Pasaport Kahvesi ‘gel bir bardak çay içelim’ diyebilecek

Özer Akdemir

İzmir Öykü Günleri’ndeki “İzmir’de yazar olmak” konulu söyleşide geçen bir söz, İzmir’i ve İzmirliyi bir cümlede özetliyordu: “İzmirliyi yaşama iki kordon bağlar, birisini doğarken keserler…” İzmirlinin kesilmeyen kordonu körfez boyunca uzanır. Karşıyaka’dan İnciraltı’na kadar uzanan yeşillendirilmiş sahil şeridi, günün hemen her saati cıvıl cıvıldır. Cumhuriyet Meydanı’nın yanı başında bulunan Pasaport İskelesi ise Kordon’un en güzel kesimlerinden birini oluşturur.
Eski bir kartpostalda “Debarcadere et Bureau de Passeports” (İskele ve Pasaports Bürosu) olarak gösterilen yapı, 1884 yılında bir Fransız şirketi tarafından inşa edilmişti. Aynı tarihte yapılan “İzmir Körfezi Osmanlı Vapurları Hamidiyye Anonim Şirketi”, Karşıyaka, Alaybey, Osmanzade, Turan, Bayraklı, Pasaport, Konak, Karataş, Salhane ve Göztepe vapur iskeleleri arasında sekiz gemilik filo ile hizmet veriyordu. Bugünkü Pasaport İskelesi ise Osmanlı ve Selçuklu mimarlığından esinlenen 1. Milli Mimari özelliklerini taşır. Tarihi Pasaport İskelesi’nin yanında yaya kaldırımından denize doğru ahşap oturtmalar üzerine yapılan teraslar, 2004 Haziranı’nda yaşamını yitiren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Priştina zamanında kente kazandırılan güzelliklerden birisidir. Kordon boyunun otoyol olarak katledilmesinin önüne geçildikten sonra yapılan çevre düzenlemesi ile İzmir, yeşil bir gerdanlık kazanmıştır. Bu yeşil gerdanlığın en güzel yerlerinden birisini de insanların oturup çayını-kahvesini yudumladığı, deniz kenarında martılara simit attığı ya da vapurların dolup boşalmasına daldığı Pasaport seyir terasları oluşturur. Günün koşuşturmacası arasında bir nefes oturup dinlenilebilecek en güzel mekanlardan birisi haline gelen seyir terasları, bu özelliği ile kısa zamanda kentin simgelerinden biri durumuna gelmiş ve belgesellere konu olmuştur.
“Gel, bir bardak çay içelim”
Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı’nın “limanı daralttığı ve gemilerin bağlanma yerlerine zarar verdiği” gerekçesi ile 2004 yılında seyir teraslarının kaldırılması için açtığı dava, geçtiğimiz aylarda İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin verdiği yıkım kararı ile sonuçlandı. Bu durum, tıpkı Kordon otoyolu projesi gibi tüm İzmirlilerin büyük tepkisi ile karşılandı. Kentin birçok örgütlü kurumu ve halkı, eşsiz körfez manzarası eşliğinde yudumlanan çaylarına, İzmir’in kısa sürede simgeleşen güzelliklerinden birisine sahip çıktı. Kent ve kentli ile bütünleşen seyir teraslarının yıkılmasına seyirci kalmayan İzmir, demokratik tepki anlamında bir kez daha ülkenin en duyarlı kenti olduğunu ortaya koydu. Belki bu nedenledir ki seçimlerde bir türlü istediği oyu alamayan muhafazakar kesimin ortak tepkisini dile getirir biçimde kent, “Gavur İzmir” olarak tanımlanıyor. Seyir terasları nedeniyle Denizcilik Müsteşarlığı’nca mahkemeye verilen Büyükşehir Belediyesi, İzmir’in her tarafından gelen tepkiler üzerine bir uzlaşı formülü bulabilmek için geçtiğimiz günlerde Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğü’ne başvurdu. İzmir Bayındırlık İl Müdürü Ata Erpolat’ın, belediyeden terasların projesinin isteneceğini belirterek “Denizcilik Müsteşarlığı’nın da görüşünü ve onayını alıp Bakanlığa ileteceğiz. Yasal prosedürün tamamlanmasıyla ortada herhangi bir sorun kalmayacak’’ şeklindeki sözleri, İzmirliler tarafından sevinçle karşılandı. Ahmet Telli’nin “Pasaport Kahvesi” şiirinde olduğu gibi seyir terasları, daha uzun yıllar boyunca İzmirliye “gel bir bardak çay içelim” diyebilecek… (İzmir/EVRENSEL) 24.02.2007