Metro için biraz daha zaman istedi

"Kent ve Siyaset" programına katılan Başkan Aziz Kocaoğlu, metro inşaatlarından Kordon'daki tente sorununa kadar çeşitli konulardaki soruları cevaplandırdı.

ERTAN GÜRCANER (HABER MERKEZİ)

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, önceki akşam çıktığı Yeni Asır TV canlı yayınında çarpıcı açıklamalar yaptı. Yeni Asır Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Nevzat Dönmez'in hazırlayıp sunduğu "Kent ve Siyaset" programına katılan Kocaoğlu, metro inşaatlarından Kordon'daki tente sorununa, İnciraltı'nın yine yarım kalan planlamasından Torbalı'ya kurulacak çöp tesisine kadar çeşitli konulardaki soruları cevaplandırdı.

METRO:
Vatandaş sıkıldı ama biraz daha anlayış
Göreve geldiğim günden bu yana başımı en çok ağrıtan işlerin başında metro geldi. Biz bu ay sonu Üçyol-Üçkuyular hattında İzmirspor istasyonunun üzerini kapatıp asfatlayacağız. Şubat sonunda da Hatay istasyonu üzerini kapatıp asfaltlayacağız. Şubat sonu itibariyle İlahiyat Fakültesi kavşağından Üçyol'a kadar bütün caddeyi açıyoruz. Poligon'da tek hat üzerinden ulaşımı sağlayacağız. Hedef Nisan ayı sonuna kadar yolun tamamını açmak. Buna bir ay daha koyun, Mayıs gibi yolun tamamı açılmış olacak. Bornova aksında da Haziran ayı içinde treni yürütmeyi hedefliyoruz. İzmirspor ile Hatay istasyonu ile Ege Üniversitesi Hastanesi-Evka 3 istasyonlarını Haziran ya da Temmuz ayında ulaşıma açacağız. Metro bu tarihlerde Evka 3'ten Hatay istasyonuna kadar gidecek. Poligon, Fahrettin Altay ve Göztepe istasyonlarını da birlikte hizmete açacağız. Bu üç istasyonu Ağustos, Eylül en geç Ekim gibi hizmete açmayı planlıyoruz. 2011 yılı içinde bu hatların hepsini tamamlayıp hizmete açmış olacağız. Vatandaşımız gerçi anlayış göstermekten de sıkıldı ama kendilerinden biraz daha anlayış talep ediyoruz.

ALİAĞA-MENDERES HATTI:
Eksikliklerin tamamlanması 3 yılı bulacak
Aliağa-Menderes Hızlı Tren hattında şu anda üst geçitlerde belli sıkıntılar var. Bunları bir bir çözüyoruz. Bu projenin tüm eksiklerinin tamamlanması, belki üç yılı bulacak. Projede en büyük sıkıntının Halkapınar'daki aktarma istasyonu ve buradaki sıkışıklık. Proje çalışması yaptık. Halkapınar'ı acilen revizyona ve tadilata sokmamız lazım. Çünkü nereden gelirse gelsin, ister Bornova-Üçkuyular ister Aliağa aksından gelsin aktarma yapmak isteyenler Halkapınar'da inecek.

YÜKSEL ÇAKMUR'A:
Oturduğu evin zemini de aynı
İzmir'e yatırımcı çekebilmek için Yeni Kent Merkezi ile İnciraltı'nın mutlaka planlanması gerekiyor. Orada yoğunluk artışı nedeniyle planlar geçmişte geri döndü. Sonra eski bir belediye başkanımız yeni planlara dava açtı. İnşaat mühendisleri parasını verdikten sonra okyanusa da inşaat yaparlar. Mühendisliğin bugün çözemeyeceği yer, zemin yok. Bu kent zenginleşecekse turizmle hizmet sektörüne kilitlenecek. Kente yatırımcı çekmek için bu iki kara parçasını mutlaka planlamamız gerekiyor. Bu iki yeri planlayalım 3 sene sonra İzmir'i gelin görün. Eğer planlayamazsak İzmir üç yıl sonra yine aynı lafları edecek. Sayın Çakmur Karşıyaka'da oturuyor. Oturduğu evin zemini ile bugün planına dava açtığı yerin zemini arasında hiç fark yok. Çakmur'un evinin yapıldığı yerin mazisi 40 yıllık. Dava açtığı bölgede ise 60-80 yıl önce yapılmış binalar var. Çakmur'un belediye başkanlığı döneminde Konak Meydanı'nda Galeria projesi yapılacaktı. Konak Meydanı'nın zemini liman arkasının zemininden çok mu sağlam. Herkes birşeyler söylüyor, konuşuyor. Ama insaf etmeleri, bu kente zarar vermemeleri gerekir. Meslek odalarını istemezükçü diye eleştiriyorlar. Meslek odalarının ne Salhane-Turan Bölgesi'ne ne de Basmane'deki çukura itirazları yok. Çünkü her ikisini de uzlaşarak çözdük, başardık. Kala kala bir kişi kaldı. O bir kişi de kente zarar veriyor.

İNCİRALTI:
Esnafla görüşeceğim
İnciraltı'ndaki işletmelerin yüzde 99'u yasal açıdan sıkıntılı. Biz burasının planları yapılıp arsalara imar verilinceye kadar vatandaşları mümkün olduğunca sıkmayalım istedik. Ama, haklı olarak Turizm Bakanlığı, Anıtlar Kurulu aracılığı ile bize doğal SİT alanı üzerinde kalan kaçak yapıların yıkılması için yazı gönderdi. İşletme sahipleri "Turizm Bakanlığı'na gidip yazı alacağız" dediler ben de kendilerine "Alın" dedim. Biz elimizden geleni yapmaya hazırız. Ama, belediye yasayı uygulamak durumunda. Kimsenin işinin bozulmasını istemiyoruz. Ama görevimizi yapmak zorundayız. Geçenlerde Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Günay İzmir'e geldiğinde "yıkılacak" diye beyanat verndi. Bu evrak gelip de işleme girdikten sonra bunu durdurmanız mümkün değil. Ancak, mankeme kararları alıyorlar, rahatlıyorlar. Er-geç burada imar planı uygulanacak. Ama benim gönlümün istediği İnciraltı'nda herkesin arsası planlansın, ederini bulsun, imarına kavuşsun.

KORDON ESNAFINA:
Defalarca konuşup zaman harcamam
Birinci Kordon'da işletmecilerle anlaşamadığımız 4 nokta var. Tentelerin 80 santim ön ve yan cephelerden aşağı indirilmesine kesinlikle müsaade etmeyeceğim. Oradaki ikinci sorun saksıların belirli yükseklikte olması. Üçüncüsü ise işletmelerin kendilerine ayrılan alanın dışına çıkıp sağa sola diğer dükkanların, apatmanların önüne masa sandalye atıp işgal etmesi, kapatması ve yüksek sesle müzik çalması. Diğer bir sorun da işletmelerin hanutçu dediğimiz çığırtkan çalıştırması. Oradaki işletmeler bu kurallara uyacak, hanutçu çalıştırmayacak. Biz Kordon'u sahra çadırına kesinlikle çevirtmeyiz. Bir hafta müsade etsek Kordon'a resmen çadır kuracaklar. İçlerinde işini düzgün yapan, kurallara uyan ve para kazanan arkadaşlar 'Başkan uygulamanız çok doğru. Haklısınız. Böyle bir şey olmaz' diye bize destek veriyor. Biz Kordon İşadamları Derneği ile çok konuştuk, çok sohbet ettik. İş geldi, gitti bu dört konuya takıldı. Bu dört konu bizim tarafımızdan kesinlikle kabul edilmeyecek. Bir daha dernekle bir araya gelmeyeceğiz. Bu dört tane konudan dolayı bize hiç söylememeleri gereken sözleri sarfetiler. Herkesi dinlerim, severim, sayarım ama kararı verilmiş, ne yapılacağı belli olan konuda defalarca konuşup ne kendi zamanımı harcarım ne de karşı tarafın zamanını harcarım.

TORBALILARA:
Çöp tesisi için hala yer bakıyoruz
Harmandalı'ndaki deponi alanı problemli. Geçmişte Büyükşehir'e bağlı değilken çöplüğün yakınına kadar imar verilmiş, konutlar yapılmış. Artık Harmandalı'nın kullanılması mümün değil. 5 yıldır yer arıyoruz. Yatağan Termik Santrali'nin bacasında filtre olmadan çalışması nasıl bütün termik santrallere karşı kamuoyu oluşturduysa bizim Harmandalı da iyi bir uygulama değil. Torbalı Taşkesik mevkiini tüm kurumlarla birlikte olumlu görüşlerini alarak bulduk. Ön ÇED'i de var. Şimdi de olumlu ÇED almak için ihaleye çıktık. Bize kalırsa İzmir'in tüm çöpünü 50 kilometre öbür tarafa çıkarmanın maliyeti korkunç. Biz oraya gitmek istemeyiz ama başka yer bulamadığımız için, burası uygun görüldüğü için orasıyla ilgili ÇED sürecini başlattık. Tabii bizim Kuzey'de de, Güney'de de yere ihtiyacımız var. Ama, ne söylerseniz söyleyin Türkiye'de çöp işi kötü örneklerle dolu olduğu için vatandaş da haklı. Yer arayışlarımız sürüyor. Ama Taşkesik'te arkadaşların gösterdiği 'dinlemeden istemeyiz' mantığını da doğru bulmuyorum. Bu çöp ama üç yere, ama beş yere gidecek. Bu çöp İzmir'in çöpü, İzmir'de yaşayanların çöpü.

GÖREVDEN ALDIĞI ERSU HIZIR'A:
Bu lafı bana kimse yediremez
Bizim, Ersu Hızır Bey'le hiçbir problemimiz yoktu. Ama, söz konusu o yemekte söylenen laflar, tırnak içindeki ifadeler benim kabul edebileceğim şeyler değil. Yolumuzu ayırmamızın tek nedeni budur. Yemek yenmiştir, yenmemiştir beni ilgilendirmiyor. Beni başlayan süreç ilgilendiriyor. Büyükşehir Belediye Başkanıyım, bir numaralı insanım. Çalışacağım insanı ben kendim seçtim. Güven bunalımına girildiyse o iş orada bitmiştir. Ersu Bey'in direnmesi yanlıştır. Haklıdır, haksızdır, yemiştir yememiştir. Orası beni enterese etmiyor. Yedi, yemedi diyen de var. Tırnak içinde yazı yazan gazeteci de var. Biz güven bunalımına düşmüşüzdür. Güven bunalımı olduğu yerde ya belediye başkanı ya genel sekreter gider. Belediye başkanı gitmeyeceğine göre genel sereter gider. 'Birinci adam bilmezse bu işler olmaz' demek olmaz. Demiş, dememiş bu çıktı. Bu lafı ben yiyemem. Bu lafı bana Türkiye Cumhuriyeti'nde kimse yediremez, ben o lafı yemem. Onu göreve getiren de benim, güven bunalımından, zorunlu hallerden dolayı alan da benim.

MİLLETVEKİLLİĞİ ADAYLIĞI:
Benim tercihimde adaylık yok
EXPO 2020'de belediye başkanı olabilmem için iki defa daha aday olmam gerekiyor. "Aday olacağım" demek kadar boş bir kavram olamaz. Olmayacağım demem de boş bir kavram olur. Geçen dönem seçime 6 ay kala bakarız demiştim. Halkın teveccühü devam ediyor mu, doğru işler yaptık mı, güzel proje gerçekledik mi, bizim 5 yıl daha bu işi götürmeye enerjimiz yetecek mi onlara bakmak lazım. Ben bir sonraki seçimde 66 yaşında olacağım. 5 sene daha göze alırsan 71 yaşında olacağım. Buna gücümüz yetecek mi, bakıp, değerlendirip ona göre karar vereceğız. Benim siyasi görev tercihimde milletvekilliği yok. Benim yapım biraz yük altına girmeye müsait. Bu işten daha çok zevk alıyorum. Böyle bir düşüncem geçmişte de olmadı, bugün de yok, yarında olacağını sanmıyorum. Belediye başkanlığı konusunda 6 ay kala karar vermeyi düşünüyorum.

 

Kaynak: Yeni Asır – 04.01.2011