Suskun…

SERDAR KIZIK

Gökdelen yapmak çağdaşlık sayılmaz, uygarlık ölçütü de sayılmaz.

Ne yazık ki bazıları böyle düşünmüyor. Onlara göre ilerlemenin, gelişmenin bir ölçütü gökyüzüne tırmanan binalar

Oysa doğaya, insana aykırı bir durum.

İzmir’de, 2.Kordon’da, ikinci bir duvar gibi yükselen yapılara ve limanla Bayraklı arasında ilan edilen gökdelen bölgesine itirazlarımız, salt binaların oluşturduğu görüntü kirliliğiyle ilgili değil.

Bakın geçmişteki yanlışlardan 50 yıl sonra, bugün ne diyoruz:

“Kordon’da, Mustafa Kemal Salih Bulvarı’nda iki iki katlı güzelim taş yapıları, ahşap yalıları yıkıp yerine bitişik nizam Çin Seddi oluşturanlar, İzmir’e en büyük kötülüğü yaptılar. Onların gelecekle ilgili ufukları yoktu, çocuklarını ve torunlarını, gelecek nesilleri düşünmediler. Bu yüzden İzmir bir dünya kenti olma şansını yitirdi. Rant değil, kent ve insan esas alınsaydı bugün yaşadığımız çirkinliklerle yüzleşmezdik.”

Yanlış imar kararları, kentine sahip çıkmayan bir anlayışın faturası, bugün yaşayanlara çıktı. Betona boğulmuş, hava kirliliğiyle boğuşan, trafik derdinin, görüntü kirliliğinin olumsuzluklarıyla cebelleşen bir kentte yaşıyoruz.

Ve yanlışlardan ders almıyoruz.

Niye bu İkinci Kordon’da adım adım ilerleyen, kentin merkezinde gökyüzünü zorlayan gökdelenler?

Ne yol var, ne park yeri, ne de doğru dürüst toplu ulaşım… Kentsel SİT’in üstüne ağır bir baskı biniyor.

Neden kentin kalan tek yeşil alanı İnciraltı imara açılsın?

Yöneticiler oradaki toprak sahiplerinin de çıkarlarını koruyacak bir çözümü neden üretmiyor?

Bu kent, kendini taşıyamazken, yeni yoğunluk artışları neden?

Kimler daha çok kazansın diye yapılıyor bunlar? Faturasını niçin bu kentin insanı çekiyor?

Oysa imar planlarında kamunun çıkarı esas alınmalı, değil mi?

Bu kentin yöneticileri, planlamacıları, imar kararlarına imza atanlar neden böyle davranıyor?

Ve bir dönem kent yaşamına katılan, planlamaları, yatırımları dikkatle izleyen, uyaran, gerektiğinde karşı çıkan çoğu meslek odası, bugün neden çekinik, suskun duruyor.

Unutmayın bizler 50 yıl öncesinin hesabını soruyoruz, yarım asır sonra gelecek kuşaklar da bizden soracak.

Hesap vermeye hazır mısınız?

Kaynak: Cumhuriyet Ege – 18.01.2010