ŞPO’dan Acarkent hakkında basın açıklaması

Odamız Genel Merkezinin son günlerde yazılı ve görsel basında yer bulan Acarkent/Acarİstanbul hakkındaki görüşlerinden oluşan basın açıklamasının metni aşağıdadır:

 

BASINA VE KAMUOYUNA

“ACARKENT/ACARİSTANBUL YAĞMASINA KARŞI HÜKÜMETİN DURUŞU TUTARLI VE İLKELİ OLMALI”

Son günlerde yazılı ve görsel basında yer bulan orman arazisi içerisinde yasadışı yapılaşma haberleri, mevcut imar hukuku düzenlemelerinin yetersizliğini ve karmaşasını gösterdiği gibi, kentsel ranta el koyma çabalarının iç yüzünü de ortaya koymaktadır. İşadamı-siyasetçi-bürokrat üçgeninde kurulan çıkar ilişkileri kentlerimizi yağma, talan ve sermaye birikim alanına çevirirken, kamu yararına dönük en temel hukuksal düzenlemeleri ve planlama ilkelerini ayaklar altına almaktadır.

Acaristanbul ve Acarkent örneklerinde bir kez daha ortaya çıkan bu durum karşısında basının duyarlılığı ve hükümetin ve ilgili Bakanın bir yıl gecikmeli olarak aldığı açık karşı duruş, rant odaklı kentleşme politikalarına karşı kamu yararı ve sosyal adalet merkezli katılımcı-demokratik planlama mücadelesi veren TMMOB Şehir Plancıları Odası tarafından memnuniyetle karşılanmaktadır. Bununla birlikte hukuk devleti, kamu yararı ve temel planlama ilkeleri yanlısı bu tavrın, kentlerimizde yaşanan yağma ve rant odaklı diğer gelişmeler karşısında da sürdürülmesi, en hafif deyimle, tutarlı bir yaklaşımın gereğidir.

Ancak, AKP hükümetinin merkezi ve yerel düzeyde yürüttüğü politikalara ve gerçekleştirdiği uygulamalara baktığımızda, bu yönde bir tutarlı yaklaşımın söz konusu olmadığı görülmektedir. İşte birkaç örnek:

·         Bursa’da ‘tarımsal niteliği korunacak’ tarım arazisi üzerinde yapılan Cargill fabrikasının yıkılması yönünde tüm mahkeme kararlarına rağmen, hükümet tarafından destekleniyor ve çıkarılan özel yasalarla faaliyetine devam ettirilmek isteniyor.

·         Diğer yandan, Bursa’da imar planında resmi kurum alanı olarak tanımlı arazinin Özelleştirme İdaresi tarafından özel bir şirkete satışı ardından, AKP’li belediye meclisi imar planı değişikliğine gitti ve araziyi alışveriş ve konut alanına dönüştürdü.

·         Kıyıları toplumsal kullanıma açık ve erişilebilir mekanlar olmaktan çıkararak özelleştirecek, kıyılardaki kaçak yapı ve tesisleri yasallaştıracak bir Kıyı Kanunu hükümet tarafından ısrarla çıkarılmak isteniyor.

·         Kıyılarda kruvaziyer liman adı altında Kuşadası ve Galata gibi bölgelerde yeni rant alanları yaratma girişimine karşı Şehir Plancıları Odasının açtığı dava haklı bulundu; ancak çıkarılan “Torba Yasa” ile, Özelleştirme İdaresine Kıyı ve SİT Kanunundan muaf imar düzenlemeleri yapma yetkisi verildi.

·         Haydarpaşa Liman Bölgesinde Kentsel Yenileme koşullarını belirleyecek SİT kararı engelleniyor, Koruma Kurulu Üyelerine baskı yapılıyor ve kıyıda kamunun kullanımına kapalı yeni rant alanları yaratma çalışmaları devam ediyor.

·         Kırsal, kentsel tüm hazine arazilerinin önce planlanıp sonra satılmasına yönelik Maliye Bakanlığı Genelgeleriyle, yerleşime açılmaması gereken tüm özel korunmaya muhtaç bölgeler dahi, planlama sistematiğinden bağımsız arsa spekülasyonu yapılan, yatırımcıların iştahını kabartan “Ballı Lokma”lara dönüştürülüyor.

·         İstanbul Kadıköy’de özel bir inşaat şirketinin satın aldığı arazi, satışın ardından Büyükşehir Belediye Meclisi’nin imar planı değişikliği kararı ile imar hakkı 3 kat artırıldı.

·         Ve son olarak deprem riskini kullanarak rant odaklı plansız gelişimin ve tasfiye yoluyla kentsel rantların özelleştirilmesinin önünü açan “Dönüşüm Alanları Hakkında Kanun Tasarısı” Hükümet tarafından yasalaştırılmak isteniyor.

Ne yazık ki tüm bu örnekler, hükümetin tutarlılık sorununun ötesinde bir noktada, kent topraklarına ve doğal varlıklara, Acarların orman arazisine bakışına benzer biçimde yatırım ve birikim aracı olarak baktığını gösteriyor. TMMOB Şehir Plancıları Odası olarak hükümeti tutarlı bir yaklaşım geliştirmeye ve katılımcı-demokratik planlama süreçleri içerisinde kentlerimizi ve doğal varlıklarımızı sağlıklı yaşam alanları olarak planlayabileceğimiz yasal araçlar üretmeye, Acarkent örneğindeki karşı duruşu yukarıdaki tespitler ve diğer tüm olaylarda da sürdürmeye davet ediyoruz.

Kamuoyuna saygı ve önemle duyurulur,

TMMOB Şehir Plancıları Odası
Yönetim Kurulu
04.12.2006