Köylüler madeni istemiyor

Köylüler madeni istemiyor

Haşim Demir – Özer Akdemir

TÜPRAG şirketinin propagandalarına rağmen köylüler altın madeninin sularını kirlettiğini, hayvanların ölümüne neden olduğunu belirtiyorlar

Son yılların en büyük çevre katliamı Uşak Eşme Kışladağ mevkiinde yaşanıyor. TÜPRAG altın madeni işletmeciliğinin siyanürle altın arama faaliyeti, bölgede yaşayan insanların hayatını tehlikeye atıyor. Siyanür liçinin rastgele ağır metallerle dereye akıtılması bir çok bitki ve hayvan türünün yok olmasına yol açıyor. Bölgedeki çok sayıda insanda kanser vakaları görülüyor. Madendeki havuz sularının Adıgüzel barajına akıtılması sonucu barajdaki balıkların toplu ölümüne sebep oldu.
 
TÜPRAG Metal Madencilik’te örgütlü Maden-İş Hisarcık şubesi bölgede yaşayan binlerce üreticinin tepkisini ve mücadelesini görmezden gelerek madenin çalışmasını en hararetli bir şekilde savunmayı sürdürüyor.

Köylüler, ‘maden kapatılsın’ diyor
Madenin kapatılması için yıllardır mücadele eden İnay köylüleri Maden-İş’in bu girişimlerine karşı Tiritoğlu parkında ve başka bir çok yerde eylemler gerçekleştirdi. Son olarak 60 İnay köylüsünün verdiği dilekçeyle madenin tamamen kapatılması istendi. Madenin tamamıyla kapatılması için yeni eylemlere hazırlanan çok sayıda köylüyle konu üzerine görüştük.
Yaşar Gültekin: Maden-İş Hisarcık şubesi bizim mücadelemizi baltalamak için çocukların eline döviz vererek, ‘Babam eve ekmek getiriyor’ yaygarasıyla kuru bir hümanizm yapıyor. Mitinge topladıkları insanların büyük çoğunluğunu Uşak’ın dışından getirmişlerdi. Belli ki bu insanları para vererek tutmuşlardı. Ulaşım için tuttukları arabadan yedikleri kumanyaya kadar hepsini TÜPRAG şirketi karşılamıştı. Doğayı tahrip eden bu maden şirketinin Uşak’ta cirit atmasının temelinde madencilik yasası yatıyor. Meclisin çıkardığı bu yasayla ormanlarımız, tarım arazilerimiz bir bir yok ediliyor. Kaz dağı bunun en iyi örneğidir. Madenlerin çalışmasını biz de isteriz, ama siyanürle altın madenciliğinin yapılmasını istemiyoruz; çünkü doğamız yok olmayla karşı karşıya.

Hasan Yıldırım: Uşak’ta 300 köy ve kasaba var. Maden-İş Hisarcık şubesi 300 köy ve kasabadan insan getirmiyor, Uşak’ın dışından parayla insan getirip miting yapıyor. Kışladağ mevkii köylerinden bu mitinge sadece 4 tanıdığım insan katıldı. Geçenlerde rüzgarın esmesiyle bir yanık kokusu dudaklarımızı kuruttu ve gözlerimizi yaktı. O günden sonra doğan bir çok kuzu,oğlak ve buzağı gibi hayvanlarda şekil bozukluğu ve ölümler oldu. Bir tezgah var, Gümüşkol köyü bize karşı kışkırtılmaya çalışılıyor. Halbuki biz onlardan kız alıp vermişiz bir birimizi tanıyoruz yıllardır beraber yaşıyoruz. Benim tarımdan bugüne kadar 13 milyar zararım oldu. Köyde çalılar kurudu. Ceviz ağaçlarından ur çıktı. Kimine araba vererek, kimine borç, kimine de kredi vererek insanları kandırmaya çalışıyorlar. Farkında değiller ki, ülke yok oluyor. Biz sesimizi çıkarmayalım diye üzerimizde ağır baskılar uygulanıyor. Davamızdan asla vazgeçmeyeceğiz.

Nazmi Uysal: TÜPRAG şirketi yöre köylerini bir birine düşürmek bizi bölmek için bir çok oyun oynadı. En yakınımızdaki köyler, Kışla, Gümüşkol, Karacahmet uzun süre mücadelemizin yanında yer almadılar. Sonradan bizim mücadelemizi anladılar. Gümüşkol’da zehirlenme vakası oldu. Tonlarca ağır metalli sular yer altındaki su kaynaklarımıza zarar verdi. İçilebilir olan suların bir çoğu artık içilemez levhalarıyla kaplandı. Baskıyla Kışla köylerini yıldırdılar, bizden soyutlamaya uğraştılar.

Sait Akçay: TÜPRAG şirketi ve Maden-İş Hisarcık şubesi işi ekmek davasına çevirmeye başladılar. Bu doğru değil. TÜPRAG yetkilisi Mehmet YILMAZ, TV ve gazeteleri dolaşarak ne kadar yararlı bir iş yaptıklarının propagandasını yapıyor. Çevrenin yok olduğu bitki örtüsünün ve hayvanların katledildiğini gizlemeye çalışıyor. Ama giderek duyarlılık artıyor. Dün mücadelemizi seyreden Karacaahmet köyünden on arkadaşımız avukatları aracılığı ile hukuki süreçte bizim yanımızda yer aldılar. Çalışanlar muhatabımız değil, kimsenin ekmeğini engellemiyoruz. Ama on yıl sonra bu şirket gidecek, biz yine yüz yüze bakacağız. Bu mücadele ülkemizin bağımsızlığı ve onuru içindir. Onurumuzu yabancı şirketlere çiğnetmeyeceğiz.
İbrahim Öztemel (Kuzularını yitiren üretici): Rüzgarın etkisiyle yayılan gaz ve kokularla hayvanlarımız öldü. Sakat doğumlar arttı. Çok sayıda kuzum telef oldu. Köydü şu anda karantina uygulanıyor. Maden faaliyeti tamamıyla durmazsa ve biz mücadeleyle bunu engellemezsek hepimiz zamanla kanserle boğuşup öleceğiz.

Süleyman Alpaslan (Karacaahmet eski köy muhtarı): Yöremizde beyaz tilki türleri yaşıyordu. Şimdi bunlardan bir tane bile kalmadı. Dere yatağına yağmur yağmamasına rağmen sel gelmiş gibi metal atıklı sular bırakıldı. Yer altı sularımız kirlendi. Gediz çayına akan suların Adıgüzel barajına dolmasıyla toplu balı ölümleri oldu. 94’te muhtardım o zaman köyümüzün bütün suları içiliyordu. Ama şimdi bütün sularımıza içilemez raporu verildi. Bizim yaşam hakkımız elimizden alınıyor. (Uşak/EVRENSEL)

Evrensel / 12.02.2008