Odamız Genel Merkezi’nden Basına ve Kamuoyuna

5393 sayılı Belediye Kanunu‘nun "Kentsel Dönüşüm" konulu 73‘ncü maddesinde değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifinin, "Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu"nun ardından, İçişleri Komisyonu" tarafından 3 Haziran 2010 tarihinde gerçekleştirilen toplantıda kabul edilmesine ilişkin Odamız Genel Merkezi tarafından 4 Haziran 2010 tarihinde basın açıklaması yapılmıştır. Açıklamayı haberin devamında okuyabilirsiniz.

Ankara, 4 Haziran 2010 

BASINA VE KAMUOYUNA

BELEDİYE KANUNU‘NDA YAPILMAK İSTENEN DEĞİŞİKLİK, "HAVUZLU VİLLA" HAYALİ KURANLARIN YARGIYI DEVRE DIŞI BIRAKMA GİRİŞİMİDİR.

AKP İstanbul Milletvekili Nusret Bayraktar ve 14 milletvekili arkadaşının imzasıyla verilen 5393 sayılı Belediye Kanunu‘nun "Kentsel Dönüşüm" konulu 73‘ncü maddesinde değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi, "Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu" tarafından yapılan eklemeler sonrası, "İçişleri Komisyonu" tarafından 3 Haziran 2010 tarihinde gerçekleştirilen toplantıda yapılan küçük değişikliklerle kabul edilmiş ve TBMM Genel Kurulu‘na iletilecek duruma getirilmiştir.

•·         73‘ncü maddenin değiştirilmesi girişiminin üç parti tarafından, "aynı gerekçelerle" başlatılmış olmasıyla ortaya çıkan hukuk dışı girişim uzlaşması kaygı vericidir.  

İstanbul milletvekili Nusret Bayraktar ve arkadaşları tarafından verilen ve aslen iktidar partisinin önerisi gibi görünen kanun teklifinin, "maddelerinin ve gerekçelerinin virgülüne bile dokunulmadan" CHP‘li ve MHP‘li milletvekilleri tarafından da ardı sıra verilmiş olması dikkat çekicidir.

Muhalefet partilerinin milletvekilleri zaman içinde tekliflerini geri çekmek zorunda kalmış ve aynı partilerin komisyon üyesi vekilleri toplantılarda karşı oy kullanmış olsalar da, buram buram rant kokan ve basına "villa kardeşliği" olarak yansıyan böylesi bir girişimin perde arkasında yaşanan ve gizemini koruyan gelişmeler açıklamaya muhtaçtır.

•·         Açıklama gerektirmeyen tek gerçek, yapılmak istenen yasa değişikliğinin tam anlamıyla "yargıyı devre dışı bırakma girişimi" olmasıdır.

İçişleri Komisyonu tarafından kabul edilen ve Meclise sevk edilen yasa değişikliği teklifinin başlıca amacı, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılmaya çalışılan, Şehir Plancıları Odası tarafından yargı kararıyla durdurulan "kentsel dönüşüm" etiketli talan projelerini yargıdan kaçırmaktır.

İçişleri Komisyonu tarafından teklife eklenen "Bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce yargı mercilerinde alınmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış davalarda bu Kanun hükümleri uygulanır" şeklindeki geçici maddenin tek amacı, Ankara Büyükşehir Belediyesi‘ne karşı başta Odamız tarafından açılanlar olmak üzere, "yürütmenin durdurulması" kararı alınmış çok sayıda davada yargıyı devre dışı bırakmaktır.

•·         Yasa değişikliğine ilişkin girişimin perde arkasında, teklif veren üç partiden "çiftlik evi" adı altında "villa" sahibi olmaya heveslenen milletvekillerinin olması, üzücü olduğu kadar TBMM‘nin düşürüldüğü durum açısından da vahimdir.

Şehir Plancıları Odası tarafından yargıya taşınan, Ankara‘nın Nazım İmar Planı‘nda "yeşil alan" ve "tarım alanı" olarak planlanmış olan ve günümüzde tümüyle "boş" olan, ancak "Saklıkent Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı" adı altında, "kentsel dönüşüm" maskeli villalarda oturmaya heveslenen ve can havliyle yasa değişikliği önerisi verenler "Saklıkent"lerinden çıkarılıp teşhir edilmelidir.

Bu konuda en önemli görev iktidar partisinin yanı sıra hiç kuşkusuz, "havuzlu villalarda oturmayacağını" ve iktidara geldiğinde "yeşil alanların kaldırılmasını halkoyuna sunacağını" ilan eden CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu‘na düşmektedir. Ne CHP milletvekillerinin komisyon çalışmalarında karşı oy vermiş olması, ne de Genel Kurul‘da yapılacak karşı duruş, yasa değişikliği girişimindeki suç ortaklığını ortadan kaldırmayacaktır.

•·         Yasa değişikliği teklifiyle yapılmak istenen değişikliklerin önemli bir bölümü Anayasa‘nın "hukuk devleti ilkesi"ne açıkça aykırı, kentsel dönüşüm alanlarını bu alanlarda "yaşayanlara dar edecek" değişikliklerdir.

Yasa değişikliği ile bir yandan büyükşehir belediye başkanları kent içinde istedikleri her alanda tek söz sahibi haline getirilirken, kentsel dönüşüm alanı ilan edilen yerlerde yaşayanlar ise yasa eliyle mağdur edilmekte, ezilmektedir. Kentsel dönüşüm mağdurlarının yargıya başvurma hakları da Anayasa‘ya aykırı biçimde kısıtlanmakta ya da ortadan kaldırılmaktadır.

Yasa değişikliğiyle, kentsel dönüşüm alanı ilan edilen alanlarda yaşayan halkın yargıya başvurma haklarının kısıtlanmasının yanı sıra, kamulaştırma işlemlerinde büyükşehir belediye meclislerine acele kamulaştırma yetkisi veren düzenlemeler ve kamulaştırmada proje ilan tarihindeki rayiç değerlerin esas alınmasına ilişkin düzenlemeler de önemli mağduriyetlere neden olacak, hukuka açıkça aykırı düzenlemelerdir.

•·         Yasanın yürürlüğe girmesi sonrasında, büyükşehir belediyeleri dilediği tüm kamu kurumlarının ve bu kapsamda ilçe belediyelerinin gayrimenkullerine el koyma yetkisine de sahip olacaktır.

Yasa değişikliğinin kabulü ve yürürlüğe girmesiyle birlikte, büyükşehir belediyeleri tarafından kentsel dönüşüm alanı ilan edilen alanlarda eğitim ve sağlık alanları hariç kamuya ait gayrimenkullerin harca esas değer üzerinden, komik denilebilecek fiyatlarla belediyelere devri öngörülmüştür. Bu düzenleme büyük tartışmalara ve "intikam" girişimlerine neden olabilecek, kabul edilemez bir düzenlemedir.

Madde değişikliğinin yasalaşması durumunda örneğin; Ankara ya da İstanbul Büyükşehir Belediyeleri muhalif ilçe belediyelerinin tüm değerli gayrimenkullerinin, belediye binalarının bulunduğu alanları "kentsel dönüşüm alanı" ilan ederek, belediyelerin kullanmakta olduğu yapılara "harca esas değer" üzerinden el koyabilecektir.

•·         Belediye Kanunu‘nun 73‘ncü maddesinde yapılmak istenen değişiklik, halkımızın ve kentlerimizin yararına olmayan, hukuksuz ve çıkar amaçlıdır. Değişikliğin kabulü, TBMM‘nin 90 yıllık geçmişine sürülen kara bir leke olacaktır.

TMMOB Şehir Plancıları Odası, kentlerimizde haksız rant oluşumunu, kentin açık ve yeşil alanlarının ortadan kaldırılmasını, bu alanların yandaşlara peşkeş çekilmesini engelleyen yargı kararlarını devre dışı bırakmayı amaçlayan ve kentlerimizi daha da içinden çıkılmaz duruma getirecek olan kanun değişikliğine karşı duruşunu ve mücadelesini sürdürecektir.

Değerli basınımızın ve kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.

Necati UYAR

TMMOB Şehir Plancıları Odası Genel Başkanı