Tüp Geçitler, Ulaşım Politikaları ve İzmir Expo 2015

Tüp Geçitler, Ulaşım Politikaları ve İzmir Expo 2015

Hasan TOPAL / Mimar

Kentlerimizde ulaşım ve trafik sorunları tartışma konusu edildiğinde, birilerinin aklına nedense, herhangi bir ulaşım politikasına bağlı olmadan ve ulaşım planlarının bir önerisi olmadan, bir başka ifadeyle kaynağını bir plandan almadan tüp geçitler, köprüler geliyor. Bir başka garip önermeler saplantısı da alt-üst geçitler inşa ederek ulaşım sorunlarını çözmek beklentisi.

Aslında bu önerilerin nedenselliklerine bakıldığında; küreselleşme, globalleşme adı altında yıpratılmış, yorulmuş akılcılığın yerine konmaya çalışılan ve bir haylide yol alınan postmodern yaklaşım ve anlayışların, toplumumuzun her kesimindeki, her kademesindeki ve her roldeki aktörlerini nasıl etkisi altına almış olduğu görülmektedir.

Son aylarda, İstanbul boğaz geçişlerinden sonda İzmir'de İnciraltı ile Çiğli,Bostanlı arasında Tüp Geçit yapılması önermeleri gündeme getirilmeye başlandı. Ulaştırma Bakanı ve Büyükşehir  Belediye Başkanı'nın çok büyük bir vizyon! olarak sahip çıktıkları bu buluş, Expo nedeniyle yeniden ısıtılarak
meşrulaştırılmaya çalışılıyor.

Öylesine önemli bir ulaşım çözümü ki, dışarıdan bazı kent bilimci ! uzmanlar da otoray olarak daha anlamlı fikirlerle ortaya çıkmaktalar İzmir'in kent içi ulaşım sorunlarını çözmek adına. Ama hiç kimsenin aklına bu konunun bir planlama problemi olduğu gelmiyor anlaşılan.

İzmir'in yaklaşık 2.6 milyon kişiye ulaşan merkez kent nüfusu Karşıyaka, Konak, Bornova, Buca merkez ilçelerinde yoğunlaşmaktadır. Geleneksel ticaret merkezi tarihi Kemeraltı bölgesinde işlevini sürdürürken,merkezi iş alanları Alsancak, Çankaya bölgelerinde yeralmakta ve giderek liman arkası
ve Bayraklı bölgelerine gelişme aşamasındadır. İzmir kent planları da bu gelişmeyi yönlendirmektedir.

İzmir’de konut bölgeleri ise, yine Karşıyaka, Çiğli, Bornova, Buca, Konak ve Gaziemir ilçelerinde yoğunlaşmaktadır. Kent merkezinin hizmetler sektörü rolünün gelişeceği benimsendiğinde ki metropoliten kentin erişeceği aşama budur ve metropoliten ilişkiler bu gelişmeyi destekler niteliktedir. Merkezi iş alanları ile konut alanları ilişkisi kuşkusuz ulaşım-erişim taleplerinin de en fazla olduğu zonları ve koridorları oluşturmaktadır.

Diğer yandan sanayi ve organize sanayi alanları ile küçük sanatlar alanları da kentin güney, kuzey ve doğu akslarında kent çıkışlarında yer almakta, bu bağlamda çalışma alanları, konut alanları ulaşım talepleri de bu koridorlarda yoğunlaşmaktadır.

İzmir kentinin özetlenen, yerleşme desenindeki  dağılım ve ulaşım-erişim talebinin fazla olduğu bu zonlar ve koridorlarla, Tüp Geçiş önerilen İnciraltı-Çiğli,Bostanlı bağlantısının hiç bir ilişkisinin bulunmadığı, bu anlamda da önerinin hiç bir rasyonelliğinin bulunmadığı rahatça söylenebilir.
Yapılması önerilen tüp geçişin, hiçbir talep analizine, hiçbir trafik sayımına dayanmayan ve de kent nazım planı ve ulaşım master planı böyle bir geçişi öngörmediği halde yapılmak istenmesi, üzerinde dikkatle durulması gereken bir büyük kentsel sorundur.

Önerilen projenin, İzmir körfezinin güneyinde İnciraltı’nda ve kuzeyinde Çiğlide geçeceği alanlar, özellikle yaban hayatı açısından, uluslararası öneme sahip sulak alanlardan Ramsar kapsamındaki alanın devamı, tamamlayıcısı niteliğinde olması nedeniyle Birinci Derece Doğal Sit Alanı olarak tescil
edilmiş alanlardır. Doğal yaşam ortamları, önerilen otoyolun ve tüp geçiş bağlantılarının getireceği baskı altında bu niteliklerini kaybedeceklerdir.

İzmir Çevre Otoyolunun, tanımlanan iki noktadan Tüp Geçişle bağlanarak ring olarak tamamlanacağı tezi de yukarıda özetlenen nedenlerle hiçbir bilimsel araştırmaya dayanmayan, işlevsiz ve tutarsız bir tezdir. Bağlantı kavşaklarıyla birlikte yaklaşık 11 km uzunluğundaki tüp geçişin ciddi bir fizibilitesi ve yapılabilirlik etüdü de bulunmamaktadır.

Sonuç olarak İzmir körfezi Tüp Geçiş projesi; akıldan ve bilimden uzak, kent nazım imar planı ve ulaşım planının önermediği, ancak geçeceği koridorların ve bağlantı noktalarının çevresinde yeni talepler, spekülasyonlar ve imar rantları yaratacak bu anlamda doğal sit alanlarını tahrip edecek, kent içi ulaşım sorunlarına çare olmak bir yana kentte daha büyük sorunlar yaratacaktır.

İnşaatı deniz altında ve bataklık alanlarda yapılacağından, yapım maliyetinin oldukça yüksek olacağı ortaya çıkmaktadır. Böylesi büyük bir finansal kaynağın, kentin daha öncelikli olan, toplu ulaşım-raylı sistem projelerinde kullanılması, İzmir'in kent içi ulaşım sorununun çözümüne önemli bir katkı olacak tır. Kaldı ki kent içi ulaşım sorunlarının, toplu ulaşım sistemleri dışında çözülebilmesi, henüz dünyada hiçbir kentte başarılamamıştır.

Diğer yandan Expo 2015  (Dünya Sergisi) için İzmir kentinin adaylığı süreci, bütün dinamikleri ile kent gündemindeki yerini, ivmesini yükselterek koruyor. Hazırlıklar, yer seçimi tartışmaları, expo'nun kente getireceği kazanımlar, kentin ticaret ve kültür alanına katkıları vb. ayrıntılar bütün kentlilere yansıtılma ya, benimsetilmeye çalışılıyor. Gerçekte İzmir'in fuarcılık geleneğinin erişebileceği en üst aşama olarak tanımlanabilir Expo 2015.

Ancak uzunca bir zamandır basına yansıyan açıklamalar, görüşler ve tartışmalar dikkatle irdelendiğinde, Expo'nun gerisinde çok büyük sorunlarının üstü örtülü olarak gündemde yer aldığı görülmekte ve çok büyük çelişkilerin yaşanmakta olduğu, yaşanacağı anlaşılmakta.

Öncelikle yer seçimi konusunda ortaya konan tespitler, bulgular, veriler, yapılmış olan açıklamalar ve gelişmeler ile görüşler oldukça ilginç çelişkiler yansıtıyor ortama. Büyükşehir Belediye Başkanı Expo  için yer seçilen alanla ilgili yasal duruma yönelik çok önemli uyarılar yaparken, bu uyarıları dikkate almadan Kültür ve Turizm Bakanlığı 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planını mevzii olarak yapıp onaylıyor.

Planın içerdiği alan 1.,2.,3.derece doğal sit alanı olmasına rağmen, sit alanlarında yapılacak koruma planlarıyla ilgili mevzuata uymadan ve ilgili Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun uygun görüşünü bile almadan !.(KTVKB.Kurulunun kendi bakanlıklarına bağlı olmasının güvencesiyle olsa gerek)

İmar Kanununda, imar planı ile iskân kararı getirilen alanlarda 0.40 oranında ayrılacak düzenleme ortaklık payının, hangi kullanımlara ayrılacağı kesin olarak belirtilmiştir. Bu kamu kullanımları; yollar, otoparklar, yeşil alanlar, okul alanları, dini tesis alanları, karakol alanlarıdır. Kanunun bu çok açık  ve bilinen koşuluna rağmen, B.B.Başkanının çözüm önerisi olarak sunduğu şekliyle, 0.40 düzenleme ortaklık payı olarak kamuya ayrılacak alanda nasıl Expo yapılabileceği büyük bir bulmaca gibi duruyor gündemde.

Tarım Bakanlığı İzmir Tarım İl Müdürlüğü ise, İnciraltı’nda  yapmış olduğu toprak etüdü sonucunda, alanın tamamının tarım alanı olduğunu ve tarımsal amaç dışı kullanılamayacağını belirlemiş raporlarında. Tarım müdürlüğünün raporu doğrultusunda, 1/25000 ölçekli İzmir Kentsel Bölge Nazım İmar Planında ve 1/100000 ölçekli İzmir Çevre Düzeni Planında İnciraltı bölgesi tarım alanı olarak tanımlanmıştır.

Toprak raporuna ve belirtilen planların kararlarına rağmen, yinede bu alan Expo için seçilmiş merkezi idare tarafından. Expo bir tarım ürünü yada meyve ağacı olarak kabul edilmiş olsa gerek planda.(Expo; dikili tarım yada örtü altı tarımı olabilir mi !).

Planın kabulleri böyle olunca, Ulaştırma bakanı da körfezin iki yakasını bir araya getirmek için tüp geçiş yapmayı projelendiriyor tarım ürünlerini nakletmek için belki de. Birileri de DNA kulesi öneriyor expo için sembol olarak, ama bir iş ya da otel kulesi, tema ise herkes için sağlık.

Kentte duyarlı çevreler ve uzman meslek odalarının, alanın sorunları ve yasal olmayan gelişmeler konusunda yaptığı uyarılara ise kimse önem vermiyor. Aksine bu uyarıları yapanlara ve yargı yoluna giden Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesine, inanılmaz saldırılarda bulunuyor rant beklentisi içinde olan çevreler.

Sıralanan sorunların yanı sıra kentin göreli olarak bu en kıymetli bölgesinde, en az 1.5 milyon metrekare alan nasıl ve hangi kaynakla kamulaştırılacak, kamulaştırma için kaynak nasıl bulunacak. Yoksa Expo İnciraltı’nın imara (yapılaşmaya) açılmasının aracı olarak mı görülüyor. Bilmeceler büyüyor, çoğalıyor.
Expo organizasyonunun yaklaşık olarak en az 10-12 milyar dolar yatırım bütçesi olacağı kabul edilmekte. Öngörülen bu çok büyük finansmanla, kentin öncelikleri ile uyumlu ve kent planlarının hedeflerine erişmede önemli bir fırsat ortaya çıkmakta.

Expo düzenlemiş olan kentler incelendiğinde, çok daha akılcı, tutarlı ve kabul edilebilir, örnek alınabilecek uygulamalar izlenmekte. Her ülkenin ve kentin kendine özgü koşulları olmakla birlikte, genel olarak ve öncelikle,
Expo, kent planının öngörüleri ve hedeflerinin gerçekleştirilmesi ve kentin vizyonuna erişmek için önemli bir araç olarak kabul edilmekte ve iki önemli aksta değerlendirmeler geliştirilmekte.

-Expo araç olarak ele alınıp, kentte hangi alanların geliştirilmesinde etkin olabilir.
-Expo sonrası, expo alanı nasıl bir kentsel işlevle kullanılarak kente kazandırılabilir.

İzmir’de yaşanan gelişmeler izlendiğinde her iki aksa dair bir öngörü ve açılım görülememektedir. Örneğin imar aflarının koşulları ile yapılaşmış, sağlıksız, güvensiz bir kent parçası Expo alanı olarak seçilip, daha nitelikli, güvenli, sağlıklı bir fiziksel çevreye dönüştürülebilirdi. Alanın çevresi de gelişme ivmesi kazanarak süreç içinde, kentin merkezinde sağlıklı bir kentsel yenileme, dönüşüm yaratılmış olurdu. Expo sonrası, Expo yapıları kültür, sanat, eğitim, sağlık, spor, idari vb. işlevlerle  kentsel kullanımlara sunulabilirdi.

Veya İzmir Büyükşehir Belediyesi Nazım İmar Planının önerisi olan, Urla'da İYTE alanı içinde gerçekleştirildiğinde, kamulaştırma maliyeti olmadan, Expo sonrası, bütün ihtiyaçları tamamlanmış, mekansal olarak dünyadaki en yeterli üniversite kampus alanı kazanılmış olurdu. Ulaşım vb. gereksinimleri de uygarca çözülmüş olarak.

Özetle tanımlanan gerekçeler, gelişmeler kapsamında bakıldığında, İzmir Expo 2015 süreci, böylesi büyük projeleri nasıl ele alacağımıza, nasıl geliştirebileceğimize ve bir kentin bir büyük proje ile nasıl uyumlandırılabileceğine yönelik pratiklerimizin oluşmasına, deneyimlerimizin ve büyük projeler kültürümüzün gelişmesine önemli zenginlikler katacak gibi.

Expo 2015 proğramı taşıdığı potansiyel gelişmelerle, İzmir’de uzun süre tartışma gündemlerinde önceliğini koruyacak gibi görülüyor ve yeni bilinmezler ekleniyor. Beklentiler çoğalıyor ama, yasal olana, bilimsel olana, kentin uzun dönemde yararına olana önem verilmeden.

www.planlama.org
http://www.planlama.org/index.php?option=com_content&task=view&id=2468&Itemid=1