Mavi ile yeşil buluşana kadar

Mavi ile yeşil buluşana kadar

nedim.atilla@aksam.com.tr

 


Hafta sonunu Kuşadası'nda geçirdik. Özellikle cumartesi öğleden sonra gülümseyen güneşin altında mart ayının ilk cumartesi günü üzerimizde sadece gömlekle Kuşadası'nın sokaklarını dolaşma ve esnafla konuşma fırsatı bulduk. Hemen söyleyelim geçen yıl beklentilerinin çok gerisinde iş yapan esnaf bu yıldan da kaygılı. Hrant Dink cinayetinin Türkiye'ye gelecek turist sayısına olumsuz etki yapacağını, batılıların tatil programlarını yaptıkları günlerde dünyanın bütün önemli televizyonlarında yayınlanan birinci haberde Türkiye'nin adının bir cinayetle anılmasının olumsuzluğuna dikkati çekiyorlar. Kuşadası Limanı'na daha çok gemi gelecek olması ise onların hiç umurunda değil, 'Gemiden inen turist Kuşadası'nı otobüsten görebiliyor' diye şikayet ediyorlardı.

Geçen yıllarda Kuşadası'na otobüslerle gelen ve sayıları da hayli 'hatırı sayılır' nitelikte olan Bulgar ve Romen turistlerin de bu yıl geçen yıllardaki kadar çok gelmeyeceğine dair kaygılar dinledik turizmci dostlardan. Bulgaristan ve Romanya'nın AB üyesi olmasının Türkiye'nin turizm gelirleri açısından aleyhte bir durum yaratacağına inananların sayısı hiç de az değil. Hem her yıl Türkiye'ye gelen bir grup turistin bu yıl Romanya ve Bulgaristan'a gideceğini, hem de bu iki ülke insanlarının kendileri için artık daha kolay olan AB ülkelerini tercih edeceklerini söylüyorlardı. Burada Türkiye'nin turizm kaynağı olan ülkelerde daha çok tanıtılması gerçeği bir kez daha ortaya çıkıyor.

Sezon öncesi belediye de Kuşadası'nda son hazırlıkları yapıyor ama özellikle Kervansaray çevresindeki düzenlemelerinin bir an önce bitirilmesi gerektiği anlaşılıyor. Kuşadası Belediyesi'nin kasabadaki billboardlara 'Mavi ile Yeşil Buluşana Kadar' diye koyduğu hedefte hayli ilerleme olduğunu da öğrendik. Bu arada Başkan için geçen cuma çıkan mahkumiyet kararı sonrası olabilecekleri de Kuşadalılar yakından izliyorlar.

Geçen yıllarda Tarihi Kentler Birliği tarafından 'özendirme' ödülünü almıştı Kuşadası. Yıllardır hızlı yapılaşma, betonlaşma ve kimlik kaybıyla anılan Kuşadası'nın, bu kez 'kentsel tahribatın yerel değerlere yeniden sahip çıkılarak aşılması' yolundaki çalışmalarıyla özendirme ödülüne değer görülmesi kimilerini şaşırtmıştı… Güvercinada'nın restorasyon çalışmalarıyla turizme kazandırılması ve eski kentin merkezindeki, kentin turizmindeki önemli bir yere sahip olan bazı caddelerin tarihi dokuya uygun yenileme çalışmaları, Kuşadası'nın tarihi kimliğine dönüşü başlatmış durumda…

İzmirlileri kıskandıracak bir proje

Geçtiğimiz yıllarda Avrupa'nın en büyük, Türkiye'nin ilk ve tek kongre vadisinin kurulacağı Kuşadası'nda temeli 2005 ortasında atılan Kongre Merkezi'ne Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın ortak olması, bir süredir duran inşaata doping etkisi yapmış.. Projenin ilk bölümünü oluşturan ve 35 milyon YTL'ye mal olacağı hesaplanan KOMER'de inşaat çalışmaları yeniden başlarken, açılışın 2008 turizm sezonuna yetiştirilmesi öngörülüyor.

Finans sıkıntısı nedeniyle bir süredir yapımına ara verilen, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 2 milyon YTL ile ortak olmasının ardından taze kana kavuşan dev projenin inşaat sahasında çalışmalar başlamış.

Bu merkez İzmirlileri de kıskandıracak nitelikte. Kuşadası'nın kongre merkezinde yıllık 150-200 milyon dolar gelir beklentisi var. 12 bin kişilik oturma kapasitesine sahip olacak olan Avrupa'nın en büyük kongre merkezinde, her yıl 15-20 büyük kongreye ev sahipliği yapmayı planlıyorlar. Üstelik bu organizasyonlar, daha çok ölü sezonda gerçekleşecek… Tatil amaçlı gelip konaklayan bir turistin ortalama 700 dolarlık harcamasına karşılık, kongre amaçlı gelen bir yabancının 2 bin dolar civarında harcamada bulunmasını da unutmamak gerek. Umarız inşaat yeniden durmaz.


Gerçekten zorlaşıyor

Geçen cumartesi İzmir'de EXPO'nun Yönlendirme Kurulu toplantısı vardı. Türkiye'nin uzun yıllar OECD nezdinde temsilciliğini yapan ve halen görevi Zaragoza EXPO'su Türkiye Yüksek Komiseri Sencar Özsoy'un açıklamaları düşündürücüydü. Özsoy ile Tayland'da da konuşmuştuk. İyimser bir insan izlenimi uyandırmıştı bizde… Ancak son söyledikleri hiç de iyimser laflar değildi.. Uluslararası Sergiler Bürosu (BIE) Genel Sekreteri ile yaptığı görüşmede Türkiye'nin İtalya'dan bir yıl önce çalışmalara başlamasına karşın avantajını kaybetmek üzere olduğunu söylüyordu Özsoy… Yer tespitinin hala yapılamadığını, bütçe ve kurulların oluşturulamadığına dikkat çekerek, BIE Genel Sekreteri Loscertales'in bu gelişmeler karşısında karamsarlığa düştüğünü söylüyordu. Büyükelçi Özsoy, 'Genel Sekreter, 'Türkiye İtalya'dan 1 sene önce çalışmalara başlamasına rağmen, avantajı kaybettiniz. 6 ay gerisinde kaldınız. Hem yer tespitini yapamadınız hem de bütçeniz yok, dosyanız yok. Bu durumda karamsarlığa kapılıyorum. Adaylığınız için elinizi çabuk tutmanız lazım. Milano bu bakımdan çok öne geçti. Bir an önce kaybolan zamanı telafi etme ihtimali var ama karamsarlığa kapılıyorum' diyordu.

Büyükelçi'ye cevaplar hemen geldi. Ama benim kafamdaki sorulara bile karşılık gelmeyen bu 'karşılıklar' BİE Genel Sekreteri'ni tatmin eder mi bilmiyorum. EXPO'nun yeri konusunda da karar Başbakan'a, bir söyleme göre de Başbakan Yardımcısı Gül'e bırakılmış. Klişe yazmaktan hiç hoşlanmam ama: Zor dostum zor!