceği ve içinden çıkılmaz bir hal alacağı vurgulandı.

Yeni kent planına srpriz davalar…

Haftalık yazarları Hamdi Türkmen, Erol Yaraş ve Erdal İzgi, İzmir’in önünü açacak liman arkası bölgesinde sadece eski belediye başkanı Yüksel Çakmur’un değil, mülk sahiplerinin de dava açtığını ortaya koydu

Erol Yaraş: Geçen haftaki konumuz ‘eksen kayması’ gündem oluşturdu. Çok sayıda görüşler geldi. Demek ki doğru konuya değinmişiz. Haftalık’ın İzmir gündem belirlemesi gazeteci olarak beni mutlu etti.

Belediye şirketleri hesapları açmalı
Erdal İzgi: O zaman yeni gündemi belirleyelim… Büyükşehir Belediyesi şirketlerinin bilançoları açıklansın. O kadar değişik iddialar var ki, yıllardır kapalı kalan bu kutunun açılmasını bir İzmirli olarak istiyorum. Hangi şirket ne kadar zarar etmiş, zarar neden doğmuş veya kar etmiş. Zarar varsa sorgulayalım, yoksa alkışlayalım. Dedikodu yapanların da ağızları kapansın. Büyükşehir Belediye Başkanlığı bunu açıklamadığı sürece zan altında kalacak ve güven bunalımı doğacak. Saklanan her olayda mutlak yanlışlar ve kötülükler vardır. Eğer yoksa o zaman şirket bilançoları bir an önce açıklanmalı, kamuoyuna ilan edilmeli, herkes parasının nereye harcandığını görmeli. Sadece bilançolar değil kaç kişi çalışıyor ve doldurulmuş kadrolarla ne iş çıkarılmış bunların da muhasebesini ve muhakemesini halk yapmalı. Başkan Aziz Bey, “Erdal Bey siz istiyorsanız vereyim” demişti. Evet, Erdal İzgi olarak belediye şirketlerinin son iki yıl bilançosunu istiyorum, verilmiyorsa, İzmirliler bilsin ki, mutlaka olumsuzluklar vardır. Büyükşehir Belediyesi neden şirketlerinin üzerini ısrarla örtüyor? Yanılmak istiyorum; inşallah zarar azdır.
E.Y: Bu konuda söyleyeceğim; elbette bilançolar açıklansın ama eğer kamulaştırmayı sen burada eleştiriyorsan, ben o eleştirine katılmam. Çünkü, sonunda bu kamulaştırma da kentin menfaati doğrultusunda. Ama bir yol geçecektir, ama bir park yapılacaktır, ama herhangi bir belediyenin kamu yararına bir olay gerçekleşecektir. Kamulaştırmaya elbette para yatırılacaktır.
E.İ: Ben kamulaştırılmaya niye para harcanıyor demiyorum, 11 şirketin kar- zarar tablosunun İzmirlilerin bilgisine açıklanmasını istiyorum. Şeffaf, doğru, ürteken şirket oldukları iddia ediliyorsa, bunu yıllardır neden açıklamıyorlar. Muhalefete bu konuda hak vermiyor da değilim.

Gökçek, burnunu yine İzmir’e soktu

E.Y: Cuma günü de yazdım. Eğer Melih Gökçek’in boşboğazlığı olmasa Ankara, EXPO’yu almış götürüyor. Ne zamanki Gökçek, İzmir’e sataştı, İzmir’e yönelik laflar etti İzmirli uyandı. Sayın Valimiz alel acele toplantı yaptı. Aynı kişiler hemen aile fotoğrafını verdiler ve biz EXPO için sözüm ona düğmeye bastık. Bu kentte esas tartışmamaz gereken eğer hedef 2020 EXPO diye konduysa, kenti 2020’ye hazırlayacaksak bilançosunu açıklasın, liderler çıkarılsın.Tartışmamız gereken bu kentin bir lideri var mı? Kenti geleceğe hazırlayan insanlar, liderlerdir.2020’leri,2050’leri hazırlayacaksak vizyonumuzu tartışmamız lazım, derede boğulmalyalım. Şayet Melih Gökçek boşboğazlılık yapmasa belki de biz Ankara’nın 2020 adayı olduğunu bakanlar kurulu kararıyla öğrenecektik. Bir kent böyle yönetilmez. Kim üzerine alınırsa alınsın. Bizim işimiz insanları mutlu etmek değil, bizim işimiz gerçekleri ortaya koymak. Elbette bilançolar açıklansın, o olsun bu olsun. Ama kentin geleceği ne olacak? Sen kent olarak hazır mısın? Altyapın hazır mı? Bunun için bilmem kaç milyon metre kare arazi lazım, var mı arazi, var mı toprağın? EXPO’yu kaybettiğimizden bu yana dört yıl geçti, hala inciraltını çözemedik.
E.İ: Ben EXPO 2020’yi İzmir için uzak hedef görüyorum. Alınsın kutlarım, alınmazsa da gündem olmaktan artık çıkarılsın.
E.Y: Benim dediğim alırız almayız değil, sen beni yanlış anladın. Ben orada kentin vizyon eksikliğini söyledim.
E.İ: Otuyorlar kendilerine göre bir gündem yaratıyorlar, altyapısı da hazırlanmamış bir şekilde bu böyle gidiyor. Bugün EXPO konusunun sürekli gündeme gelmesi, bazı kişilerin kendilerini öne çıkarması ve de İzmir’i de kandırmasıdır.
E.Y: Evet, hemfikirim.
E.İ: Melih Gökçek’e kızmayın, ben kızmıyorum. Gökçek oyunu kuralına göre oynuyor, siyasetin gereğini yapıyor. Veriyor gazını, çekiliyor. Eğer Melih Gökçek’e takılırsak; yeteneksiz santrofor, beceriksiz kaleciyi milli yapar hesabı Gökçek’i daha da büyütürüz. Hiç konuşulmamalı. 

Bu kenti bu kadar aşağılamayın
Hamdi Türkmen: Benim bir önerim var, ikinizi de Ankara’ya göndereceğim, orada yaşayın siz. Bu kentte yaşıyorsunuz, bu kentte çocuklarınız okuyor, bu kentte kazanıyorsunuz, bu kenti bu kadar aşağılıyorsunuz, küçültüyorsunuz demeye çalışıyorum. Bu kentte lider yok diyorsunuz bu kentte lider var, yüzde 56 ile seçilmiş belediye başkanı var ve 2020 EXPO’sunda birlik ve beraberlik görüntüsü verilmiştir. Bir öncekinde yoktu bu, herkes ayrı telden çalıyordu. Ama şimdi daha işin başlangıcında güzellik oluştu.
E.Y: Olay bu hale nasıl gelmiştir? Melih Gökçek’in boşboğazlılığıyla gelmiştir.
H.T: Melih Gökçek’le uğraşmıyorum. Bence kayıkçı kavgasından başka birşey değildir İzmir’deki tartışma. Ben Erdal’a katılıyorum İzmir için önemsemek de yanlıştır, aday olsun o zaman görelim Melih Gökçek’i belediye başkanı olur mu olmaz mı? O gitsin Ankara’yla uğraşsın. İkincisi geçen hafta bu tartışmalar olurken İzmir’in bölge televizyonunda Melih Gökçek canlı yayına bağlanıyor ve İzmir’e o kadar hakaret etmesine oradaki arkadaşımız da sesini çıkartmıyor. O televizyonu da kınıyorum. Sayın Hüseyin Çelik konuşurken sesini çıkarmayanları nasıl eleştiriyorsak, o televizyonu da kınıyorum. Adam bizimle dalga geciyor, İzmirle alay ediyor ve bizimki sesini çıkartmıyor, dinliyor, bütün İzmir’e dinletiyorsun. Bakın İzmir bugün genel verginin yüzde 10’unu veriyor. Toplam ihracatın yüzde 14’ünü karşılıyor, bunun karşılığında da teşvik olarak aldığı sadece yüzde beş. Yani İzmir herşeyini kaybetmiş bir şehir değil, İzmir hakikaten çok büyük bir potansiyel. Herşeyi başarabiliriz ama EXPO konusunda Yaraş’a katıldığım tek bir nokta var o da şu, hükümet bunu dengede tutacaktır. Seçimler nedeniyle ne İzmir diyecektir ağırlıklı ne de bu taraf diyecektir. Ama prensip olarak bakarsanız EXPO’ya ben İzmir’in daha yakın olduğunu düşünüyorum. Bu kent finale kadar geldi, Milano’ya o zamanki beceriksizliğimiz, eksikliğimiz nedeniyle kaybettik. Onun için dokuz yıl öncesinden bunu tartışmak İzmir için yanlış. Ama yavaş yavaş hazırlıkları yapmamız lazım.

EXPO’ya değil, bir idere ihtiyacımız var
Tartışmamız gereken EXPO ve Melih Gökçek değil, bu kentin bir liderinin olup olmadığıdır. Nitekim Gökçek başboğazlık yapıp İzmir’e sataşmasa, 2020’ye Ankara’nın aday olduğunu bile öğrenemeyecektik. Bizi uyandırdı ve alel acele toplandık.

Herkes, Çakmur’u hedef gösteriyor
E.Y : Arkadaşlar şimdiki konu İzmir’de çok konuşulacak. Erdal’a başkanlık yaptığı için sorularım olacak. İlk defa HAFTALIK’ta gündeme getiriyoruz. Gündem oluşturacağı bir konu. Yeni kent merkezi mi, Üçüncü İzmir Projesi mi deniyor Liman arkasındaki planlarla ilgili. Herkes Çakmur’un dava açtığını sanıyor ve hedef olarak gösteriliyor. Aslında birçok kişi ve aileler yeni davaları açmış durumda. Erdal’dan yorum isteyeceğim. Açılan davaların gerekçesi şöyle: İzmir yeni kent imar planının şehircilik ve palncılık ilkelerine aykırı olması, sürekli değişiklik yapılması suretiyle farklı uygulamalara ve farklı imar durumlarına sebebiyet verecek haksızlıklara yol açması ve aynı metrekareye sahıp farklı alanlara farklı uygulamalarla imar durumları yaratılması denilerek imar planının iptal istemiyle yürütmenin durdurulması isteniyor. Sorum şu; bu 5 binlik planları bildiğim kadarıyla belediyenin bürokratları yapmıyor, şirketlere veriliyor değil mi?
E.İ: Belediyenin bürokratları yapıyor, bu planda ben de bulundum.
E.Y: Sizin döneminizi demiyorum. Daha sonra iki defa değişikliğe uğramadı mı bu?
E.İ: Bilmiyorum. O dönemde yoktum.
E.Y: Bu gerekçelerden bir kısım insanlar diyorlar ki; daha evvel yaptığınız uygulamalarda bizim hakkımızı yemiyordunuz, ama şimdi dilekçenin devamında kimisinin arazisi tamamen yeşil alana alınmış, kimisine 5 bin metrekare kullanım bilmem nesi verilecekmiş falan filan. Demek ki aradan geçen iki itiraz süresince ciddi oynamalar yapılmış. A noktasına daha farklı haklar kazandırılmış, B noktasının var olan hakları da ellerinden alınmış. Burada bir haksızlık, yapılan yanlışlık yok mu? Ben ilk defa duyuyorum.

Vali Yüksel, içki yasağı koymuştu
E.Y: Her ikiniz de beni yanlış anlamışsınız. Ben EXPO alınır, kaybedilir demedim. Ben bir kentte bir yönetim eksikliğini vizyon eksikliğinin farkına varılmasının gerektiğini vurguladım. Kentte bizi 30, 50 yıl sonralara taşıyacak vizyon eksikliğinden bahsettim.
H.T: Sizce Ankara’nın lideri kim?
E.Y:Bana göre şu anda vali.
H.T: Alaaddin Yüksel Ankara’daki liderlik vasfının içerisinde protokol da dahil 85’inci sırada.
E.Y: Protokol olarak bakarsak belki de 90’ıncı, o ayrı bir şey. Sayın Alaaddin Yüksel’in Antalya’daki başarıları ortadadır, kim ne derse dersin. Antalya’ya küçük EXPO’yu aldırmıştır, bana sorarsanız EXPO fikri de yüzde yüz Alaaddin Yüksel’den çıkmıştır.
H.T: Alaaddin Yüksel bu kadar güçlü müdür EXPO’yu Ankara’ya aldıracak kadar. EXPO, valinin istemesiyle olacak birşey değil. Bu bir ulusal siyaset, dış politika. Onun için Yüksel, Ankara’ya EXPO’yu aldırır diye birşey yok. Ankara’nın lideri Başbakandır, Cumhurbaşkanıdır. Ankara’da sen içki yasağı uygulayacaksın, EXPO’yu alacaksın olacak iş mi?
E.Y: Nerede var içki yasağı Ankara’da
H.T: Alaaddin Yüksel’in vali olduğu dönem içerisinde içki yasağı başladı. Yapmayın gözünüzü seveyim.
E.İ: Önemli bir noktaya parmak bastın. Gıyabında konuşuyoruz, Sayın Yüksel’e de selamlarımızı iletelim. Alaaddin Yüksel’in İzmir’de içki yasağını getirdiğini hatırlıyorsun değil mi? Birinci Kordon’da içki yasağı koydu Alaaddin Yüksel. 26 Ağustos 2000’de Yüksel burada İzmir valisi iken ki ben başkan idim, içki yasağı koydu Birinci Kordon’a.
E.Y: Neyle ilgili koydu, nasıl koydu?
H.T: Çocuklar giremez dedi..
E.İ: Birinci Kordon’da içkiyi yasakladı, 26 Ağustos 2000 tarihli arşivleri çıkarır gösteririz. Alaaddin Yüksel’e bu işi bağlamak bana göre yanlıştır.

Mağdurlar mahkemede
Alsancak-Turan arasında mülk sahibi İzmir’in tanınmış sekiz ailesi,  haklarının yendiği gerekcesiyle plana iptal davası açtı

E.İ: Mahkemeye verilen dava dilekçesinin tarihi nedir?
E.Y: 14 Aralık 2010, Aralık ayının içinde açılıyor dava.
E.İ: Yeni İzmir projesi 2003 yılında Büyükşehir, Konak ve Karşıyaka Belediyeleri olarak ortak çalışmayla hazırlandı. Tüm odaların tek tek görüşleri alındı. Çoğu toplantıya bilgim olsun diye girdim. Yarın bir haksızlık, adaletsizlik yaşanmasın diye bilgim olmamasına rağmen başında bulundum. 2004’te tamamlayıp askıya çıkarıldığında itiraz yoktu. O tarihte Sayın Çakmur’un hiçbir itirazı ve davası yoktu. Şimdiki tarihe geldiğimizde ki; dilekçeden anladığım kadarıyla 2010’un yedinci ayında bir meclis kararı alınmış, 18 Ağustos tarihine kadar askıda kalmış bilgi isteyenlere yanıt verilmemiş. Demek ki; burada parsellerde çok büyük oynama olmuş.
Parsellerde imar plan notları değiştirilmiş, niye değiştirilmiş, nasıl değiştirilmiş? Bunları bilmiyoruz .
Bana göre bununla ilgili meclis gruplarının açıklama yapmaları veya eğer oynama varsa bir araştırma komisyonu dahi kurulması gerekli. Çok çarpıcı, çok ilginç.  Demek ki; burada sekiz mülk sahibi bunu fark edip bölge idare mahkemesine iptal istemli yürütmeyi durdurma kararı istemiş. Bu bölge 550 hektarlık alan ve çok sayıda mülk sahibi var, onların da bu karadan ve eğer plan değişmiş ise ondan da haberi olması lazım. Meclis yeni bir karar almış, buna göre de ardı ardına davalar açılıyor, incelemek gerek.
E.Y: Dönüyor, dolaşıyor aynı yere geliyoruz, bilmiyorum Hamdi ne diyecek? Aziz Bey’in kellemi veririm ama adamımı vermem felsefesinden vazgeçmesi lazım. Aziz Bey’e geçen hafta Hamdi çok güzel bir soru sordu; ‘2010 yılında en çok üzüldüğünüz olay nedir?’ Aziz Bey şu cevabı verdi;
‘ESHOT’taki ölümlü olaylar’ Tamam, bu olayları gerçekleştiren kişi hala yönetimde mi? Yönetimde.
Burada yanlış varsa o kimdir bilmiyorum…
E.İ:  Bir dakika, yanlışlık yapmayalım. Bu tür kararlar alınırken Büyükşehir Belediyesi Şehircilik Bölümü’nün ilgili müdürlük olarak görüşleri alınır. Buradaki arkadaşları koruma amacıyla değil ama haklarının yenmemesi için söyleyeyim, alınan bir sürü kararda Şehircilik Bölümü’ndeki memurların itirazları vardır. Başkanlık veya imar komisyonu istediği kararı alır ve bu göjrüşleri de kaale almaz. Özellikle bu dönemde inanılmayacak kadar çok örneği var.
E.Y: Peki, sen eski başkan olarak imar işlerini biliyorsun. Böyle bir itiraz dolayısıyla, mahkeme de haklı görürse, sence İzmir kaç yılını kaybeder?
E.İ: Bu duruma göre; bu iş arapsaçı olur. İçinden çıkılmaz.
E.Y: Çözümsüzlüğe mi gider?
İzmir’e çok büyük darbe olur
E.İ: Kesin çözümsüzlüğe gider, İzmir’in göbeğ , Tariş’in eski fabrikalarıyla, Şark Kumanya’nın sözde  tarihi çökmüş binalarıyla ve paslı çatılı antre depolarıyla aynen bu şekilde kalır. Ne Altınyol düzelir ne de turizm bölgesi olarak ilan ettiğimiz eski Turan Bölgesi hareketlenir çünkü; yürütmeyi durdurmanın ardından bir de iptal istemi var.
E.Y: Yani rahmetli Piriştina’nın dönemine mi gideriz?
E.İ: Bir kere  oynadılar,  Büyükşehir döndü ‘Evet, rahmetlinin döneminde yapılan planlar doğruymuş’ dedi, düzeltti. Şimdi görüyorum ki bir daha oynanmış üzerinde, bir değil iki defa daha oynanmış.  İzmir’i hareketlendirecek, ekonomiye can verecek nokta Yeni Kent Merkezi’nin imarlaşmasıydı. Şimdi öğreniyorum ki çok üzüldüm, ama emin ol bu davalar 30-40’a kadar çıkar. Gördüğüm kadarıyla 2010 yılının 7’inci ayında alınan, 8’inci ayda askıya çıkarılan bu meclis kararına göre, ki dava da 14 Aralık’ta açılmış,
H.T: Bir yeri yeniden yapılandırıyorsanız mülkü olan insanları bir yere toplarsınız ve onların isteklerini, taleplerini alırsınız ve not edersiniz. Bunun Batılı ülkelerde çok örnekleri var. Siz de şunu anlatırsınız, “Biz idare olarak buraya bir plan yapacağız, bunun gerektirdiği şartları budur. Siz de kentin gelişmesi için fedakarlık edeceksiniz, biz de size kolaylık göstereceğiz.” Uzlaşmayla bir yere gelmek lazım. Anladığım kadarıyla burada Büyükşehir Belediyesi kararları alıyor ama oradaki mülk sahipleri bundan memnun olur mu, olmaz mı sorulmuyor. Aynı İnciraltı’nda olduğu gibi… Burada da böyle bir sıkıntı yatıyor. Bence esas temel şu; İstanbul’un en tutucu ilçesi hangisi? Fatih. Fatih Belediyesi’ne gidiyorsunuz, sizi bir bankoda karşılıyorlar. Diyorsunuz ki; “Benim ruhsat problemim var, İktisat İşleri müdürüyle konuşacağım” Bankodaki arıyor, böyle bir vatandaş var, size bir şey danışacak diye bilgi veriyor. Adam toplantıdaysa, 15 dakika bekletin, ikramda bulunun diyor. Vatandaşı alıyorlar, çayını kahvesini getiriyorlar ve 15 dakika sonra doğrudan İktisat İşleri Müdürüyle görüştürüyorlar ve kayıt altında tutuyorlar bu görüşmeyi.
Beyler,  İzmir”de bugün herhangi bir daire başkanı ya da müdürle konuşabilmek için onun bir yakınına ulaşmadan, kaç kişi yüz yüzde görüşebiliyor? Hiç kimse.
H.T: Vatandaş derdini anlatamıyor. Halbuki anlatabilse…
E.İ: İzin verirsen bir saptama yapabilir miyim? Dediğin gibi, kent yenilemede ana unsuz ikna metodudur. Gideceksiniz, ikna edeceksiniz, feragat ve fedakarlık isteyeceksiniz bu bir. Şimdi dava dilekçesini inceliyorum ve hayretle okuyorum, insanlar bir talepte bulunmuşlar ve şu söyleniyor; “Ancak talebimiz 60 günlük süre içerisinde cevapsız bırakılmıştır. Bunun neticesinde yaptığımız araştırmaya göre İzmir Büyükşehir Belediyesi’nce talebimizin reddedildiği 14 Aralık 2010 tarihinde öğrenilmiştir” Bu insanların 60 günlük süre içerisinde Bilgi Edinme Kanunu’na göre bilgi alma hakkı vardır, suç duyurusunda bulunmaları gerekmektedir. Senin dediğine aynen katılıyorum, ortada korkunç bir tablo var…
H.T: İnsanlarla görüşmekten  neden kaçıyorlar?
E.Y: Ben hiçbir zaman belediyedeki insanları suçlamadım ama şu konuda Sayın Aziz Kocaoğlu’na hep ‘Ekibin yanlış Başkan’ dedik. Bu hangi dairede olursa olsun. Haftalık’ta yaptığı yeni yıl değerlendirmesi dahil her zaman ekibinin arkasında duracağının sinyalini verdi ama işte al, geldiği nokta bu.

2004’te kimsenin bir itirazı yoktu
Yeni İzmir Planları 2004’te tamamlanıp askıya çıkarıldığında hiç bir dava açılmamıştı. Sayın Çakmur’un da hiç bir itirazı yoktu. Daha sonra davacı oldu. Şimdi de  mülk sahipleri  davacı oluyorlar. Neden? Açıklama yapılmalı.

Kaynak:Milliyet Ege – 10.01.2010 {nomultithumb}