“Muz cumhuriyeti değiliz”

Selim TÜRSEN

İZMİR’İ dünyanın en önemli AR-GE ve bilim bölgelerinden biri haline getirecek teknoloji kenti projesinde en zor virajların aşıldığını, bir de İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Rektörü Prof. Dr. Zafer İlken’in ağzından dinledim. Malum bugüne kadarki gecikmeden en fazla İYTE sorumlu tutuluyordu.
Projeyi İzmir’e getiren Ege Genç İşadamları Derneği (EGİAD) Başkanı Cemal Elmasoğlu geçtiğimiz günlerde Fransızların yeni bir anlaşma metnini gönderdiğini, artık topun Türkiye’de olduğunu söyleyince Rektör İlkin’le konuştuk. Dört milyar dolarlık bir yatırımla başlayıp, tamamlandığında  25 milyar dolara ulaşması beklenen proje tam 25 bin  kişiye iş imkanı yaratacak.
Ancak üç yıl önce yola çıkan bu dev projede henüz imzaların atılamaması bazen sinirleri geriyor. Araziyi tahsis edecek  olan İYTE yüzde 10 ile en  büyük ortak ve son sözü söylediğinden gözler onda.
Böyle önemli bir projenin neden bu kadar geciktiğini İlken’e sorduğumda, “Başlangıçta bize muz cumhuriyeti muamelesi yapmaya kalktılar. Bilimsel çalışma yapmadan hazırlanan projeleri önümüze koydular. Örneğin liman yapacağız dedikleri yerde suyun derinliği üç santim. Ben de ciddiyet istedim. Ayrıca orta ve küçük ölçekli olan Türk firmalarının, IBM gibi dünya devleriyle aynı kefeye konamayacağını, aynı kiranın istenemeyeceği anlattım. Foça’daki Fransız tatil köyü gibi Türklerin giremeyeceği  bir yere izin vermeyeceğimizi söyledim” diyerek gecikmenin temel nedenlerini anlattı.
Fransızların gönderdiği  son ana sözleşme taslağını sorduğumda, “Onlar da bizim ciddiyetimizi anlamışlar. Hukukçulara gönderdim inceliyorlar. Bence engebeler aşıldı, en zor virajlar geçildi. Şimdi konuşarak yol alacağız. Fransızlar bu işe 17 senede başlayabilmiş. Biz üç yılda bu noktaya geldik, aslında çok iyiyiz” dedi.
Otuz beş yıllık yap-işlet-devret modeliyle kurulacak teknoloji kentine yatırımcı bulacak olan Fransız işletmeci CICOM firması  2 bin 100 dönümden başka  10 bin dönüm daha yer istemiş. Rektör İlken, onun için de  olumlu karar çıkardıklarını söyledi.
Benim izlenimim İzmir’in, Türkiye’nin çehresini değiştirecek bu dev projede sağlam adımlarla yol alınmaya çalışılmış. Temeller oturduktan sonra koşar adım gidileceğine eminim. Yakın gelecekte laboratuvarları, araştırma merkezleri ile buralarda çalışacak 25 bin kişinin yaşayacağı konutlar, oteller, golf sahaları, limanlar ve marinasıyla İzmir’de harika bir bilim kenti doğacak. Dört gözle bekliyoruz.

Rockcı rektörden İzmir’e müjde
İYTE Rektörü Prof. Dr. İlken’in sıkı bir rock müziği tutkunu olduğunu, Urla’da kampustaki odasının penceresinden bana   300 dönümlük bir araziyi işaret ettiğinde öğrendim. Rektör bey, “Karşısı 35 bin dönümlük arazimizin küçük bir bölümü. Mimarlık bölümü orası için binlerce kişinin katılabileceği müzik ve sanat festivallerinin organize edilebileceği yer projeleri hazırlıyor. Değişik fikirler yaratmak için İstanbul’da Reina, Laila gibi mekanlar  bile incelendi” dedikten  sonra bombayı patlatıp, “Çalışmalarımızı duyan Rock’n Coke festivali organizatörleri  bizimle temasa geçti. Burada da bir Rock’n Coke festivali yapılacak” dedi.
Düşünsenize İstanbul’daki Rock’n Coke ya da alternatif rock festivallerinde olduğu gibi çadırını, uyku tulumunu kapan binlerce genç Türkiye’nin dört bir yanından İYTE kampusüne akacak. Sabahlara kadar  sahne alacak ünlü grupları dinleyecek gençler dans edip, yeni dostluklar oluşturacak. Terör ve siyasi kavga yorgunu Türkiye’de birkaç günlüne de olsa nefes alabilecekler. Unutmayalım Washington’da yüz binlerce Amerikan  gencinin katıldığı ünlü Woodstock Festivali de, Vietnam savaşını bitiren  dönüm noktalarından biri idi.

Öğrencilerden Kocaoğlu’na dilekçe
TAM 2 bin 600 öğrenci İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nden lisans ve yüksek lisans eğitimi alıyor. Çoğunlukla mühendislik eğitim alan ve dersleri ağır olan  bu öğrencilerin ancak 600 kadarı yurtlarda kalabiliyor. Diğerleri her gün İzmir’e gidip gelmek zorunda..
Büyükşehir eksik olmasın bu öğrenciler için otobüs seferleri koymuş. Ama 35-40 kilometre  yol katedip gelen bu otobüslere kampusta 2 kilometrelik ek bir tur attırma izni bir türlü çıkmamış. Öğrenciler yağmurda, çamurda kilometrelerce yürümek zorunda kalıyormuş. Saat başı gelen otobüsler dönüşte ise neredeyse boş gidiyormuş, çünkü  öğrenciler kampus içerisinde otostop peşinde imiş..
Rektör İlken, “Başkan Kocaoğlu’na kadar dilekçe yazdım ama sesimi duyuramadım. Burada boş otobüsler öğrenci bekliyor, öğrenciler de otostop için araç bekliyor. Bir-iki kilometrelik  küçük bir turla herkes mutlu olacak ama…” diyerek dert yanıyordu.
Bürokrasinin hantallığını anlamak bazen gerçekten çok güç oluyor.

Kaynak: Milliyet Ege – 03.06.2010