ŞPO’DAN DÜNYA SU GÜNÜ DEĞERLENDİRMESİ

Şehir Plancıları Odası, Dünya Su Günü dolayısıyla 21 Mart 2008 tarihinde bir basın açıklaması yayınladı. Odamız Su Komisyonu Raporunun sunulduğu basın açıklaması metni aşağıdaki gibidir.

22 MART DÜNYA SU GÜNÜNDE TÜRKİYE TEMEL ALTYAPI HİZMETLERİ İÇİN BİR DURUM DEĞERLENDİRMESİ

ŞEHİR PLANCILARI ODASI SU KOMİSYONU RAPORU

Dünya Sağlık Örgütü'nün araştırmasına göre, "sanitasyon" koşullarının iyileştirilmesi için yapılan her bir dolarlık harcamanın ortalama yarattığı ekonomik faydası 7 Dolar'dır. Dünya Sağlık Örgütü gibi Birleşmiş Milletlere bağlı kuruluşlar da temel altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesinin ekonomik büyüme ve yoksulluğun azaltılmasına pozitif katkısı olduğu görüşünde birleşmektedirler.

Sağlık koşullarının sağlanması, güvenilir içme ve kullanma suyu, atık suların ve her türlü katı atığın uzaklaştırılmasını içine alan ve halk sağlığının korunmasında elzem olan altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesine dikkat çekilmek üzere bu yıl BM tarafından "Sanitasyon" yılı olarak belirlendi. İnsanca yaşama ve salgın hastalık risklerinin ortadan kaldırılmasında özellikle yoksul ülkelerde ve bölgelerdeki temel altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi için yapılan yatırımların ekonomik gelişme ve yoksulluğun azaltılması açısından önemli olduğu görüşü doğrultusunda bu yıl Dünya Su Günü de"Sanitasyon" temasına odaklandı.
Ülkemiz koşullarında "sanitasyon", insan yerleşimlerinde sağlık koşullarının (hijyen) oluşturulması ve devam ettirilmesi ile ekosistemin korunması için gerekli en temel altyapı hizmetlerini içermektedir. Bu hizmetler, yeterli düzeyde ve kalitede içmesuyu ve kullanma suyunun şebeke üzerinden sağlanması; atık suların kanalizasyon şebekesi ya da fosseptik aracılığı ile toplanarak atık su arıtma tesislerinde arıtılarak alıcı ortama bırakılması; yerleşimlerde taşkınların önlenmesi ve yağmur suyunun drenajı; evsel ve her türlü tehlikeli atıkların insana ve çevreye olumsuz etkiler oluşturmayacak yöntemler ile toplanması ve bertaraf edilmesidir. Ancak bu hizmetlerin tesis edilmesi yeterli olmayıp, herkes tarafından erişilebilir ve ödenebilir olacak şekilde kamu eliyle hizmetin yönetilmesi ve işletilmesi de gerekir.
TUİK'in istatistiklerinden yararlanılarak ülkemizin "sanitasyon" profiline ilişkin veriler aşağıda özetlenmektedir:

– Sağlık koşullarının oluşturulmasındaki en temel gereksinim güvenilir nitelikte ve gerekli miktarda suyun kullanılabilmesini sağlamak ve konut içinde biyolojik ihtiyaçlarımızı gidermek üzere tuvaletin bulunması ve atıksuların kolaylıkla uzaklaştırılmasıdır. TUİK 2000 yılı nüfus sayımı verilerine göre, 15 milyon hane halkından konutu içinde tuvaleti olmayanların oranı % 17, konutu şebeke suyuna bağlı olmayan hane halkı oranı ise %11'dir.

– İçme ve kullanma suyu şebekesi ile hizmet edilen nüfusun toplam nüfusa oranı %78'dir. 1994-2004 yılları arasında %11 oranında hizmetin yaygınlaştırılmasında iyileşme sağlanmıştır. 2001 yılı dağıtılan su miktarına göre ortalama kentsel su tüketimi 92,6 lt/kişi-gündür. Bu tüketim brüt bir değerdir ve evsel tüketimi içermez. Ayrıca fiziksel olarak erişebilme ve su fiyatlarına bağlı olarak ödeyebilme zorluğuna düşenleri göz önüne almayan sunum yönlü bir değerdir. Bu durumda, gerçek tüketimin çok daha az olabileceği dikkate alınmalıdır.

– 2004 verilerine göre, çeşitli kaynaklardan çekilen toplam su miktarı 5 milyar m3 ün üstündedir. Şebeke üzerinden sağlanan suyun %40'ını baraj, %28'ini kaynak suyu ve %26'sını da kuyudan çekilen sular oluşturmaktadır. İl nüfuslarına göre, yerleşim gruplarında şebeke suyunun kaynağına bakıldığında, 500 bin ile 1 milyon arası nüfus grubunda yer alan il yerleşimlerinde yer altı suyu ana su kaynağı olarak görülmektedir. Yer altı sularının üzerindeki kullanım baskısı ve kirlenme riskleri dikkate alındığında, bu gruptaki yerleşimlerin sürdürülebilir su kaynağı açısından hassas bir durumda olduğu söylenebilir.

Farklı Nüfus Gruplarına Göre Şebeke Üzerinden Sağlanan Suyun Çekildiği Başlıca Kaynaklar

İl nüfus aralığı Kaynak % Kuyu % Baraj %
50 000-100 000 52,5 39,4 –
100 001-500 000 46,4 23,9 11,9
500 001- 1 000 000 33,6 42,5 12,5
1 000 000 üstü 15,0 16,6 67,6

– Atıksuların toplanması kadar arıtılması hem insan sağlığı hem de doğal çevrenin ve su kaynaklarının korunması açısından oldukça önemlidir. TUİK 2004 yılı verilerine göre kanalizasyon şebekesi ile hizmet edilen nüfusun toplam nüfusa oranı % 68'dir. Atıksu arıtma tesisi ile hizmet edilen nüfusun toplam nüfusa oranı ise %36'dır.

– TUİK 2004 yılı verilerine göre, yılda 1 milyar m3 kentsel atık su hiçbir arıtma işleminden geçmeden alıcı ortama bırakılmaktadır. Atıksu arıtma tesisi ile hizmet edilen nüfusun toplam nüfusa oranı 1994-2004 yılını kapsayan on yıl içerisinde %10'dan %36'ya çıkmış olmasına karşın, yeterli düzeye ulaşılmaktan uzaktır. Ayrıca fabrika ve imalathane atık sularının yarısından fazlası arıtılmadan, başta denizler olmak üzere (%82), akarsu ortamına (%8) ve şehir kanalizasyonuna (%6) doğrudan verilmektedir. İmalat atık suyuna arıtma işlemi uygulamayan sektörlerin başında (%78) metal ana sanayi gelmektedir. Bu sektörde üretilen atık suların büyük bir kısmı deniz ortamına bırakılmaktadır. İkinci sırada gıda ürünleri ve içecek (%8) sanayi yer almaktadır. Ağırlıklı olarak akarsu ortamına ve şehir kanalizasyonuna doğrudan deşarj yapılmaktadır. Üçüncü sırayı kimyasal madde üretimi imalat sanayi (%5) almaktadır. Sektörde atık sular ağırlıklı olarak deniz ortamına ve şehir şebekesine verilmektedir. Tekstil ürünleri imalat sanayi (%3) atık suları da yine şehir şebekesine ve akarsu ortamına arıtma işlemi uygulanmadan uzaklaştırılmaktadır.

– TUİK 2004 yılı verilerine göre, il nüfusları gruplanarak yapılan değerlendirmede, nüfusu 50 bin ile 100 bin arası illerde kişi başına ortalama 32,5 m3/yıl atık su üretildiği ve bu atık suyun sadece kişi başına ortalama 6 m3/yıl miktarının arıtılabildiği görülmüştür. Nüfus artışına bağlı atıksu üretimi artışına karşın, arıtılan su miktarındaki artışın yeterli olmadığı ve özellikle bir milyonun altındaki yerleşme birimlerinde atık suların arıtılma düzeylerinin yetersiz olduğu görülmektedir.

İl nüfus aralığı Ortalama atık su miktarı kişi/m3/yıl Ortalama arıtılan atık su miktarı kişi/m3/yıl
50 000-100 000 32,5 6,0
100 001-500 000 30,0 10,9
500 001- 1 000 000 44,4 16,8
1 000 000 üstü 66,3 51,0

– Katı atık hizmeti verilen nüfusun toplam nüfusa oranı 1994-2004 yılları arasında %71'den %77'e çıkmıştır. 1994 yılında üretilen ortalama katı atık miktarı 1,10 kg/kişi-gün iken, 2004 yılında 1,31 kg/kişi-gün olduğu göz önüne alınırsa, kişi başına atık miktarında önemli bir değişme olmamıştır. Toplam katı atık miktarı 1994 yılında 17 757 000 ton/yıl iken, bu miktar 2004 yılında 25 014 000 ton/yıl ulaşmıştır. On yıl içinde toplanan katı atık miktarında % 40 artış sağlanmıştır. Ancak, bertaraf edilen katı atık miktarı çok sınırlıdır. Katı atık miktarının % 28'i bertaraf edilmektedir. Bertaraf edilme şekli ise ağırlıklı olarak, düzenli depolama şeklindedir. Katı atık bertaraf tesisleri ile hizmet edilen nüfusun toplam nüfusa oranı ise 2004 yılında % 25' dir. Endüstriyel katı atık miktarı ise 17,5 milyon tondur. Bunun % 44'ü ana metal sanayi ve % 20'si gıda sanayinden kaynaklıdır. Bu miktarın ancak 8,2 milyon tonu yani % 47'si bertaraf edilmektedir. Bertaraf edilen miktarın % 48'i ise deniz, göl ve nehirlere dökülmektedir. Tehlikeli atıkların sadece %5'i kuralına uygun yok edilmekte ve % 40'ı yakılmaktadır.

Yukarıdaki değerlendirmeler sadece temel altyapı hizmetleri açısından fiziksel altyapının durumunu ortaya koymaktadır. Fiziksel altyapının geliştirilmesinde tüm maliyeti kullanıcılara yükleyen, hizmeti kamu hizmeti anlayışından uzaklaştırmaya yönelik uygulamaların ülkemizde son on yılda giderek arttış görmesi ile hizmete fiziksel olarak erişim kadar hizmetin artan faturasını ödeyebilme bugün karşı karşıya olduğumuz diğer bir önemli sorundur.

Tüm bu sorunlarla başedilebilmesi ve sağlıklı işleyen yapıların kurulabilmesi, merkezi ve yerel düzeyde planlı ve kaynak ayıran bir yaklaşımı gerekli kılmaktadır. Bu çerçevede mevcut strateji ve politikaların eleştirel bir bakışla gözden geçirilmesi bir zorunluluktur. Aksi durumda önümüzdeki dönemde bu alanda var olan sorunların daha da derinleşmesi ve krize dönüşmesi olasıdır.

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI
Su Komisyonu