Otoyolla Ege’nin kaderi değişecek

Deniz SİPAHİ 

GEÇEN gün çok önemli bir imza atıldı. 

İzmit Körfez Geçişiyle bağlantı yolları dahil olmak üzere Gebze – Orhangazi – İzmir Otoyolu’na ilişkin sözleşme; Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yap – işlet – devret modeliyle bir seferde yapılan en büyük proje kabul ediliyor.
Yaklaşık olarak maliyeti 11 milyar TL’yi geçiyor.
Dünyanın ikinci büyük asma köprüsü yapılacak ve İstanbul – İzmir arası 3.5 saate inecek.
Bir bölgenin, bir coğrafyanın gelişmesini, değişmesini istiyorsanız; önce ulaşılabilir olmasını sağlayacaksınız.
İzmir’in asıl sıkıntısı buydu.
Ne İstanbul’la, ne de Ankara’yla bağlantısı yoktu.
Bırakın karayolunu, havayolu ulaşımında bile sıkıntı vardı.
Adnan Menderes Havalimanı’nın yenilenmesi, direkt seferlerin başlaması iç hatlarda bir patlama yaşandı.
Geçen yıl iç hatlarda yüzde 20’nin üzerinde bir artış var.
Dış hatlarda yok gibi gözükse de ben yakın bir gelecekte Adnan Menderes’in ikinci aktarma merkezi olacağını düşünüyorum.
İstanbul – Yalova – Bursa – Balıkesir – Manisa ve çevresindeki illerin sanayisi de ekonomisi de bu yolların yapımıyla hareket kazanacak.
Yol 7 yılda tamamlanacak.
Ama yap – işlet – devret modelinde, yapımcı firmaların çok daha önce projeyi tamamladıkları biliniyor.
Öyle anlaşılıyor ki, havayolunda Türkiye’nin daha gidecek çok yolu var. Yolcu potansiyeli her geçen gün artıyor. Önemli merkezlere de bağlanan otoyollarla Ege’nin, İzmir’in lojistik anlamda bir sıkıntısı kalmayacak.
Ve göreceksiniz…
Bu alt yapıların tamamlanmasıyla birlikte bu kentlerde çok önemli gelişmeler olacak.

Bir anda yangının içinde bulduk kendimizi

ÇOK orman yangını haberi verdim ama…
İlk defa bir yangının tam ortasında kendimi buldum.
Pazar günü Doğan Gazetecilik’in Ege Bölge Temsilcisi Bülent Zarif’lerin Urla’daki evlerinde bir grup dostla oturuyorduk.
Milliyet Gazetesi yazarı Güngör Uras’la Ege Bölgesi’nin doğa açısından ne kadar şanslı olduğunu tam konuşurken, uzaktan bir duman gördük.
Çok değil, birkaç dakika sonra küllerin üzerimize yağdığını fark ettik.
Hemen telefonlara sarıldık, itfaiyeye, belediyelere haber verdik.
İçimiz rahat, sohbete devam ediyorduk ki…
10 dakika sonra gökyüzü tamamen siyah bir kül bulutuyla kapandı.
Rüzgarın da etkisiyle, çok uzaklarda gibi gözüken alevlerin çok kısa sürede evlere yaklaştığını gördük.
Havadan müdahale olmasıydı; Urla’nın işi çok zordu.
Allah’tan hızlı müdahale edildi de büyük bir faciadan dönülmüş oldu.
Yeri gelmişken belirtelim.
Urla’daki evlerin çoğunda şehir şebekesi yok… Yani evler; kuyularla su temin ediyor.
Yangın sırasında elektrikler de kesilince bir tek damla su bulunamaz oldu.
Altyapının İzmir’in her yerine gelmesi lazım…
Güzelim zeytinler yandı. Belki de 50 – 60 yıllık zeytinler…
Alevler Urla’daki sitelerin çoğunun koruma duvarlarına kadar geldi.
Öyle bir üç saat yaşadık ki, inanın film gibi…
Dediğim gibi bir faciaya ramak kaldı.

Kaynak: Hürriyet Ege – 29.09.2010