Mayo(bi)kini ve kentsel tasarım ölçütleri

Gürol Tonbul

Yaz mevsimi geldi ya, yaz aylarını tanımlayacak sloganlar yeniden yaşamımıza girmeye başladı. Güneş, deniz ve mayo…

Bu üçlü slogan için en uygun yer ise plaj elbette. Yapılan araştırmalara göre insanların yüzde 65’lik kesimi yaz tatilinde deniz kıyısını tercih ediyormuş. Hal böyle olunca insanları plaja davet etmek; bunu da erotizmin sınırları içinde yapmak kaçınılmaz oluyor. Ancak, batılıların benimsediği bu üçlü formülün mayo ayağı erotizme uzanınca ya da erotizmi çağrıştırınca, bizde her yaz mevsimi kızılca kıyamettir kopuyor.

Olayı biliyorsunuz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ahlak kurallarına aykırı görüntü taşıdığı gerekçesiyle mayo reklamlarını yasaklamıştı. Böylece, ilk olarak, hacı adaylarını rahatsız ettiği gerekçesiyle, İstanbul Atatürk Havalimanı’ndaki büyük ilan panolarından indirildiği için gündeme gelen mayo reklamı savaşları yeniden alevlenmiş oldu. Gerçi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş “mayo reklamlarına yasak diye bir şey yok” diye açıklasa da, ardından gelen açıklamalarla sapla saman iyice birbirine girdi. Ayıklayabilene aşk olsun!

Önce yasak yok denmişti ya, ardından ip gibi olan mayo ya da bikinilere yasak koyulduğu belirtiliyor; bu açıklamanın ardından da, büyük ilan panolarına konulan mayo reklamlarının trafik kazalarına neden olduğu gibi (hiçbir bilimsel veriye ve trafik raporuna dayanmayan) bir sav ortaya atılıyordu. Sonra da yasağı çağrıştıran uygulamaları “işgüzar bir görevlinin yapmış olabileceğinin” altı çiziliyordu. Bu görevlinin kim olduğu sorusu duymazdan geliniyor, meçhul görevli bir türlü ortaya çıkmıyordu.

Ne ilginç rastlantıdır ki, mayo yasağı başlamadan önce, bu yasaklamanın, bir başka kişinin özgürlük alanına hiçbir estetik kaygı taşımaksızın yapılan müdahalenin bir benzeri Devlet Tiyatroları’nda da ortaya çıkıyordu… Tiyatrolarda defalarca oynamış Kadıncıklar oyununun afişi üstüne “16 yaşından küçükler için sakıncalıdır” bantı yapıştırılıyor; gelen tepkiler üzerine, oyunun afişinden söz konusu yasaklama bantı kaldırılıyor ve suç, iş bilmez bir memurun uygulaması olarak adlandırılıyordu. Ve ben hala bu kraldan çok kralcı gösterilen memurun kim olduğunu merak edip duruyorum…

Yasaklar listesine bakıyorum… Mayo ve bikini tarihi hüzünlerle dolu. Batılı ülkelerde de yasaklanan mayo reklamları olmuş, bazı mayo ya da bikini reklamları kent estetiğiyle uyuşmayan bir müstehcenlik taşıdığı gerekçesiyle kaldırılmış bile. Yalnız bir farkla… Vatikan dışında, batılı ülkelerde, ilanlarda kullanılan cinselliğin müstehcenlik içerip içermediğine ve erotizmin sınırlarının kent estetiğiyle uyuşup uyuşmadığına oluşturulan estetik kurullar karar vermiş. İstanbul’da ise Kentsel Tasarım Müdürlüğü “ahlaka uygun değil” diyerek çıkıvermiş işin içinden!

Daha önce kırmızı hatlarla içki yerlerini belirlemeye çalışanlar bu uğraşılarında başarısız olunca, yaz mevsiminde mayokinilere takmış görünüyorlar. Bu yaklaşımlarıyla da mayo üreticilerinin ekmeğine yağ sürüyorlar. Öyle ya, böyle reklam dostlar başına!

Şimdilerdeyse, mayo firmalarına çağrı yapılıyor ve istedikleri ilanı panolara asabilecekleri belirtiliyor. Hatta, daha önce caddelerden kaldırılan reklamlara bile onay çıkıyor. Seçim sandığının kentsel tasarım ölçütleri bir başka oluyor demek ki…

Akşam Ege – 09.06.2007