“Allianoi Yerinde Korunmalıdır!”

Değerli Basın temsilcileri; 

Bugün Altıncı Türkiye Şehircilik Kongresinin önemli bir etkinliğini daha gerçekleştireceğiz. Şehir Plancıları Odası, örgütlülüğümüzün önemli bir buluşma alanı olan kongrelerimiz, ülkemiz

gündeminde olan konularda meslek alanımıza ilişkin öneri ve uyarılarımızın da ifade edildiği bir zemindir.  Bu amaçla ülkemiz gündeminde de olan ve Yortanlı Barajı uygulamaları nedeni ile sular altında kalma tehlikesi taşıyan, Allianoi Antik Sağlık Yerleşimi’ne ilişkin duyarlılığımızı ve dayanışmamızı ortaya koyacak olan bir geziyi bugün gerçekleştireceğiz. 

Odamız Genel Merkezi, Şubeleri ve Temsilcilikleri yöneticileri ile gerçekleştireceğimiz “Allianoi ile Dayanışma” gezimizde “Antik kentin sular altında kalmadan yerinde korunması ve gelecek kuşaklara taşınması gereği”ni bir kez daha vurgulayacağız. 

Image
Bergama’nın 18 km. kuzeydoğusunda, içinden İlya Çayı’nın geçtiği, Bakırçay Havzası’nın önemli sıcak su kaynaklarından birisi olan ve Paşa Ilıcası olarak anılan yerde bulunan Allianoi Antik Sağlık Yerleşimi, bir Helenistik dönem yerleşimi olarak kurulmuştur. Bilinebilen tarihi M.S. II. yy olan Allianoi, Helenistik çağda kurulmasına karşın yakın çevresinde Prehistorik Erken Tunç Dönemine ait buluntular da mevcuttur.  

45 derece sıcaklıktaki su kaynağının bulunduğu Allianoi, M.S. XI. yy’a kadar Bakırçay Havzası’nda önemli bir sağlık yerleşimi olarak kullanılmıştır. Bergama Asklepion’undan farklı olarak “hydrotherapy”nin uygulandığı Allianoi’de yapılan kazılar sonucunda Helenistik ve Roma döneminde yerleşim dokusunun gelişerek oluştuğu, ılıcanın yanı sıra köprüler, caddeler, sokaklar, insular, çeşmeler, tapınaklar, dükkânlar ve sağlık yapıları planlandığı ortaya çıkmıştır. Yaygın ve az tahrip olarak ortaya çıkarılan bu yerleşim dokusunda görülen metal, seramik, cam atölyeleri ve kiliseler ise Bizans dönemi yapılarıdır. Allianoi’de bulunan “Nymphe Heykeli” ve çok sayıda metal sağlık aletlerinin de içinde bulunduğu 10.000’in üzerindeki eser de Bergama Müzesi’nde bulunmaktadır. Alanda yapılan kazılar Trakya Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Yaraş ve çalışma ekibi tarafından yürütülmektedir.   

Alan, böylesi kültürel bulguların olduğu bilindiği halde, 1970’li yıllarda projelendirilen, ancak inşaat ve uygulamasına başlanmayan Yortanlı Barajı’nın su toplama havzasında bulunduğu için, Antik kente ilişkin yapılan kurtarma kazıları 1998 yılında başlamıştır. Kurtarma kazılarının zengin sonuçları daha kazıların başlarında ortaya çıktığı için, dönemin yetkili kurulu olan İzmir I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na başvurulmuş ve Kurul da alanı 2001 yılında “I. Derece Arkeolojik Sit Alanı” olarak ilan etmiştir. Ancak bu gelişme sonrası D.S.İ., kurul kararına rağmen, yıllardır uygulamasını yapmadığı barajın ihalesini yapmış ve hızla gövde inşaatına başlanmıştır. Kamusal bir çalışma olan kurtarma kazılarının sonuçları ve Koruma Kurulları’nın kararları, yine bir kamu kurumu olan D.S.İ. tarafından yok sayılmıştır.  

Alan, İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun yetki alanına girmesinden sonra, yeniden yapılan değerlendirme sonucunda 2005 yılında bir kez daha “I. Derece Arkeolojik Sit Alanı” olarak ilan edilirken, kararda alanın yerinde korunması ve alanda su tutulamayacağı vurgusu yapılmıştır. Kararda Antik kenti yerinde koruyacak çözümlerin bir uzman topluluk tarafından üretilmesi de yer almıştır. Bu nedenle Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından akademik bir komisyon oluşturulmuştur. Akademik komisyon alanda incelemelerde bulunduktan sonra 2005 yılında raporunu tamamlamış ve bakanlığa sunmuştur.   

Raporun sonuç kısmında, D.S.İ.nin “Antik kentin mille kaplanması ve baraj suları altında korunması” önerisinin gerçekçi çözüm olmadığı vurgulanmakla birlikte, “binlerce yıllık bir süreçten geçerek bize ulaşan bir kültür varlığını yok etme hakkına sahip olmadığımız gibi bunları gelecek kuşaklara aktarma yükümlülüğümüzün de olduğu kesinlikle unutulmamalıdır. Bu nedenle anlık çözümler aramak yerine, alanın bütüncül ve kalıcı olarak korunması ve sergilenmesi için daha fazla zaman kaybetmeden harekete geçilmesi ve bu konuda ulusal ve uluslar arası sorumluluğumuzun bir gereğidir” diyerek antik kentin yerinde ve su tutmadan korunması çözüm olarak belirtilmiştir.  

Ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı, Koruma Kurulları’nca iki kez alınan “I. Derece Arkeolojik Sit Alanı” kararlarına ve akademik komisyonun raporuna rağmen D.S.İ. ihale merkezli su tutma projesinden vazgeçmemiş, daha sulama kanalları ve ek projelerin tamamlanmasına yıllar olduğu halde yeni dayatma girişimlerinde bulunmuştur. Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu’nun 04.10.2006 tarihinde aldığı 717 sayılı “Baraj alanlarından etkilenen taşınmaz kültür varlıklarının korunması” ile ilgili ilke kararı ile; bilimsel, kültürel ve hukuksal açıdan Allianoi’de yapılması gerekenler artık net ve açıktır. Söz konusu ilke kararı şu ifadeye yer vermektedir :  

"…Baraj yapılması planlanan alanlarda, üniversitelerden ve Bakanlık uzmanlarından oluşacak bir heyet tarafından mevcut ve olası taşınmaz kültür varlıklarının çağdaş ve güncel bilimsel yöntemler aracılığıyla envanter ve belgeleme çalışmalarının yapılması, söz konusu alanda taşınmaz kültür varlıklarının ve arkeolojik sit alanlarının bulunması halinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (DSİ) tarafından planlanan alanın dışında baraj alanı olarak başka yerlerin planlamasının yapılması…"  

Alanda yetkili Koruma Kurulu’nun “I. Derece Arkeolojik Sit Alanı” kararları ile belirledikleri, “Allianoi Antik Kenti’nin yerinde korunması ve barajın su tutmasının olanaklı olmadığı” şeklindeki kararın gereği yerine getirilmesini; daha sonra telafisi mümkün olmayacak, tarihi mirasımızın yok olmasına neden olacak girişimlerin önlenmesini, ülkemize ve gelecek kuşaklara yönelik sorumluluğumuz gereği talep ediyoruz.   

TMMOB Şehir Plancıları Odası
Image