SALDIRI KÜRESEL, DİRENİŞİMİZ DE!

Dünya Sosyal Forumu'nun kararı doğrultusunda, şiddete, sömürüye, ayrımcılığa, yoksulluğa, açlığa, çevre felaketine, insan haklarından yoksun bırakan neoliberalizme, savaşa, sömürgeciliğe, ırkçılığa karşı "Başka Bir Dünya Mümkün" demek için 26 Ocak 2008 tarihinde tüm dünyada eş zamanlı olarak gerçekleştirilen "Küresel Eylem Günü" kapsamında Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana'da kitlesel basın açıklamaları yapıldı. Emek-meslek örgütü ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri, küreselleşme karşıtları Ankara'da Yüksel Caddesi'nde buluştu. Yüzlerce kişinin katıldığı eylemde, Dünya Sosyal Forumu, Avrupa Sosyal Forumu ve Türkiye Sosyal Forumu adına ortak açıklama TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı tarafından okundu.

SALDIRI KÜRESEL, DİRENİŞİMİZ DE!

Değerli basın emekçileri, değerli dostlar,

Bugün tüm dünyada irili ufaklı eylemlerle sokağa çıktık. Bugün tüm dünyaya küresel adalet, küresel eşitlik, küresel özgürlük taleplerimizi haykırıyoruz.

Dünya Sosyal Forumu tüm dünyada bugün 26 Ocak'ta eylem kararı aldı.

Bunun bir nedeni var. Gerçekten de kapitalizm küresel düzeyde saldırıyor.

Dünyada küreselleşmeyi iç içe işleyen iki dinamik süreç olarak yaşıyoruz. Birisi sermayenin, diğeri ise mücadelenin küreselleşmesi.

Sermayenin küreselleşmesi, bir yandan yeni liberal politikaların özelleştirmeler, sendikasızlaştırmalar ve kamusal alanın özel sermayeye sonuna kadar açılması şeklinde, bir yandan da silahlı özelleştirmeler, yani savaş şeklinde yaşanıyor. Bir yandan da DTÖ, Dünya Bankası ve IMF gibi kurumlar suyu bile satılık bir mal haline getirip dünyanın yoksulları, ezilenleri için yaşamı çekilmez kılıyorlar.

2005 yılı raporlarına göre; dünyada 500 milyon aşırı yoksul insan var. Tüm dünyadaki 2.8 milyar çalışanın 1.4 milyarının geliri, kendilerini ve ailelerini günde 2 dolarlık yoksulluk sınırının üzerine çıkarmalarına yetmiyor. Birleşmiş Milletler Ziraat ve Beslenme Örgütü'nün 2006 yılı raporuna göre, dünya genelinde 854 milyon kişi mutlak açlık sınırında yaşıyor. Afrika'da kötü beslenen insan sayısı son on yılda 169 milyondan 206 milyona çıktı. 1995 yılında yaklaşık 150 milyon işsiz varken, 2005 yılında dünya genelinde işsiz sayısı 192 milyona çıktı. Her yıl 3.3 milyondan fazla sayıda bebek ölü doğuyor. 4 milyondan fazla bebek ise dünyaya geldikten sonraki ilk 28 gün içerisinde ölüyor. 6.6 milyon küçük çocuk ise 5 yaşından önce ölüyor. Bu rakamlar çok korkunç.

Değerli basın emekçileri, sevgili dostlar,

Sermayenin küreselleşmesinin, sosyal ilişkilerde yarattığı küresel adaletsizliği anlatan çok sayıda veri eklemek mümkün. Ama kapitalizme bu eşitsizlik bile yetmiyor. Yetinmiyorlar. Dev şirketler açısından çocukların açlık ve yoksulluktan ölmesi yetmiyor. Bir de silahla, bombayla öldürülmeleri gerekiyor.

Açgözlülüklerinin sınır tanımazlığına yasal engeller koyulduğunda, ABD'nin Irak'ı işgalinde olduğu gibi yüz binlerce asker denizaşırı bir işgal için seferber ediliyor. Irak'ta işgalin ilk günlerinde tam bir kargaşa hâkimken, işgal askerlerinin petrol kuyularını ne kadar sıkı bir biçimde denetlediğini unutmamız mümkün değil. Irak'ın tarihinin, kültürünün yağmalanmasına izin veren işgalciler, petrol kuyularını ölümüne korudular. 2007 yılında çıkarttıkları bir yasayla da Irak petrollerinin kullanım hakkını ABD ve İngiliz petrol şirketlerine devrettiler. İşte bu; sermayenin küreselleşmesinin savaş politikalarını nasıl ve neden yaygınlaştırdığının açık bir örneği.

Irak'ta geçen yıl 24 binden fazla sivil öldürüldü. Beş yıl içinde 1,2 milyon sivilin öldürüldüğü tahmin ediliyor.

Tek tek bütün ülkelerde de benzer gelişmeler söz konusu.

Ülkemizde açlık, işsizlik, özelleştirmeler, sağlık hakkımızı gasp etmeye yönelik saldırılar, sendikasızlaştırma çabaları, elektriğe, ulaşıma yapılan zamlar, Türkiye'de de gücün ve servetin küçük bir azınlığın elinde toparlandığını gösteriyor.

Savaş politikalarında da Türkiye küçük Amerika olmaya özeniyor. Operasyonlar yapıyor, ABD ile işbirliği halinde başka bir ülkenin topraklarını bombalıyor.

Değerli arkadaşlar,

Küreselleşmenin bu yıkımına karşı bizler de sessiz kalmıyoruz. Mücadelenin küreselleşmesi de bütün bu yağma politikalarına çok güçlü, çok çeşitli, çok renkli, çok direngen bir hareket yarattı.

Küreselleşme karşıtı hareket, kapitalist küreselleşmenin yarattığı her bir soruna karşı mücadele eden sosyal hareketleri bir araya getirdi ve Dünya Sosyal Forumu süreçleri bu gelişmenin zirvesini oluşturdu.

Dünya Sosyal Forumu'nda dünyanın sayısız sosyal hareketi bir araya geliyor, tartışıyor, eylemler, kamplar örgütlüyor ve sermayenin küreselleşmesine karşı birleşik eylem takvimleri belirliyor. Uzun bir süredir kapitalistlerin Dünya Ekonomi Forumları değil, ezilenlerin Dünya Sosyal Forumları küresel tartışmalara damgasını basıyor.

Latin Amerika'dan Hindistan'a, Afrika'dan Avrupa'ya kadar kıtalara yayılan ve kıtalardaki sosyal hareketleri birleştiren bir küreselleşme karşıtı mücadele dalgası var. Egemenlerin fikirlerini, tezlerini çürüten ve milyonlarca insanı tüm dünyada aynı gün, aynı sloganlarla örgütlenen eylemler içinde birleştiren Dünya Sosyal Forumu süreci küreselleşme karşıtı hareketin çok önemli bir sıçrama noktası oldu.

Bu yüzden dünya basını, "Artık iki süper güç var, birisi ABD diğeri küreselleşme karşıtı hareket" diye yazmak zorunda kaldı. Sermayenin küreselleşmesi dünyayı daha yaşanmaz bir yer yaparken, mücadelenin küreselleşmesi, hepimiz için, "Başka bir dünya mümkün" sloganıyla özetlediğimiz büyük ve gerçekçi bir değişim umudunu ayakta tutuyor.

Sevgili arkadaşlar,

Biz bugün de kazanacağımıza, emperyalizme, kapitalist küreselleşmeye, adaletsizliğe, savaş çılgınlığına, ırkçılığa, eşitsizliğe, yoksulluğa ve yeni liberal politikalara karşı mücadelemizin kazanacağına duyduğumuz inancı, tüm dünyada bugün sokaklarda olan dostlarımızla bir kez daha paylaşıyoruz.

Tüm dünyadaki dostlarımızla birlikte söylüyoruz:
Başka bir Dünya, Başka bir Avrupa, başka bir Türkiye mümkün!!!

Hep birlikte haykırıyoruz:
Kurtuluş Yok Tek Başına, Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz!!!

Dünya Sosyal Forumu – Avrupa Sosyal Forumu – Türkiye Sosyal Forumu adına
Mehmet Soğancı
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı
 

TMMOB / 26.01.2008