TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI 25. OLAĞAN GENEL KURUL BİLDİRGESİ

Odamızın 1-2 Mart 2008 tarihlerinde gerçekleştirilen 25. Olağan Genel Kurul Bildirgesi yayımlandı. Yayınlanan Odamız 25. Olağan Genel Kurul Bildirgesi aşağıdaki gibidir.

 

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI
25. OLAĞAN GENEL KURUL BİLDİRGESİ

Günümüzde kentlerimiz küresel/ulusal sermaye ve piyasa güçlerince talan edilmekte, toplumsal olarak parçalanmakta ve kamusal alanlar hızla özelleştirilmektedir.

Plancı ve planlamanın mesleki birikimi gün geçtikçe hiçe sayılmakta, yurttaş müşteriye çevrilip, kaynağı olmayanlar dışlanmaktadır.

Toplumsal yaşamın ve mücadelenin her alanında saydamlık, katılım gibi değerlerin içi boşaltılmakta ve bu kavramlar sermayenin çıkarlarına hizmet eden bir projecilik anlayışını meşrulaştırmak için kullanılmaktadır.

Her türlü planlama çabasının pusulası olan kamu yararı ilkesi soyut ve değersiz bir kavram gibi gösterilmeye çalışılmakta, planlamadan yoksun proje anlayışı yüceltilmektedir.

Bu sürecin durdurulması ve kentlerin toplum merkezli bir kent ve bölge planlama anlayışıyla savunulması şehircilik mesleğinin temel değeri olmalıdır.

Plancıyı ve planlamayı bu talanın aracısı durumuna indirgemek isteyen ve mesleki birikimi hiçe sayan bu anlayışa dur demek için; kamusal değerleri, kullanım hakkını ve toplum yararını merkeze koyan bir anlayış çerçevesinde demokrasiyi, katılımı ve saydamlığı savunmak gereklidir.

Yaşanan sorunlar karşısında birlikte hareket etmek ve geniş bir mesleki dayanışma ortamını canlı tutmak, meşruiyetlerini mesleki ve bilimsel eğitimlerinden alan biz şehir plancılarının kaçınılmaz sorumluluğudur. Ancak böyle bir anlayışın benimsenmesi halinde planlama toplum hayatında kalıcı bir yer bulabilecektir.

Şehir Plancıları Odası bugün 8 şubesi, 30 İl temsilciliği, 29 Mesleki denetim görevliliği ve 4000'i aşan üyesiyle ortak çıkış noktaları yakalamak, bu ortak mücadele alanını TMMOB örgütlülüğü ve bağlı odalarıyla, diğer mesleki birlik ve kuruluşlarla hep birlikte genişleterek toplumla paylaşmak zorundadır.

İktidar, merkezi kurumlar ve yerel yönetimler, planlamanın içini boşaltarak parçalayanlar, kısaca memleketi idare eden odaklar, bizi icraatları ile yanıltmamışlardır. Yerel seçimlerin de yaşanacağı önümüzdeki bu kritik dönemde, kentlerimize yönelik saldırıların, işlenen suçların artacağını ve ne yazık ki iktidarın bütün bunlara göz yumacağını bilmek, kamu kaynaklarının sermaye güçlerine peşkeş çekilerek tüketileceğini kestirmek ve bütün bunlara karşı zorlu bir mücadelenin verilmesi gereken bir dönem olacağını görmek de çok zor olmayacaktır.

Planlama meslek alanının yaşadığı sorunlar ile ülkenin ve toplumun sorunları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Bu ilişki nedeniyle toplumsal olaylara daha yakından bakmamız ve toplumsal sorumluluklarımız çerçevesinde mesleğimizi icra etmemiz gerekmektedir. Bizler, serbest de çalışsak, mesleğimizi kamuda da icra etsek, ücretli çalışan vasıflı emekçiler olarak toplumsal faydayı her zaman ön planda tutmak zorundayız.

Bazı meslektaşlarımızın içinde bulunduğumuz dönemde teknik bir gerek haline indirgedikleri mesleki faaliyetleri ile kente karşı işlenen suçlara ortak olması, bu anlamda yaşanan olumsuzlukların artması, etik konusunu önümüzdeki dönemin önemli gündemi haline getirmektedir.

Planlama meslek alanında kurumsal etik kuralların sürdürülecek örgüt içi tartışmalardan sonra netleştirilerek sonuçlandırılması, artık acil ve önemli bir gerek olarak önümüzde durmaktadır.

Bir taraftan, yetkileri ve işlevleri bakımından planlama kurumlarının bazılarının içlerinin boşaltılması, bazılarının ise lağvedilmesi, diğer taraftan plan yapma, yaptırma ve onama yetkisinin bir çok kuruma dağıtılmış olması, İmar ve Şehircilik Yasası'nın bir türlü yeniden gündeme getirilmemesi, tarihi ve doğal zenginliklerimizin, kıyılarımızın, orman, yayla ve meralarımızın, tarım alanlarımızın, madenlerimizin gözü dönmüş bu rant düzeninde sürekli pazarlanacak ve yağmalanacak değerler haline getirilmesi, gerek meslek odası, gerekse birey olarak mücadele etmemiz gereken ortamlar olarak karşımızda durmaktadır.

Böyle bir ortamda meslek örgütümüz;

– Piyasacı anlayış karşısında, toplum yararı anlayışını merkezileştiren ve mesleki çıkarlarını bu çerçevede tanımlayan bir şehircilik anlayışını savunmayı,
– Bölgesel kalkınmada, piyasa temelli anlayışın öngördüğü sermayenin kolaylaştırıcısı rolü yerine, toplumun geniş kesimlerinin refahına yönelik bir bölgesel planlama anlayışını yerleştirmeyi,
– Kent mekânının kamusal niteliğini kamu yararını ve kullanım değerini ön plana çıkartıp, özelleştirmeci anlayışlara karşı direnmeyi ve alternatifler üretmeyi,
– Şehir planlama meslek alanını niteliksizleştiren bir anlayış karşısında şehircilik alanını genişletip derinleştirmeyi,
– Kentle ilgili diğer meslek gruplarıyla pasta paylaşımı kavgası yerine dayanışmayı ilke edinmeyi,
– Toplumsal ve mesleki katılımı, mesleğin temel değerleri çerçevesinde tanımlamayı,
– Meslek Odasının üyesiyle kurduğu ilişkiyi, meslek öncesinde ve meslek deneyim sürecinin tamamında sürekli ve etkin kılmayı,

önümüzdeki dönemin öncelikli görevleri olarak tanımlamış ve böyle bir anlayışın toplumsal ve mekânsal projeye dönüştürülmesini hedeflemiştir.

TMMOB Şehir Plancıları Odası

(11.03.2008)