Makul olalım arkadaşlar!

Münir Koçaslan 

Bilmiyorum, kaçıncı kez yazıyorum. Döndü, dolaştı yine gündeme geldi, şu bizim “viyadüdükler”…
Bundan 11 yıl önce macera başlamıştı. Israrla, Kordon’dan otoyol geçirilmeye çalışılmıştı.
Temel gerekçe şuydu:
İzmir’in trafiği kilitleniyor. Tekyol, Kordonyolu’dur..
İş yargıya yansıdı…
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, kentsel, simgesel, tarihsel gerekçelerle “olmaz” dedi…
Kurulu aşmak, yapısını değiştirmek, aksi görüş çıkarmak için, “üyelik” operasyonları yapıldı. O koltuklara moda deyimiyle “yandaş”, o zamanki ifadesiyle “makul” arkadaşlar oturtuldu.
Ancak, idare mahkemesi, bölge idare mahkemesi, Danıştay, Danıştay İdari Davalar Genel Kurulu “Nuh” dedi, “peygamber” demedi… Yargı yolu bitti, Kordonyolu’na izin çıkmadı.
Bu arada, tam 48 viyadük ayağı yükseldi ama tamamlanamadı.
*
Biri 1999’da, diğeri 2004’te iki kez yerel seçim, adeta Kordonyolu’na “evet” mi, “hayır” mı referandumuna döndü.
Ahmet Piriştina, ilkinde “evetçi” blok Doğru Yol Partisi’nden Burhan Özfatura ve Anavatan Partisi’nden Kutlu Aktaş’a karşı sandıktan çıktı, büyükşehir belediye başkanı oldu.
İkincisinde yine Piriştina, bu kez “Kordonyolu şarttır” diyen AK Parti’den Taha Aksoy’a karşı zafer kazandı.
Neticesi itibariyle, İzmirlilerin iradesi de Kordonyolu’na geçit vermedi.
Ne var ki “Kordonyolu hevesi” hiç bitmedi. Karayolları adına bir başka proje ortaya atıldı:
“Viyadüklere el sürülmesin, yol Kordon’un altından tünelle Cumhuriyet Meydanı’na bağlansın, olmazsa denizin içinden tüp geçit yapılsın.”
Astarı yüzünden pahalı mı? Gerçekçi mi değil mi o ayrı meseledir..
“Trafik yükünü getirip Konak’a yığmak haybeye bir iş midir” diye tartışmak da zaten bu yazının konusu değildir.
*
Ancak sonuç şudur:
Ahmet Piriştina’dan bu yana Büyükşehir Belediyesi’nin önerdiği çözüm için artık düğmeye basılmıştır.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Kordon’daki viyadük ayaklarının yıkılacağını, Alsancak’takilerin de bir bölümünün kesileceğini bir bölümünün ise limana indirileceğini açıklamıştır.
Viyadükler inşa edilmeye başlandığında, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün Bayındırlık Bakanlığı’na, bugün ise Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı olduğunu belirtelim. Bu ayrıntının altındaki “şifreleri” çözmeyi sonraya bırakıp devam edelim.
*
Şimdi davanın tarafı olan hukukçular diyor ki, “Keyfi kararlar uygulayanlar yargılansın. Harcanan, boşa giden paralar bu yöneticilere zimmet çıkarılsın.”
Evet… Düşünelim ve makul olalım arkadaşlar..
Düdük gibi ortada duran, hiçbir işe yaramayan viyadükler için tam 75 milyon lira harcanmıştır. Yıkımı için de 5 milyon lira daha gidecektir.
Nereden… Bu gariban milletin cebinden…

Kaynak: Habertürk Egeli- 05.08.2010