Sorun konut değil proje üretmekte

Sorun konut değil proje üretmekte

Satır Arası / Deniz Sipahi

Merkezde arsa üretmek zorlaşınca kent güneyde Çeşme’ye doğru, kuzeyde de Ulukent’e doğru büyümeye başladı. Elbette Bornova’yı da unutmamak gerekiyor.
Bir hafta sonu arabanıza atlayıp uzunca bir tur atın.
Son beş-altı yıl içinde Yarımada’da inşaat patlaması yaşandı.
Güzelbahçe, Seferihisar, Urla, Zeytinalanı’nda siteler yapıldı, kooperatifler kuruldu.
Diğer yakada ise Sasalı’nın yıldızı parlamış durumda.
Sasalı Doğal Yaşam Parkı’nın da gelmesiyle birlikte İzmir’in en gözde yerlerinden biri haline gelecek.
Ulukent’te daha çok sosyal konutlar yapılsa da villa tarzında konutlar da dikkat çekiyor.
Yine Bornova’nın üst kısımlarında da benzer inşaatlar yapıldı.
Başlangıçta kentin o çekilmez gürültüsünden, koşuşturmasından, kirliliğinden uzaklaşmak insanın hoşuna gidiyor.
Hatırlatmak gerekiyor.
Yaz aylarının hareketliliği aldatıcı oluyor; bahçeli bir evde bahar ayları ve sıcak günler oldukça keyifli geçiyor.
Daha doğrusu, kışın gelmesiyle ortaya çıkacak sorunlar göz ardı ediliyor.
Güneş kendini çekince, havalar soğumaya başlayınca işler değişiveriyor.
O canlılık gidiyor, yolları sessizlik kaplıyor.
Sokakta bir tek kişiyi bile bulmak zorlaşıyor.
Yazın evin içine girmeyenler, bu sefer dışarı adım atmıyorlar.
Kentin merkeze sıkışmaması, yayılması elbette güzel…
Ama siz bu yeni bölgelere kış aktivitesini taşıyamayınca karşınıza bu sefer sosyal sorunlar çıkmaya başlıyor.
Okul sorun oluyor, alışveriş sorun oluyor, eve tamir için bile birisini getirmek sorun oluyor.
Bahçeli ev hayali içinde yanıp tutuşanları uyarıyorum.
Hem inşaat firmalarını…
Hem de bu hayali kuranları…
Bu yerleşimleri yazın değil, özellikle kışın gidip gezsinler. İş, arsaya konut yapmakla bitmiyor.
Zaten sorun da konut değil, proje üretmekten geçiyor. Ben bu konuda İzmir’i çok eksik buluyorum.
Yan yana dizilmiş onlarca ev…
Bornova’yı biraz farklı bir yerde tutuyorum.
Çünkü kent merkezine yakınlık birçok sorunu çözmeye yetiyor.
Gidip görün Urla’yı, Seferihisar’ı…
Sasalı’yı, Ulukent’i…
Yaz-kış oturmak için taşınmış birçok ailenin ikinci yıl dolmadan geri dönüş yaptığını görüyorsunuz.
Okul problemi çözülememiş; anne-baba, minicik çocukların kilometrelerce yol gitmelerine gönülleri razı olmuyor.
Sinemaya gidip gelmek bile zaman içinde sorun haline gelebiliyor. İş yemekleri, sosyal etkinlikler problem olmaya başlıyor.
Kısacası…
İzmir’de yüzlerce proje yapılıyor.
Ama çoğunda insanların yaşam biçimini değiştirecek aktiviteleri eksik görüyorum.
Böyle olunca milyonlarca dolarlık masraf boşuna yapılıyor.
Mimarisiyle, sosyal alanlarıyla, fikirsel altyapısıyla İzmir’de farklı projelerin hayata geçirilmesi gerekiyor.
Bunları neden yazıyorum.
Birçok inşaat firmasından ''İzmir’de konut yapmaktan çekiniyoruz'' diye serzenişler geliyor.
Ben iddia ediyorum.
İyi tasarlanmış doğru proje sadece İzmir’de değil, dünyanın her yerinde ilgi görür.
Sorun yapmakta değil, insanların hayatını değiştirebilecek yeni konseptlerde…

Milliyet Ege / 08.01.2007