TURİZMDE BARIŞ ÇUBUĞU ARALIK’TA YAKILACAK

YÜZ YÜZE: Banu Şen

İTO Başkanı Ekrem Demirtaş; kentin her türlü turizm imkanının yanı sıra, özellikle İzmir Kalkınma Ajansı’yla birlikte ‘maddi desteğe’ de sahip olduğunu vurguluyor, “Kimsenin şikayet etmeye, kenarda durmaya hakkı yok. Hazırlasın projesini, dalsın içeriye, işini yapsın” diyor.

İzmir Ticaret Odası’nın (İTO) 6 Ekim’de düzenlediği “Acil Turizm Zirvesi”ne katılmayan turizmciler, Aralık’ta alternatif zirve yapacaklarını açıkladı. Bunun üzerine İTO Başkanı Ekrem Demirtaş, eleştirilerin gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Zor durumda olan İzmir turizmi üzerinden siyaset ve muhalefet yapmak isteyenler, İzmir’e ve İzmir turizmine büyük haksızlık yapıyor. Bindikleri dalı kesiyorlar” açıklamasını yaptı. Demirtaş’a, yaşananları sorduk. “Geçmişe değil, önümüze bakalım. Bu yüzden de o tartışmalar geçmişte kaldı. Bugün yapmamız gereken toplantının sonucuna bakmamız. Artık konuşma zamanı değil çünkü” diyor ve Aralık’ın ikinci yarısında yapmayı planladıkları ‘Turizm Arama Konferansı’nı ilk kez Milliyet EGE’ye açıklıyor. Demirtaş, Körfez’le ilgili sürpriz bir projeyi ve İzmir’in turizm kenti olması yolundaki planlarını da ilk kez Milliyet EGE aracılılığıyla kamuoyuna duyuruyor.

İşte, Demitaş’la sohbetimiz…
Kasım’ın ilk haftası yeni liman projesiyle ilgili olarak, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın da katılacağı zirve yapılması planlanıyor. Son durum nedir?
– Bilgim yok!
Bir gelişme mi yok, yoksa siz çağrılmadığınız için mi bilginiz yok?
– Benim olmadığım bir toplantıda, Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu’nda böyle bir karar alınmış  bildiğim kadarıyla.
Liman ve kruvaziyer konusunu en  çok gündeme getiren sizsiniz… Haberiniz olmamasına ne diyorsunuz?
–  Birşey demiyorum… Doğal tabii,  böyle bir iletişim sistemi yok. Koordinasyon Kurulu’nda yapılan çalışmalar, orada  alınan kararlar, çalışma grubunca hayata geçiriliyor. Ben de basında okudum. Sistem bu şekilde. Ancak limanla ilgili elbette her zaman takipte fayda vardır, süreç yürüyor.
Gelinen nokta ne?
– Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun (ÖYK) kararına göre, İzmir Limanı’nın konteynır limanı ve yolcu- kruvaziyer limanı olarak ayrılması konusunda karar alındı.  Şu anda çalışmalar devam ediyor. Oda olarak destek veriyoruz. Zaten odamızın koordinasyonunda İzmir’de hazırlanan  bir anonim proje esas alınarak yapılıyor. Devlet Demiryolları’ndan (DDY) Demiryolları, Limanlar ve Hava Meydanları İnşaatları Genel Müdürlüğü’ne (DLH), İzmir’deki meslek kuruluşlarına kadar pek çok kuruluşun görüşü   alınarak hazırlanmış bir plan bu.
İhale süreci ne zaman tamamlanır?
– Çok umutlu değilim ama belki yıl bitmeden bir ihale süreci başlayabilir diye düşünüyorum. Elbette liman bizim için önemli ama ulaşılamayan liman, liman değildir. Yenikale geçildikten sonraki  11 kilometrelik yaklaşım kanalında derinlik 10 metre. Bugün üçüncü kuşak konteynır gemileri, eksi 14 metre… Bu gemileri buraya sokamayız. Onların da girebilmesi için mutlaka  taramanın yapılması lazım. Şimdi Büyükşehir Belediye Başkanı’nın liman içindeki çamuru alıp, gübreye çevirecek ve denizi de temizleyecek olan bir çalışmasını duyuyorum. Henüz kendisiyle görüşmedik ama izlediğim kadarıyla gerçekten çok güzel bir proje.
Zirveye tekrar dönersek… Bu zirvelerde böyle bir sıkıntı yaşanır oldu İzmir’de… Geçen haftalarda gerçekleştirilen ‘Turizm Zirvesi’ de uzun süre tartışıldı. Çağrılmayanlar olduğu  ya da çağrılıp gelmeyenler olduğu söylendi.  Ne düşünüyorsunuz?
– Geçmişe değil, önümüze bakalım daha iyi olur. Geçmişe takılıp kalırsak geleceğe gidemeyiz. Bu yüzden de o tartışmalar geçmişte kaldı. Bugün yapmamız gereken, toplantının sonucuna bakmamız.
Bu toplantının sonucunda yeni gelişmeler oldu mu?
– Aralık’ta bir ‘arama konferansı’ planlıyoruz. İzmir turizminin 2010-2020’yi kapsayan 10 yıllık planını yapmaya çalışacağız. Elbet bakanlığın, diğer kuruluşlarımızın, Büyükşehir’in, İl Özel İdaresi’nin stratejik planları vardır. İZKA’nın da planları var. Ancak, her kurumun bu işe katkı yapması adına bütün turizm kesimiyle birlikte bir taslak plan yapacağız. Çünkü, bütün turizmciler bizim odamızın üyesi. Eli taşın altında olanların görüşlerini diğer kamu kurumlarına, bakanlıklara iletmek bizim asli görevimiz.
İzmir’in en önemli önceliğinin turizm olduğunu hep vurguluyorsunuz. Arama konferansının dışında, üzerinde  çalıştığınız başka projeler de var mı?
– Var. İzmir’in garları; İzmir’in en güzel yapıları… Şu anda fonksiyonel olarak tam kullanılamıyor. Çok az bölümü gar fonksiyonuna tahsisli. Alsancak Garı, Basmane Garı… Daha önce buralar trene binen insanların ihtiyacı için kullanılan mekanlar. Ama bugün artık o mekanların bir çok bölümünün kullanılmadığını görüyorsunuz. Alsancak Stadı’nın arkasından Mürselpaşa’ya kadar uzanan ve içerisinde 1850 yılların yapıları olan bir bölge var. Hala ilk günkü güzelliğini koruyan, DDY’nin müdürleri de dahil olmak üzere  özenle baktıkları ve günümüze taşıdıkları eserler. Günümüzde, vagon bakımı, vagon yapımı gibi bir takım teknik hizmetlerin görüldüğü alanlar. Bunun için DDY’ye de devlete de para kazandıracak projeler ürettik.
Detayları belli mi?
– Bu projeleri bakanlığa sunduk. Büyük bölümü kabul gördü. O çalışmalar devam ediyor. Artık İzmir’de turizmi sadece güneşe, denize ve kuma dayalı görmüyoruz. Yılda 12 ay turizm istiyoruz. Artık şehir turizmi öne çıktı. Bunun içinde ekonomi turizmi de sağlık turizmi de, hepsi var. Tepekule, Agora, Kadifekale gibi ören yerlerimizin ziyarete açılmaları, takip  edilen ve olmazsa olmaz projeler. Ama bizim turisti İzmir’de en az üç gün   tutacak bir program oluşturmamız gerek.
Bunun için çalışmalarınız var mı?
– Kendimizi turist yerine koyuyoruz, çalışmaları yaptık.  Nereye gidilir, nerede kalınır? Üç gün için ‘minimum’ bir  program yapıldı. Körfez turu bunlardan biri… Efes, Bergama, Sardes, İzmir müzeleri, İzmir çarşı turu gibi turlar düzenlendi. Bunlar tek tek yazıldı, çalıştık. İzmir; Körfezi’nde tur yapılmayan ve akvaryumu olmayan bir deniz kenti. Geçen yıldan bu yana ısrarla üzerinde durduğum ‘körfez turu tekneleri’ konusunda ilk adımı attık. İki tekneyi getirdik İzmir’e… Bunlar, yazın Çeşme’de ada turu yapan tekneler. Koltukları yenileniyor, 10 gün içinde burada dolaşacak hale getiriliyor.
Sayıları artacak mı?
– Daha da gelecek. Başlangıçta müşteri bulamayabilir, para kazanmayabilir. Hiç kimse de para kazanmadığı yere teknesini koymaz. İZTO olarak bu faturayı ödemeye hazırız. Doluluk oranını o aracın maliyeti kaç yolcuyla karşılanıyorsa onun altında  bir yolcu geldiğinde, aradaki fark yolcu bedelini ödeyeceğiz. Şehir içi araçlarla  ilgili de belli çıkış noktaları düzenlenmeli. İzmir’i, ‘turistik tur’ bulunabilir hale getiriyoruz. TÜRSAB’la da, üyelerimizle  de bu çalışmayı yapıyoruz. Rehberler Odası’yla, otelcilerimizle, acentelerimizle beraber çalışıyoruz. Önümüzdeki sezon İzmir’i tam bir turizm kenti haline getirmek konusunda hazırlıklarımız devam ediyor. İZKA da turizm girişimcilerini yüzde 75’e kadar destekliyor. Artık turizm sektörüne girecek olanların ya da sektöründekilerin mazereti kalmadı. Bu desteklere rağmen İzmirlinin şikayet etmeye ve kenarda durmaya hakkı yoktur. Sektörün  içindekiler de, ‘Biz kenardayız, ucundayız, ortasındayız’ diye hiçbir yakınmaya girmesin. Dalsın içerisine, işini yapsın.  Artık konuşma zamanı değil çünkü.

 

İEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi’nin, geçtiğimiz günlerde açılan yeni binasının projelerini, okulun akademisyenleri ve öğrencileri hazırladı.

Şehrin tarihi yönünü İEÜ mezunları öne çıkaracak
İzmir için önem sıralamanızda inşaat sektörü de yer alıyor…
– Yaklaşık 10 bin üyemizin dahil olduğu 50’ye yakın meslek grubunu etkileyen lokomotif sektör, inşaat. Ancak parlak günleri geçti. Şu an mevcut konutların renovasyona ihtiyaç var. 20 senelik evin tuvalet taşının, seramiğinin değişmesi, kapısının yenilenmesi gibi… O nedenle de İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin (İEÜ) en iddialı bölümlerinden birini; mimarlık, iç mimarlık ve tasarım olarak belirledik. Öğrencilerin ve akademisyenlerin tasarladığı bina yeni açıldı. Restorasyon yüksek lisans bölümünü açacağız şimdi. İzmir kentinin tarihi yapısını ortaya çıkaracak olan o kişileri yetiştirmek durumundayız.

Kentin göbeğinde 2 dönüm boş alan var, 100 yıldır bakıyoruz!
Körfeze akvaryum projesiyle ilgili gelişme var mı?
– İzmir’in en değerli yeri, bana göre iç liman. Dalgakıranıyla, Kordon’uyla, Pasaport İskelesi’yle, Konak Pier’le son derece önemli bir cazibe merkezi… Ama bugün bu cazibe merkezini göremezsiniz. Pasaport İskelesi’nin binasının duvarlarının sıvaları dökülmüş, bakımsız durumda. Oysa turizme açılması, butik otel haline getirilmesi, restoran, fenerde kafe olması lazım… Dalgakıran sadece martılara teslim edilmiş durumda. Martılar da, güvercinler de olsun ama insanlar da orada dolaşsın. Oradan İzmir’i seyretmek çok büyük bir keyif ve bir cazibe. 2 bin metrelik beton platform üzerinde iki bayrak var, bir de martılar. İzmir’in göbeğinde 2 bin metrekare bomboş bir alan ve buraya biz 100 yıldan fazladır bakıyoruz. Orada gece ışık oyunları olabilir. Dalgakırandaki yasal sorun aşıldığı zaman bu önümüzdeki iç limanın  15 metre derinliğinde de bir akvaryum yapılabilir, yapılmalıdır.  Biz dahi yaparız ama kurumlarımızın, kuruluşlarımızın ve mülkiyet sahiplerinin düşünceleri de var. Şu anda Pier’i kullanan şirket böyle bir proje, marina yapabileceğini ifade etmişti. Anlaşmazlık olan diğer şirket de yine böyle bir projeye sıcak bakıyor. Yasal sürecin bitmesini bekliyoruz. Marina olmalı, tekneler olmalı. Teknesi olmayan, marinası olan olmayan bir şehir İzmir…

Benim siyasetle işim yok…
Genel seçimlerde aday olacağınız söyleniyor…
– Benim siyasetle işim yok. Zaten hiç siyaset yapmadım. Birşeyler üretmek sevdasındayım. Hiçbir şey yapmasam bahçemde domates, biber yetiştiririm. Bu yüzden de siyasette çok faydalı olamayacak biriyim…

 

Kaynak: Milliyet Ege – 24.10.2010