Ranta mı açılıyor?

Emine Uyar -22.10.2006 Evrensel

Çeşme-Alaçatı-Paşalimanı Kültür ve Turizm Koruma ve Geliştirme Bölgesi Çevre Düzeni Planı, başta doğal SİT alanları olmak üzere daha önceden, “tarımsal niteliği korunacak alanlar”, “orman alanları” ve “ağaçlandırılacak alanlar” olarak belirlenen bölgeleri yapılaşmaya açıyor.

Planda “özel koşullu turizm tesis alanı” kullanım kararı ile, “turizm tesis alanları” için önerilen emsal değerlerinin %10’u kadar ilave inşaat hakkı veriliyor. Çeşme Alaçatı Bölgesi gibi endemik bitki topluluklarına sahip bir alanla ilgili olarak hazırlanan ve, “Zorunlu hallerde bitki örtüsü değiştirilebilir” gibi ibarelerin bulunduğu plan, doğa-çevre katliamına yol açacak özelliklere sahip.

Ayrıca, söz konusu plan hazırlanmadan önce, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü koordinatörlüğünde İzmir 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Kararları ile SİT dereceleri tüm yarımada bütününde düşürüldü. Yeni SİT derecelendirme kararları sonrasında hazırlanan söz konusu çevre planı 25.04.2006 tarihinde onaylanarak yürürlüğe girdi.

İzmir’de bulunan çeşitli odalar planla ilgili olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’na itirazda bulundu. İtirazlarına süresi içerisinde yanıt alamayan, Şehir Plancıları Odası, Mimarlar Odası, Peyzaj Mimarları Odası ve Ziraat Mühendisleri Odası, planın iptali için Danıştay’a dava açtı.

Ekosistem değiştiriliyor
Şehir Plancıları Odası İzmir Şube Başkanı Tolga Çilingir, Sürecin SİT derecelerinin düşürülmesi ile başladığını belirterek, itirazlarına ilişkin gecikmeli olarak gelen cevabın da eleştirilerini açıklayan bir cevap olmadığını belirtti.

“Plan birinci derecede doğal SİT alanı olan burada, garip ifadeler içeriyor. Bitki örtüsünün zorunlu durumlarda değiştirilebileceği gibi bir ifade var. Bu zorunlu durumun neye göre kime göre olduğu tartışmalı” diyen Çilingir, bu hükmün, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 5 Kasım 1999 tarihli ilke kararlarına aykırılık oluşturduğunu belirtti. Planda, tarım alanlarını, orman alanlarını, ağaçlandırma alanlarını yapılaşmaya açan bir anlayışın olduğunu ifade eden Çilingir, “Tarımsal niteliği korunacak alanlarda orman alanları ve ağaçlık alanlarda korunması öncelikli alanlarda, cafe, bar, lokanta, gazino, eğlence, spor golf tesisleri, aqua park vb. yapımları var. Bunlar ekosistemin bozulmasına yol açar” dedi. Çeşme Yarımadası’na ilişkin bir su sorunu olduğunu hatırlatan Çilingir, yapılması öngörülen golf alanlarının çok su isteyen alanlar olduğuna dikkat çekti.

Çilingir, “Özel planlama alanları diye tanımlamalar var. ‘Port Alaçatı Proje alanı’ ismi bile konmuş bir proje alanı. İstisnalara özen gösterilmiş, alışık olmadığımız bir çevre düzeni planı” dedi.


Odaların planla ilgili bazı eleştirileri

  • Bu planın Yönetmelik’in tanımladığı biçimde kaynakların koruma-kullanma dengesini gözeten bir yönü bulunmamaktadır. Plan, hangi kriterlere dayandırılarak belirlendiği belli olmayan bir “kültür ve turizm bölgesi” sınırına oturtulmaya çalışılmıştır.
  • Plan, daha önce Çeşme Yarımadası için geliştirilmiş 1/25000 ölçekli çevre düzeni planlarını işlemez hale getirmiş, bu planların hangi gerekçelerle gündem dışı kaldığı karanlıkta bırakılmıştır.
  • Çöp depolama alanlarının nerede konumlanacağı, rüzgar enerjisi ve deniz ulaşımı olanaklarının nasıl kullanılacağı, enerji nakil hatlarının nerelerden geçtiği, önerilen hava alanının hangi çapta ve hangi kitleye hizmet vereceği belirsizdir. Planda bir yol ağı okunmamaktadır.
  • Yarımada’nın sınırlı yüzey ve yeraltı suyu potansiyeli göz önüne alınmamıştır.