Otopark sorunu üzerine

Otopark sorunu üzerine

cengiz.turksoy@aksam.com.tr

 

Türkiye İstatistik Kurumu verilerinden yararlanarak yapılan hesaplamalara göre İzmir ilinde her ay 5000 dolayında yeni motorlu aracın trafiğe çıktığı anlaşılmaktadır. Bu araçların çoğunluğu ilçelerden çok kentimizdeki trafiğe katılmaktadır. Demek ki, kentimizde mevcut otopark gereksinimi her geçen gün hızla artmaktadır. Sorun yalnızca yeni otoparklar yapılarak çözülmeye çalışılırsa, her ay en az 10 otoparkın hizmete açılması gerekir.

Bu bilgi, otopark sorunu kronikleşmiş olan İzmir’de yalnızca yeni otoparklar inşa ederek sorunun çözülemeyeceğini göstermektedir. Otopark sıkıntısını gidermek için bir yol mevcut gereksinimi karşılamak için otopark yapmaksa, bir başka yol da bu gereksinimi azaltmak ya da onu artıran nedenleri ortadan kaldırmaktır. Tek merkezli kentsel gelişim stratejileri; merkez-çevre ilişkisini gözetmeyen imar haklarıyla oluşturulan cazibe merkezleri; merkezin çeperi yerine içinde ve “uygun yerde” değil “bulunan yerde” otopark inşa edilmesi, toplu taşıma araçlarına öncelik vermeyen yol düzenlemeleri; toplu taşıma hizmetindeki yetersizlik bu nedenlerin yalnızca birkaçıdır. Merkezi iş alanlarında ihtisas ayrımına gidilmemesi; planla belirlenmiş arazi kullanım biçiminin rasgele değiştirilmesi; imar planlarında yapılan yoğunluk artışları da otopark sorununu büyüten başlıca nedenler arasındadır. Her biri kent yaşamının her alanında birçok soruna yol açan bu nedenler ortadan kalkmadan, günübirlik önlemlerin otopark sorununu çözmesini beklemek için çok iyimser olmak gerekir. Sorun kronikleşmiştir ve geçici rahatlama sağlayacak önlemlerle değil, ancak kalıcı ve köktenci yollar bulunarak çözülebilir.

Otopark sorununun çözümü için her şeyden önce sorunun tarafları çözümün de tarafı olmalıdırlar. Örneğin; motorlu araçları üretip satan otomotiv sanayicisinin otopark fonuna hiçbir katkısı yoktur. Yapı sahibi, fona otopark bedeli yatırarak, yapısının giriş katını ve hatta bodrumunu gönül rahatlığıyla iskâna açmaktadır. Üstelik yaklaşık yarısı kaçak yapılardan oluşan kentlerimizde, bu yapıların sahipleri belki de otopark fonunun adını bile duymamışlardır. Kenti yalnızca yapılar ve yollar olarak gören bazı meslektaşlarım, yalnızca arazi mülkiyeti ve özel araç trafiğini esas alan planlarıyla, mesleki birikimlerini -bilerek ya da bilmeyerek- arazi sahipleriyle otomotiv, petrol ve lastik tekellerinin hizmetine sunmaktadırlar. Arazi sahibi, plandaki yapılaşma koşullarından asla hoşnut olmamakta, kendine ait parselde istediği türden yapıyı, istediği büyüklükte inşa etmek için her yolu denemektedir. Aracın bedeline yakın tutarda vergi alan kamu yönetimi, bu verginin çok azını yerel yönetimlere aktarmaktadır. Araç sahibi, evine ya da işyerine birkaç yüz metre yürüyerek ulaşmaktan kaçınmakta, gideceği yere en yakın noktada boş bulduğu her yere aracını park etmektedir. Bütün bunlar sorunun tarafıdırlar ve sürekli otopark sorunundan yakınırlar ama çözüme taraf olmaya hiç yanaşmazlar. Öte yandan, kent trafiğine her gün yüzlerce yeni araç katılmakta ve bu araçlar otopark gereksinimini sürekli artırmaktadır.

Bu koşullarda, yalnızca yeni otoparklar inşa edilerek otopark sorunu çözülebilir mi dersiniz?

Akşam Gazetesi – 10.04.2007{nomultithumb}