ŞPO’dan KAMU KURULUŞLARINI LAĞVETMEK BİR GELENEK MİDİR?

{nomultithumb}Şehir Plancıları Odası, 9 Mart 2007 tarihinde bir basın açıklaması yaparak, lağvedilen Ulusal Deprem Konseyi yerine daha geniş kapsamlı "Ulusal Afet Konseyi" kurulmasını önerdi.

KAMU KURULUŞLARINI LAĞVETMEK BİR GELENEK MİDİR?

Son 25 yılda afet yönetimi ve şehircilik ile ilgili kurumlar ortadan kaldırılmaktadır. Ulusal Deprem Konseyi'nin lağvedilmesiyle bunlara bir yenisi daha eklenerek kamuoyunun bu konudaki beklentileri ve hassasiyetleri görmezden gelinmektedir.

1- 1983 de afet yönetimi ve şehircilik bakanlığı olarak kurulmuş olan İMAR VE İSKÂN BAKANLIĞI hallaç pamuğu gibi atılmış ve DEPREM ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ ile birlikte lağvedilmiştir.
2- 2001 de IMF politikaları uygulanarak AFETLER FONU ve DEPREM FONU ortadan kaldırılmıştır.
3- 2003 de KONUT MÜSTEŞARLIĞI,
4- 2004 de ARSA OFİSİ lağvedilmiştir.
5- 2007 de ise ULUSAL DEPREM KONSEYİ, konsey üyelerine dahi bilgi verilmeksizin kurumsal yaşamına son verilmiştir.
6- Sırada İLLER BANKASI'nın ortadan kaldırılması vardır.

Ulusal düzeydeki kuruluşlar ortadan kaldırılırken son dönemde Dünya Bankası ve IMF'den icazetli yeni kuruluşlar oluşturulmaya başlanmıştır.

Ulusal Deprem Konseyi neler yaptı ve neden lağvedildi?

UDK lağvedildiği tarihe kadar yapmış olduğu çalışmalar ve basın açıklamaları ile lağvedilmesine giden yolda, çeşitli çevreleri eleştirmiş, uyarılar yapmış ve kamuoyunun aydınlatılmasında ve bilinçlendirilmesinde çok önemli bir kamusal görev yapmıştır. Ancak her açıklamasıyla kamu ve sivil kesimde bazı çevreleri tedirgin etmiş ve tasfiye edilmesine adım adım yaklaşmıştır.

Felaket tüccarları, deprem ulemaları, şan, şöhret ve medya meraklısı depremcilerin felaket spekülasyonlarına karşı yaptığı bilimsel açıklamalarla kamuoyunun aydınlanmasını sağlamıştır.

UDK bu açıklamaları ve uyarılarıyla medyayı, medya düşkünü depremcileri, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nı, DPT'yi, Başbakanlığı ve Dünya Bankası'nı uyarmış, eleştirilerde bulunmuş ve deprem tehlikesine karşı hazırlamış olduğu "Deprem Zararlarını Azaltma Ulusal Stratejisi" raporuyla ivedi önlemler almaya davet etmiştir.

Bu raporda; Deprem bilgi altyapısının nasıl oluşturulacağı, yerleşim yerlerinin ve yapıların deprem güvenliğinin analizine yönelik yöntemler, eğitim ve örgütlenmenin biçimi ve önemi vurgulanmış, parasal kaynakların nasıl temin edileceği ve nasıl kullanılacağı, gerekli yasal düzenlemeler ve bilimsel araştırmalar tarif edilmiştir.

Bir çok mesleki disiplinden oluşan ve tamamen bilimsel temellere dayanarak çalışan bu bağımsız ses, pamuk ipliğine bağlı bir yasal dayanak ile ortadan kaldırılarak susturulmuştur.

UDK, Başbakanlığın bir genelgesiyle lağvedilmiştir. Buna ilişkin olarak hükümet tarafından "Konseyin daha işlevsel, etkin ve verimli çalışması, ilgili kurum ve kuruluşlarla koordinasyonunun artırılması amacıyla yeni bir çalışma başlatılmış ve tamamlandığında kamuoyuyla paylaşılacaktır." açıklaması getirilmiştir. Bu açıklamaya karşı aşağıdaki üç soruyu sorma gereği duyuyoruz:

1- Konseyin daha işlevsel, etkin ve verimli çalışması ve kuruluşlarla koordinasyonunun artırılması amaçlanıyor idiyse neden yapılacağı söylenen bu çalışmalarda deprem konusunda deneyimli uzman UDK üyelerinden yararlanılmamıştır?
2- Konseyin yeniden yapılandırılarak, daha işlevsel, etkin ve verimli çalışmasının sağlanması önerisi, Konsey tarafından ilgili Bakan'a da sunulmuş olmasına rağmen, Konsey neden lağvedilmiştir?
3- Ulusal Deprem Konseyi lağvedilmeden konseyin yeniden yapılanması çalışmaları paralel sürdürülemez miydi?

UDK'nın kapatılmasının asıl nedeni ise yukarıda açıkladığımız gibi UDK'nın özgün ve özerk yapısı, çalışmaları ve yerinde yaptığı uyarılardır.

UDK'nın ulusal bir kuruluş olarak gerekli olduğu ve yeniden yapılanması gerektiğini Odamız çeşitli ortamlarda dile getirmiştir. Konseyin genişletilmiş bir kapsamda "Ulusal Afet Konseyi – UAK"adı altında idari ve mali açılardan özerk, çok disiplinli ve rotasyonlu bir üye kompozisyonuna sahip, yani lağvedilmiş bulunan Konsey'in tüm özelliklerini taşıyan bir kuruluş olarak ivedilikle kurulması gerekir.

UAK, katılımcı yöntemlerle kalkınma planlarına girecek ulusal afet strateji planı hazırlamalı, ulusal ve uluslar arası kuruluşlarla eşgüdüm sağlayacak tek kuruluş olmalıdır.

Afetler ve Toplumsal Riskler Karşısında Şehircililik Reformunun Gerekliliği

Odamız Afet ve Risk Yönetimi Komisyonu'nun 16 Şubat 2007 tarihinde hazırladığı konunun farklı boyutlarını inceleyen raporda da değinildiği gibi*; UDK nın lağvedilmesi afet risklerini görmezden gelmektir. Doğal afetler, kaçak yapılaşma, af yasaları, bilimsel temellere dayanmayan yatırımlar nedeniyle giderek ağırlaşan şehircilik sorunları karşısında bütüncül bir "Şehircilik Reformu"nun kaçınılmaz olduğunu bir kez daha hatırlatmak isteriz.

Son altmış yıldır süren hızlı göç ve kentleşme sorunlarımız şehirlerimizi giderek daha riskli ve güvensiz hale getirmiştir. Bu süreçte, merkezi ve yerel düzeydeki yönetimlerin kurumsal yapı yetersizliklerinin giderilmesi yerine, bunların lağvedilmesine gidilmiştir.

Odamız 2003 yılında Şehircilikte Reform konusunu gündeme getirmiş buna ilişkin olarak planlama disiplinine, kentlere, doğal, çevresel ve kültürel değerlerimize ilişkin anlayışlarımız ile yönetme ve muktedir olma anlayışlarımızda köklü bir reforma ihtiyaç duyulduğu deklare edilmiştir.

Bu kapsamda Afet yönetimi ve şehircilikten sorumlu kuruluşlar tek çatı altında toplanarak yeniden yapılandırılmalı ve Şehircilik ve Planlama Bakanlığı kurulmalıdır.

Yürürlükteki imar yasası yerine uygulama araçları ve finansal kaynakları içeren bütüncül bir şehircilik ve planlama yasası katılımcı yöntemlerle hazırlanmalıdır. Bu reformun bir parçası olarak "Ulusal Afet Konseyi" de şehircilik sisteminin yeniden yapılanmasında yerini almalıdır.

TMMOB Şehir Plancıları Odası
Yönetim Kurulu