Kıyılar herkesindir

Kıyılar herkesindir

cengiz.turksoy@aksam.com.tr

 


Bize göre Türkiye’nin hukuk devleti olamamasının birinci nedeni yasalarının ilkelliği değil, var olan yasaları uygulamakla görevli olanların kayıtsızlığıdır. Meslek alanımızla ilgili yasal çerçeveye uyum konusunu incelediğimizde karşımıza çıkan bu gerçek, aslında yaşamın her alanı için geçerlidir. Bu iddialı söylemin pek çok kanıtı vardır ama başta görevli ve sorumlular olmak üzere, bunlardan kimse rahatsız olmaz.

Bu tür hukuksuzlukların bir örneği de kıyılarımızda olan bitenlerdir. Kıyıdaki uygulamalar, 1990 yılında yürürlüğe konulan ve 1992’de değiştirilen 3621 sayılı Kıyı Yasası ile kapsamlı biçimde disiplin altına alınmaya çalışılmıştır. Yasa hükümleri incelendiğinde kıyıların korunması ve tüm halkın kullanımına açık olması yönünden ciddi bir yasal eksiklik olmadığı görülmektedir, ancak gözünüzü fiziki gerçekliğe çevirdiğinizde karşılaştığınız manzara size o yasal hükümlerin 17 yıldır yalnızca kâğıt üzerinde kaldığını gösterir. Bakanından valisine, genel müdüründen en küçük memuruna kadar bütün sorumlular hem yasal hükümleri hem de değindiğimiz fiziki gerçekliği bütün ayrıntılarıyla bilirler ama Yasa’nın emredici hükümlerini uygulayarak, kıyıların herkesin eşit ve özgür biçimde kullanımına uygun hale getirilmesi yönünde çaba harcadıkları söylenemez. Örneğin; yasanın 6. maddesinde aynen; “Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz” denilmektedir. Yasadaki bu hükmün tek istisnası aynı yasanın 3. maddesinde yer alan “Askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgelerinde veya ülke güvenliği ile doğrudan ilgili, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait harekât ve savunma amaçlı yerlerde (konut ve sosyal tesisler hariç)” ifadesiyle tanımlanmıştır. Bir başka deyişle, bu yasa kapsamında yalnızca askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri veya ülke güvenliği ile doğrudan ilgili, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait harekât ve savunma amaçlı yerler herkesin yararlanmasına açık değildir ve ancak buralarda duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulabilir. Orduya ait lojman ve sosyal tesisler dâhil başka hiçbir kullanım nedeniyle ve hiçbir şekilde insanların kıyıya ulaşması ve kıyıdan yararlanması engellenemez.

Bir yanda yasanın bu hükümleri, bir yanda da her zaman tanığı olduğumuz fiziki gerçeklik vardır. Kıyıya ulaşmayı her şekilde engelleyen denize sıfır konumdaki konutlar, oteller, tatil köyleri, sosyal tesis adı verilen kamu kuruluşlarına ait kamplar, çevresi tel örgüyle çevrilmiş ve yatırım bekleyen araziler yakından bildiğimiz işte bu fiziki gerçekliktir. Türkiye kıyılarının hemen her yerinde karşılaştığımız bu engeller halkımızca öylesine kanıksanmış, öylesine doğal kabul edilmektedir ki, kıyıların bu işgalcilerden temizlenmesi ve yeniden herkesin kullanımına açık hale getirilmesi kimsenin aklına bile gelmemektedir.

Hukuk devleti çıkardığı yasayı uygulayan ya da uygulamayacağı yasayı çıkarmayan devlettir. Yasaları bir yönü, uygulaması bir başka yönü gösteren ülkenin hukuk devletine götüren yönü bulması hayal bile edilemez

03.07.2007 akşam{nomultithumb}