UZAYIN DEĞİL BU ÜLKENİN EMEKÇİLERİYİZ! YOKSUL EMEKÇİLERİ VURAN ZAM ÖNERGESİ DERHAL GERİ ÇEKİLMELİDİR!

Binlerce yurttaşımızın yaşamını kaybetmesine neden olan koronavirüs salgını ile, milyonlarca emekçinin işten atıldığı, toplumsal hizmetlerden yararlanamaz hale geldiği, yaşam koşullarının giderek kötüleşmekte olan bir süreci yaşıyoruz.

Salgın ile birlikte siyası ve ekonomik krizin etkilerini toplumun en yoksul emekçi kesimleri yaşarken, bedelini de ödemeye devam ediyor. Kamusal hizmetlerin eşit ve erişilebilir olmasının önemi ve sorumluluğu yaşamsaldır.

Sermayenin talep ve beklentileri doğrultusunda her kriz ortamını adeta lütuf gibi gören AKP hükümeti kamusal harcamaları günden güne azaltarak, bu ülkenin emekçilerine geleceksiz bir yaşamı reva görmektedir.

Son yıllarda sermayenin talep ve beklentileri dikkate alınarak yerel yönetimlerin genel bütçeden paylarına düşen gelirlerin azaltılması ve salgın nedeniyle derinleşen krizden çıkış yolu olarak elektrik, su, ulaşım ve doğal gaz gibi temel kamusal hizmetlere sürekli zam yapılmaktadır. İktidar tarafından; yerel yönetimlere yönelik gelirlerde azaltma yoluna gidilirken, sermayenin tüketimi ve ihtiyaçları için ise vergi muafiyetleri ve indirimleri getirilmesi, krizin faturasının sadece emekçilere kesildiğinin de diğer göstergesidir.

Bu yaklaşımın örneklerini İzmir’de su fiyatlarına yapılan zam ve şu an gündemde olan toplu taşıma ücretlerine yapılması düşünülen zam oluşturmaktadır.

Salgın sürecinde uzmanlar tarafından da  en temel korunma yöntemi olarak belirtilen temizlik ve hijyen sürecinin en önemli parçası olan su tüketimine yönelik değerlendirmeler, suyun faturalandırılması sürecinde kentte yaşayan vatandaşların mağduriyeti devam ederken, en temel insani ihtiyaç olan suya yapılan son zamlar ile salgın koşullarının tüm yükünü taşıyan ve bedelini ödeyen kesimlerin yükü daha da ağırlaştırılmıştır.

İzmir’de toplu ulaşım, yerel yönetimin kararıyla 2008 yılından itibaren aktarmalı sisteme dönüştürülmüş, adım adım uzun hatlar kaldırılmış, tek hat ile bir yere ulaşma olanağı azaltılmış dolayısıyla 90 dakikada ücretsiz aktarma politikası bu kararlar ile birlikte getirilmiştir. Toplu ulaşımda aktarma politikasının uygulanış biçimi, artı para uygulamasının olumsuz etkileri ile ilgili TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu olarak yaptığımız değerlendirmeler ile görüşlerimizi aktarmıştık. Bu süreçte bir kez daha vurgulamak isteriz ki; 90 dakikada ücretsiz aktarma kararı aktarmanın kimi bölgelerde zorunlu hale getirilmesinden dolayı yerel yönetimin “zorunlu” olarak aldığı bir kararın bugün “lütuf” olarak değerlendirilmesi doğru değildir. İzmir Kentiçi Ulaşımına yönelik Aktarma Sistemi, Artı Para Uygulamasının özellikle dezavantajlı kesimler ve emekçilere yönelik sorunları devam ederken, gelinen noktada; bunlara ilave olarak  bugün İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinde oylanacak önerge ile birlikte aktarmanın zorunlulaştırıldığı kentli kesim için açık bir zam gündeme gelmiştir.

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından toplu ulaşım ücretlerine yapılması düşünülen zammın gerekçesi “Pandemi süresince azalan yolcu sayısı ve artan maliyetler toplu ulaşımın mevcut şekliyle devamını olanaksız hale getirmiştir. ÖTV’nin sıfırlanması, genel bütçeden kaynak aktarılması gibi taleplerimiz bu güne kadar yanıtsız kalmıştır.” şeklindeki bir gerekçe ile meşrulaştırılmaktadır. Söz konusu düzenleme “Elektronik ücret toplama sisteminden alınan verilere göre İzmir’de toplu ulaşımdaki tüm binişlerin yalnızca yüzde 37’si ‘aktarma’ kapsamındadır. Geri kalan yüzde 63 gibi bir grup yeni sistemle daha ucuza ulaşım olanağı bulacaktır.” şeklindeki gerekçe ile de toplumu ikna etmeye çalışmaktadır. Kent merkezinde yüksek kira gelirlerini ödeyemeyen emekçiler kentin çeperlerinde daha düşük fiyatlarda kira ödeyerek yaşamını sürdürmekte ve her gün ulaşım sistemindeki aktarma sistemini kullanmaktadır. Yapılması düşünülen  ulaşım zammı ile %37’lik oran içerisinde yer alan emekçilerin mevcut sorunlarını çözmek yerine kamusal hizmetlerden daha fazla mahrum kalmasına neden olacaktır. Aynı metinde aktarmanın 120 dk’ya çıkarıldığı da ifade edilmekle birlikte, 2. aktarma sonrası yeni ücret talep edilmeyeceği vurgulanmaktadır. Ancak İzmir ulaşımında 3. ve 4. aktarmaları yapan kullanıcıların yüzdelik payına dair bir açıklamaya ne yazık ki yer verilmemektedir.  Açıkça ifade etmek gerekir ki salgının derinleştirdiği kriz ortamı ve genel bütçeden ayrılan payların azalmasının faturası emekçilere yüklenmesi kabul edilemez!

Bugünkü toplu ulaşım sisteminde kentin çeper mahallelerinde ulaşımın çoğunluğu zorunlu olarak aktarma yapılarak sağlanmaktadır. Bu mahallede yaşayan yoksul emekçi kentlilerin tümü zamdan doğrudan etkilenmektedir. Büyükşehir Belediyesi çalışmalarında “önceliği arka sıradakilere vereceğiz” söylemini ön plana çıkaran, kentin emekçilerine, çeperinde yaşayanlara olumlu etkiler öngören söylemler ne yazık ki söz konusu önergede yer alan zam konusunda önceliğin arka sıradakilere verildiğini göstermektedir.

İktidar tarafından yürütülen politikalar ile emekçiler için yaşamsal temel ihtiyaçların şiddetli ve hızlı bir şekilde pahalandığı bu dönemde kamusal bir ihtiyaç olan ulaşım konusunda da İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan uygulamalar ile geçtiğimiz yıl bugünlerde tam tarifede toplu ulaşım ücreti 3 TL iken 1 Kasım 2019’da yürürlüğe giren zam ile birlikte 3,56 TL’ye yükselmiş, daha 1 yıl bile dolmadan  ulaşımda zorunlu olarak aktarma yapan kentliler için en az 3,96 TL en çok 4,46 TL olması gündeme gelmiştir. Emekçiler için 30 günlük ulaşım maliyeti veri alındığında 2324 TL olan asgari ücretin %10-11,5 ‘inin  ulaşıma harcanmak zorunda olduğu bir tablo karşımıza çıkmaktadır.

Krizin emekçiler üzerindeki etkileri derinleşirken, yoksulluğun boyutları her geçen gün artarken pandeminin yarattığı ortam ve genel bütçeden ayrılan payların azalmasının faturası emekçilere yüklenemez,  bu gerekçe ile herhangi bir zammın açıklanma çabası anlayışla karşılanamaz. Kamu kaynaklarının tasarrufu konusunda inisiyatif yerel yönetimlerdedir. Kamu kaynakları toplumun temel ihtiyaçları öncelik gözetilerek kullanılmalıdır. Gereği olmayan, teknik ve bilimsel açıdan yanlışlar barındıran ve yüksek maliyetli projeler için değil kaynaklar halk için kullanılmalıdır. Bu nedenle kriz bahane edilerek halkın cebine el uzatılması da hiçbir şekilde kabul edilemez.

Söz konusu önerge ile ortaya çıkan zammın ortalama alınarak %5,6 olarak ifade edilmesi, yoksul emekçi kesimlerin maruz kaldığı %11-25 arasındaki zammın gizlenmeye çalışılması ise son yıllarda ülkemizin maruz kaldığı siyasi çürümenin bir parçasıdır. Bir kesim kentlilere küçük bir avantaj sağlanarak zaten türlü ekonomik zorluklarla mücadele etmek zorunda olan bir kesimin üzerine yıkılan külfet meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır.

Ucuz, nitelikli, güvenli, erişilebilir ulaşım her vatandaşın hakkıdır. İzmir’in toplu taşıma sorununun çözümü, yapılacak ulaşım zamları ile çözülemez.  Yerel yönetimlerden beklenen şehir içi araç trafiğini en aza indirgeyecek güvenli, konforlu, ucuz toplu taşıma araçları toplum ve doğa yararına uygun olacak şekilde düzenlemeler yapılmasıdır.  TMMOB İl Koordinasyonu olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne açık çağrımızdır: Emekçi halkın yararına olmayan su fiyatlarına yapılan zam ve ulaşım ücretlerine yapmayı düşündüğü zamlar derhal geri çekilmelidir.

TMMOB İZMİR İL KOORDİNASYON KURULU

Kaynak: http://www.tmmobizmir.org/?p=4448