Mimarlık paylaşılamıyor

OKTAY EKİNCİ 

İç mimarlar, mimarların ‘iç mekân tasarımı’ yapmalarını ‘suç’ sayarak dava açtılar

Mimarlık paylaşılamıyor

Sonunda bu da olduİçmimarlar, mimarların iç mekân tasarımıyapmalarını suçsayarak davacı oldular!

İç Mimarlar Odasının, iki mimar hakkında iç mimarlık da yaptıklarıgerekçesiyle savcılığa başvurusunda deniyor ki; mimarlar mesleki yetkilerimizi gasp ediyorlar.”(!)

Konuya, sonunda bu da oldudiyerek girmemin nedenini açayım: Kamuoyuna pek yansımıyor (daha doğrusu önemsenmiyor) ama son yıllardaki eksen kaymalarıarasında mimarlığın parçalanarak etkisizleştirilmeside var.

Gelişmeler böyle tanımlanmasa bile, aşağıda özetlenen parçalamanın, emlak rantına sevdalı imar düzenimizin mimari duyarlılıkları dışlamasıyla eşzamanlıhali, rastlantı olmasa gerek…

Binlerce yıllık kent uygarlığının mimariyle iç içeliği yadsınarak başlatılan bu süreçte, önce kentsel planlama mimarsızlaştırıldı… Buna kentsel mekânların, ancak peyzaj mimarlarınca düzenlenebileceği; hatta tarımsal amaçlı köy yapılarına ait mimari projelerin bile ziraat mühendislerince tasarlanabileceği eklendi… Şimdi ise yapıların iç mekânlarını sadece iç mimarların düzenleyebilecekleri savı, artık yargının da gündeminde…

 

MİMARİSİZ ŞEHİRCİLİK

Kent planlamasında mimarisizleşmemizin öncüsü 60larda ODTÜde başlatılan mimarlıktan bağımsız şehircilikeğitimidir. Dünyanın en eski kentlerini barındıran bir ülkedeki küçük Amerikaolma özlemleriyle de örtüşen ABD kökenli mimarisiz şehircilikanlayışı, 12 Eylül 1980den sonra YÖK düzeniyle tüm okullarda yaygınlaştı.

Gerçi yüz yaşlarını geride bırakan köklüokullarımızın görmüş geçirmiş hocaları şehircilik ile mimarlık eğitimini yine de birliktesürdürmeye özen gösterdiler; ancak, mimarlık eğitimialmadan şehirci olan yeni kuşakakademisyenler, Anadolu kentlerinin herhalde hayretle izledikleri bu ayrışmayı daha da körüklüyorlar…

O kadar ki günümüzde planlama sürecine, ilgili herkesin katılımı demokratikliğin gereği iken mimarın katılması karışmasayılabiliyor! Dahası eski kent dokularındaki tarihsel mimarinin yaşatılmasını amaçlayan geleneksel yapıları ve dokularını koruma planlarında bile mimar yetkili değil; eğer plancı isterse sadece danışmanolabiliyor.

Dünyada eşi benzeri görülmeyen bu mimarlık yoksunu kent planlamasının en yağmacı iktidarlarca yasal güvencelere bağlanması ise ülkeye egemen rant ekonomisi ile uyumunun kanıtı değil midir?

 

MİMARİ PEYZAJ’

Mimarlığın, peyzaj mimarlığını geliştirme adına kentsel mekânlardan ve hatta yapıların çevre düzenlemesinden dışlanması da yine Türkiyeye özgü absürdbir durum.

Çağdaş yerleşimler bir yana, tarihi kent dokularında kamusal alanların, meydanların, sokakların kentsel tasarım kapsamında düzenlenmesinde bile Bunu mimarlar değil, ancak peyzaj mimarları yapabilirdenilmeye başlandı! Orman ve ziraat fakültelerindeki peyzaj mimarlığı eğitiminin mimarlığın yerine geçecekbir fiziki mekân tasarımını değil, yapılı çevre ile doğal çevre arasındaki uyumu sağlayacak bir uzmanlığı amaçladığı adeta unutuldu…

İşte böylesi kültür yoksunu bir süreçte, şimdi de mimarın yapıdaki iç mekânlarda da doğal olarak gözetilmesi gereken tasarım hakkı, hatta yapıların içi ile dışı arasındaki kaçınılmaz bütünselliğin mimari sorumluluğu da elinden alınmak isteniyor.

 

SUÇLAMA’ VE ‘SAVUNMA!’

İçmimarlar Odasının, içmimarlık da yaptıklarını açıklayan mimarlar hakkında açtıkları ceza davasında sanıklara isnat edilen suçşöyle tanımlanmış: Müşteki TMMOB İçmimarlar Odası vekili tarafından Erginoğlu & Çalışlar Mimarlık Ltd. Şti. yetkilileri hakkında verilen şikâyet dilekçesinde; şirket yetkililerinin mimar oldukları, içmimar olarak da faaliyette bulunduklarını belirttikleri, bunun suç olduğu ve 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanuna muhalefetten haklarında dava açılması gerektiği…

Sanatlarının tarihsel ve evrensel mesleki sorumluluğunu yerine getirdikleri için şüphelidurumuna düşen mimarlarımızın savcılığa sundukları ayrıntılı ve uzun yanıtlarını aktaramıyorum, internetten okumanızı tavsiye ederim; ancak, aynı şüphelilerinin, ülkenin en eski okulları olan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık bölümünde ve İstanbul Teknik Üniversitesi İçmimarlık Bölümü’nde proje hocalığı ve diploma jüriliği yaptıkları bir davada, şu açık gerçeklerin savunma”! başlığıyla yer alması bile hazin değil midir?

İç mimarlığı koruyan kuralların nedeni mimarlar değil, marangoz, alçıcı, camcı gibi zanaatkârların mesleklerini içmimaradıyla yapmalarını engellemektir. Halen tüm içmimarlık bölümlerinin akademik kadroları mimarlardan oluşmaktadır.

Bina veya mekân projeleri hazırlanırken mimarın en önemli görevlerinden biri iç alanın kullanma amacını ve düzenlenme şeklini bilmektir. İç alan öngörülmeden yapılan mimari proje eksiktir; hatta hatalıdır.

 

TMMOB NE DİYOR?

Neresinden bakılırsa bakılsın sadece mimarlığa karşı değil, uygarlık tarihine ve çağdaş tasarım dünyasına saygısızlığın doruğundaki anlayışlarla açılan bu davada yargının ne diyeceği merakla bekleniyor ancak benim asıl merak ettiğim, TMMOBnin yeni seçilen yönetim kurulunun ne dediği?

Mimarlıktan ayrılarakmeslekleşen uzmanlıkların, yıllardır mimari duyarlılıklardan kurtulmakisteyen rantçı politikalarla kol kola meslek odacılığı yapmalarına; aynı nedenle TMMOBde de asıl hedeflenmesi gereken birliktelikyerine sürekli meslek şovenizmini öne çıkarmalarınadurdeme zamanı çoktan geldi; hatta geçiyor…


1- Geleneksel mimarimizde evin içiyle dışı birlikte kurgulanır ve aynı sistemle inşa edilir… Yapı tamamlandığında, elmalık raflarından sabit sedirlerine, dolaplarından ocaklarına kadar tüm “mobilya”sı da hazırdır…

2 – İç mekânların ölçü ve oranlarını belirleyen “mimari tefriş”, cephelerdeki boşluklar (pencereler) ve doluluklar (sağır duvarlar) ile kapalı ve açık çıkmaların da “işlevsel”liğini sağlar… Bu nedenle, yapının görünüşündeki özgünlük ile mekânlarının kullanılabilir olmasını “eşdeğer önemde” gözeten tasarım “mimarlık”tır…

Kaynak: Cumhuriyet – 17.06.2010 {nomultithumb}