TARIM ARAZİLERİ YOK EDİLİYOR: “CARGILL”E AF YENİDEN GÜNDEMDE

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, 1 Mart 2008 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.

TARIM ARAZİLERİ YOK EDİLİYOR: "CARGILL"E AF YENİDEN GÜNDEMDE

Anayasa Mahkemesi'nin, Cargill'i kurtarmak amacıyla tarım dışı amaçla kullanıma açılmış tarımsal arazilere af öngören yasa maddesinin yürürlüğünü durdurma kararı devam ederken, Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu ve 3 Milletvekilinin; Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve Diğer Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Cargill'i kurtarmak için yeniden mecliste gündeme geldi.

Birinci sınıf tarım arazisine sanayi tesisi kurmaktan dolayı çalışma izni alamayan Bursa Orhangazi'deki Cargill firması 8 yıldır faaliyette bulunuyor. Bu suçtan dolayı firmanın tesisi 2006 yılında sadece 47 gün mühürlü kalmıştı. Bütün hükümetlerin üretim yapması için adeta seferber olduğu firma için bölge "Özel Endüstri Bölgesi" dahi ilan edilmişti. Bu karar Danıştay'dan dönünce hükümet yasa çıkararak Cargill tesislerini meşrulaştırma yoluna gitti.

1865 yılında ABD'de kurulan Cargill şirketi çevreyi kirleten fabrikaları, genetiği değiştirilmiş mısır ve nişasta bazlı şeker üretimi ve ithalatı ile ün salmış bir kuruluş. Tarım gıda alanında ABD'nin ilk beş, dünyanın ilk on şirketi arasında yer alıyor. Bu büyüklüğüne rağmen borsada işlem görmeyen bir aile şirketi olan Cargill ile ilgili veriler, çoğunlukla "tahmin edilmektedir" notu ile yayınlanıyor. Cargill'in ABD siyasetindeki gücünün oldukça yüksek olduğu biliniyor. Firma dünyanın 61 ülkesinde faaliyet gösteriyor ve 60 milyar doları aşan yıllık ciroya sahip.

1960'lı yıllardan beri Türkiye'de iş yapan Cargill, ülkemizde Marmara bölgesine konuşlanmış durumda. Orhangazi Ovası'nda 195 bin metrekare "birinci sınıf tarım arazisini" en uygun yer olarak kendine seçen kuruluş, 1986 yılında İstanbul şubesini açan ve yurt dışından getirdiği veya Türkiye'den satın aldığı hububat, yağlı bitkiler, yem ve pamuk ürünlerinin yurtiçinde ticaretini yapan şirketin ABD ve Amerika kıtasında kabul görmeyen bir takım "deneysel" ürünleri, gelişmekte olan ülkelerde denediği de iddia ediliyor.

Cargill daha sonra ülkemizin ilk şeker fabrikalarından biri olan Alpullu şeker fabrikasını satın alıp bölgede şeker pancarıyla üretilen şeker sektörünü baltaladı.Genetiği değiştirilmiş mısırdan şeker üreten Cargill'in üst düzey yönetici yakınları vasıtasıyla Türkiye'ye sokulan ithal mısırı satın alıp, bu mısırdan ürettiği yüksek fiyatlı nişasta bazlı şekeri ortağı Ülker'e verdiği de bilinenler arasında.

Cargill'in Pendik'te bulunan fabrikada Ülker ile ortaklığı ise, İngiliz Cerestar firmasını satın alması ile oldu. Cargill ayrıca Hendek'te bulunan fındık işleme tesisinde işlediği fındıkları yurtdışına satıyor. Cargill şirketinin kurulduğu birinci sınıf tarım arazisinin sanayi bölgesi ilan edilmesinin dışında başka bir talebi daha var. İkinci isteği şeker yasası ile getirilen kotadan glukozun çıkarılması ve fruktoz için ise kotanın Nişasta Bazlı Şeker (NBŞ) üreten 5 fabrikanın tüm kapasitelerini kullanabilecekleri şekilde genişletilmesiydi.

2004'te gerçekleştirilen ilk yasal düzenleme, tarım dışı amaçla kullanılmaması gereken tarım arazileri üzerine kurulan tesisler için, altı aylık sürede gerekli işlemleri yaptırmak kaydıyla af öngörüyordu. Yerel yönetimlerin karşı çıkmaları ve yargı kararları nedeniyle Cargill ilk düzenlemeden yararlanamadı. Bunun üzerine Bursa Milletvekili Karapaşaoğlu, suyunu İznik Gölü'nden elde eden ve atıkları tarım arazilerine zarar veren, doğal varlıkların korunmasının toplumsal bir görev olarak vurgulandığı Anayasal bilinci hiçe sayan Cargill'i kurtarmak için 2006 yılı şubat ayında ikinci bir yasa teklifi verdi. Cargill'i kurtarmayı amaçlayan 3. geçici madde; "11/10/2004 tarihinden önce, gerekli izinler alınmadan tarım dışı amaçlı kullanıma açılmış bulunan arazilerin istenilen amaçla kullanımı için, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde Bakanlığa başvurulması, hazırlanacak toprak koruma projesine uyulması ve tarım dışı kullanılan tarım arazilerinin her metre karesi için beş Yeni Türk Lirası ödenmesi şartıyla izin verilir. Söz konusu arazi ve tesislerin istenilen amaçla kullanımı için çeşitli kurumlardan alınması gerekli ruhsat, izin gibi işlemler, Bakanlığa başvuru tarihinden itibaren 2 yıl içerisinde tamamlanıncaya kadar başvuru sahipleri faaliyetlerine devam ederler…" ifadelerini içermektedir. Bu madde Cargill'in tarım arazisi üzerine yaptığı tesislerin yıkılmaktan kurtarılması için şirkete üç yıl süre kazandırmaktadır.
Bir önceki Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından "Özellikle bir yabancı şirkete ya da belirli şirketlere ilişkin, izin ya da ruhsatı hukuka aykırı bulunarak yargı kararı ile iptal edilen tarım arazilerinde kurulu sanayi tesislerinin üretim etkinliklerini sürdürmelerine olanak sağlayan yasa kuralının, hukuk devleti, Anayasa'nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü, yargı kararlarının bağlayıcılığı ilkeleriyle bağdaşmadığı" hükmüyle veto edilen yasa, TBMM Genel Kurulu'nda 2007 yılı Ocak ayında yeniden görüşülerek yasalaştı. Ancak yasa Anayasa Mahkemesi'ne taşınmış ve yürürlüğün durdurulması kararı alınmıştır. Söz konusu karar şöyle demektedir:

"31.1.2007 günlü, 5578 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 6. maddesiyle 3.7.2005 günlü, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'na eklenen geçici 3. maddenin, Anayasa'ya aykırılığı konusunda güçlü belirtiler bulunduğu ve uygulanması halinde sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların doğabileceği gözetilerek esas hakkında karar verilinceye kadar yürürlüğünün durdurulmasına, 19.2.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi."

Sonuç 22.02.2007 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hukuka uygun tesis edilmeyen, tarım dışı amaçla kullanılmaması gerektiği yönünde verilen bir çok yargı kararı bulunan Cargill'in faaliyetine devam etmesi açık bir şekilde hukuk ihlalidir. Anayasa'ya göre (md.138/son) yargı kararlarının derhal, gecikmeksizin uygulanması Anayasa'nın amir hükmü gereğidir. Bu emre aykırı davranmak ise suçtur. 22.11.2007 tarihinde kararın tebliğ edilmesine rağmen gereğini yerine getirmeyen Bursa Valiliği de bu hukuksuzluğa ortak olmaktadır.
Açıktır ki Cargill "in çıkarları, Türkiye "nin pancar şekeri üretimini dünyada emsali olmayan bir biçimde daraltıp, yerine Nişasta Bazlı Şeker üretimine alan açması yönündedir. Bunun en kolay yolu, bir yandan yasal mevzuatın ve kotaların bu biçimde düzenlenmesi, diğer yandan özelleştirme kapsamında olan Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (TŞFAŞ)' nin tasfiye amacıyla özelleştirilmesinden geçmektedir. Ayrıca Cargill-Türkiye-'nin Yönetim Kurulu üyesi Muzaffer Sayınataç'ın, aynı zamanda Şeker Üst Kurulu'nun üyesi olması da bu konuda dikkatleri çekmektedir.
Türkiye'de 2006 rakamları ile ektiği şeker pancarını sadece TŞFAŞ fabrikalarına satan aile sayısı 187 bin 510"dur. Her yıl çapa döneminde yaklaşık 250 bin tarım işçisi pancar tarlalarında iş bulmaktadır. TŞFAŞ "de istihdam edilen işçi sayısı 12 bin 454'tür. Görünen o ki, iddiaların aksine Cargill istihdam yaratmamakta, sermayenin çıkarları için milyonlarca köylüyü toprağından kopararak işsiz bırakmaktadır.

Cargill ve Cargill gibi tarım arazisi üzerine yasa dışı yollarla tarım dışı kullanım için kurulmuş 22 bin civarı tesis tarımı, tarım işçisini sermayeye bağımlı hale getirmekte, binlerce emekçinin ve ailelerinin yaşam hakkını ellerinden almaktadır.

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası olarak, 19.02.2008'de TBMM Çevre Komisyonu'ndan geçen son düzenleme ile Cargill'e af ısrarından bir an önce vazgeçilmesini talep ediyor, tarım arazilerinin sermaye tarafından yağmalanmasını engellemek için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini belirtiyoruz. Bursa Milletvekili Mehmet Atlan Karapaşoğlu, Bursa'nın temel sorunlarından olan kaçak yapılaşmayla, diğer kentlerle bağlantısını pekiştirecek olan demiryollarıyla ya da liman kenti olma yolunda hızla ilerlediği dönemde önüne çıkan altyapı sorunlarıyla ilgili herhangi bir girişimde bulunmazken, zamanını Cargill'i kurtarmak için harcaması önemli bir bilinç kaymasına işaret etmektedir. Unutulmaması gerekir ki, meclis yasama yetkisini sermayenin değil, emekçinin, işçinin lehine kullanmalı; sermayeye değil halka karşı sorumlu olduğunu unutmamalıdır. Nesnel koşullar, üretim güçleri, tarih emekçiden yanadır.

TMMOB
HARİTA VE KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI