Limancılık zirvesinde ‘havadan sudan’

Dilek GAPPİ  

İZMİR dün, büyük ve önemli bir zirveye; II. Uluslararası Akdeniz Ticareti ve Liman Kentleri Geçmiş ve Gelecek Kongresi’ne evsahipliği yaptı. 
İlk kongre Eylül 2008’de yine İzmir’de, Swissotel’de düzenlenmişti.
Çok daha kapsamlı, uluslararası boyutu daha öne çıkmıştı.
Bu yıl belki İzmir Ticaret Odası yalnız kaldığı ya da kruvaziyer turizm konusundaki çabaları diğer kurumlar sahiplenmesin diye özellikle yalnız kalmak istediği bir kongre yaptı.
Kongre, içeriği itibarıyla “Turizm ve liman kenti” diye tanımladığımız İzmir açısından oldukça önemli.  Ticaret Odası’nın bu alandaki tavrı ve ısrarı doğru. Ancak kentin yerel yöneticilerinden bazıları konuşmalarıyla hem şaşırttı, hem üzdü.
*  *  *
Kimse kusura bakmasın ama bu kadar mı ruhsuz olunur, bu kadar mı sıradan konuşmalar yapılır?
“Akdeniz neşe kentidir, deniz demektir, güzelliklerdir, şarkılar yükselir”Üç aşağı beş yukarı böyle.
Yerel yetkilerden ne İzmir limanına dair bir vizyon oldu ne de bir mesaj veren.
İzmir’in, Ege’nin dört yanı marinalarla doldu. Bundan söz edilmediği gibi, “önerilerinizi dikkate alacağız” diyerek mesaj dahi yoktu konuşmalarda…
*  *  *
En azından kruvaziyerde İzmir’in yaptığı büyük atak var. Bu alanda sıfırdan başladık, Türkiye’nin ikinci kenti olduk. Ama bir iskelemiz bile yok. Ulaştırma Bakanlığı inşallah bir yıl içinde ihaleye çıkacak!  Orada kruvaziyer turizmin temsilcilerine kent yetkilisi olarak  mesajlar ilet.
Ama hayır. Yetkililer heyecan taşımayınca bu sözlere de yansıyor. Belli ki edebiyatı kendince güçlü bir kalem onlara konuşma metini yazıyor. Bizim yetkililerimizin çoğu kağıttan zar zor okuyor:
“Akdenizlilik ruhu coşkuları yüreklere işliyor…”
*  *  *
Yerel yetkililer böyle de, yazık ki Bakan’ımızın konuşması da pek farklı değildi. Sanayi ve ticaret Bakanı Nihat Ergün, Türkiye’nin artan dış ticaret verilerine değindi, Çin ile birlikte yüksek oranda büyüyen ülke olduğumuzu söyledi. (Tek fark Çin geçen yıl da büyüyordu biz  küçülme rekoru kırmıştık.)
Yine ufuk açan mesajlar, dikkat çeken bilgiler de yoktu..
Gelen konuklar ise bazı önemli detaylara dikkat çektiler. Kimi yatların ancak yüzde 5’inin tam bir Akdeniz turu yapabildiğini söyledi. Ortak destinasyon planları hazırlanabileceğinden, bunların fiyat ve hizmette indirimli hale getirilerek çekici bir formül oluşabileceğinden söz etti. Kruvaziyer turizmde dünyanın önde gelen temsilcileri de oradaydı ve Ege, Türkiye için dikkat çeken önerilerde bulundular.
*  *  *
Bugün Akdeniz’de 24 ülkede 90 liman var. 1930’larda İzmir Alsancak Limanı Akdeniz’in birinci limanıyken hızla alt sıralara düşüyor. Son yıllarda yaşanan malum nedenlerle Alsancak  Limanı’nda sorunlarımız diz boyu iken, hiç değilse kruvaziyer turizmde kazanılan hızı kaybetmemek gerekiyor.
TÜRSAB Genel Müdürü Hakan İmmetoğlu’nun deyimiyle İzmir imkansızı başardı. Yaklaşık 10 yıl öncesi adını söylemekte zorlandığımız kruvaziyer turizminde son iki yılda önemli gelişmeler yaşanıyor. 
2010 yılı ilk altı ayında ülke kruvaziyer turizminde pay yüzde 24.22’ye yükseldi. 118 sefer ile 295 bin 952 kişi ile ülke genelinde 2. liman olduk.
*  *  *
İzmir turizm ve liman kenti diyorsak bir iki yetkili değil,  tüm yetkililer konuya hakim olabilmeli, ortaya bir vizyon koyabilmeli.
Kızmasınlar ama  yoksa biz de biliyoruz; “Akdenizlilik ruhu coşku demektir,  en güzel harmoni ve şarkılar bu topraklardan yükselir…”

Bakan’ı Sophıa Antipolis’e CICOM mu davet etti?
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, dikkat çeken bir anekdot anlattı. Ülkelerarası ilişkilerin gelişmesini istiyoruz ancak tüm önyargılar yıkılmalı diyen Bakan şu örneği verdi:
“Geçen hafta Fransa’nın silikon vadisi Sophia Antipolis’e incelemelerde bulunmak için gittik. Toulon Belediyesi’ne de uğradığımızda bize gösterilen belgede Barboras Hayrettin Paşa’yla ilgili yanlış bilgiler gördük. Askerleriyle birlikte kaleyi ele geçirdiğini ve karşı çıkan herkesi öldürdüğüne dair tamamen yanlış bilgiler veriliyordu. Düzeltilmesini istedik”
Bakan Sophia Antipolis deyince bizim aklımıza, bu slikon vadisini kuran ve işleten CICOM şirketi geldi. Malum, CICOM Urla’da kurulacak yüksekteknoloji bölgesi için de ön anlaşma imzalamış ancak  üniversitenin “avan projede” bazı beklentilerini karşılayamamıştı. Bunun için İzmir’deki tüm yetkililerle yemek yiyen CICOM yine de bazı konularda taahhüt vermeyince sonuç alamadı. Bakan geçen hafta Sophia Antipolis’teydim deyince, ister istemez aklımıza bir soru düştü.
Acaba İzmir’de istediği sonucu alamayan CICOM ikna için bu kez Bakan’ı Fransa’da mı ağırladı?
En azından onlar davet etmeselerde bile, ‘Bakan bu dev bilişim vadisini gördükten sonra sözkonusu girişimde arabulucu olur mu’ merak ediyor insan…

 

Kaynak: Milliyet Ege – 15.10.2010