Mega müze hız kazandı

Ahmet Bülent GÖKSEL 

Bundan bir süre önce gündeme gelen, İzmir’e bir mega müze kazandırılması projesi yavaş yavaş gerçekleşme yoluna gidi.  Büyükşehir Belediye Başkanımız Sn. Aziz Kocaoğlu geçtiğimiz günlerde mega müze ile ilgili görüşlerini basınla paylaştı.

Bu konuda söylemek istediğim birkaç önemli husus var… Bunlardan birincisi mega müzenin teması ile ilgili. Sn. Başkan tarafından ifade edildiği üzere tema “Anadolu Medeniyetleri Müzesi” olarak belirlenmiş. Anadolu doğudan batıya, kuzeyden güneye, tarih öncesinden günümüze,  binlerce yıldır onlarca medeniyete ev sahipliği yapmış bir bölge. Böylesi bir müze kurulacağı zaman, bütün bu medeniyetlere ait ve çeşitli dönemleri temsil eden eserlerin bir arada sergilenmesi gerek. Acaba, üniversitelerin tarih bölümleriyle görüşüldü mü? Böyle bir şey mümkün olabilir mi? Bence bu tema biraz iddialı ve iddialı olduğu kadar gerçekleştirilmesi konusunda çeşitli nedenlerle ciddi soru işaretleri taşıyan bir tema. Acaba “Anadolu medeniyetleri yerine İzmir’e daha da yakışacağını düşündüğüm “ Ege Medeniyetleri Müzesi” teması daha uygun olabilir mi diye sormaktan kendimi alamıyorum.

Şayet böylesi bir tema seçilirse, Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın tüm eserlerinde öne sürdüğü  “Ege’de bir Helen ya da Anadolu medeniyetinden söz etmek yanlıştır. Bu bölge Ege medeniyetinin beşiğidir “  görüşü çerçevesinde, bölgemizde daha evrensel ve birleştirici bir misyon üstlenmemiz mümkün olabilir diye düşünüyorum. 

***

Mega müze ile ilgili diğer bir görüşüm de kuruluş yeri ile ilgili. Bu müze için en uygun kuruluş yerleri arasında Bahribaba Parkı adı sıkça telaffuz ediliyor. Bence ‘mega müze nerede yapılamaz’ diye sorulduğunda verilecek ilk cevap Bahribaba Parkı olmalıdır. Nedenine gelince; Sn. Başkanımız da sık sık yurt dışına gidiyor. Eminim ki oralarda kurulmuş olan mega müzeleri ziyaret etme olanağı bulmuştur. Çağdaş müzecilik anlayışı, eserlerin yan yana sıralanmasının ötesinde, ışık, ses gösterileri ile albenisinin artırıldığı, pek çok diğer materyalin sergilenen eserlere değer kattığı farklı uygulamaların yapılmasını gerekli kılmaktadır. Bunu yapabilmek için müzelerin çok geniş kapalı alanlara sahip olması gerekmektedir. Ayrıca  çağdaş müzeler,  çevresinde peyzaj mimarinin en güzel örneklerinin sergilendiği çok geniş yeşil alanları, ziyaretçilerin yararlanabileceği  kafeterya, restoran vb. gibi sosyal  alanları, geniş otoparkları  içerecek şekilde planlanmaktadır. Bunların Bahribaba Parkı’nda yapılamayacağı açıktır.

***

Bir son husus ise, bu tür mega müzelerin bina özellikleri ilgilidir. Böylesi yapıları gündeme getiren ülkeler, şehir yönetimleri, bu binaları çağdaş mimarinin en özgün eserlerini ortaya koyan dünyaca ünlü mimarlara çizdirerek en az içindeki eserler kadar binalarla da gündeme gelmeyi planlamaktadırlar. Sonuç olarak, bütün bu tespitler, Mega Müze’nin gerek alan, gerek trafik ve gerekse görüntü bakımından istenen sonucun alınamayacağı ve üstelik, oradaki yeşil dokunun yok edilmesine yol açabilecek olan Bahribaba Parkı gibi bir dar alanda yapılmasının  uygun olmayacağını göstermektedir.

Bence, daha önce EXPO için gündeme getirilmiş olan, Üçkuyular feribot iskelesinin arkasındaki alan mega müze için biçilmiş kaftandır.

Kaynak: Yenigün – 21.05.2010 {nomultithumb}