Küresel Isınma Sorunu İlkel Yöntemlerle Çözülemez!

TMMOB Şehir Plancıları Odası 29 Haziran 2007 tarihinde Küresel Isınma Sorununa ilişkin yapılan uygulamara yönelik bir basın açıklaması yaptı:

Küresel Isınma Sorunu İlkel Yöntemlerle Çözülemez!

Bu yıl mart ayında yapılan Bakanlar Kurulu Toplantısının ardından alınan kararlar kamuoyuna açıklanmış "Küresel ısınmanın, bütün insanlık için önemli bir sorun" olduğuna işaret edilmiş, "küresel ısınmaya karşı ağrı kesici cinsinden hemen bir tedbir alma imkânı olmadığını, bu nedenle bazı tedbirlerin bugünden alınmasında fayda" olduğu belirtilmişti. Bakanlar Kurulu'nda değerlendirilen ve alınması öngörülen tedbirler de kamuoyuna sunulmuş, Enerji, Çevre ve Tarım Bakanlıkları'nın bu konuda yürüttükleri ortak bir çalışma olduğu bildirilmişti.

Açıklamada, öncelikle konu hakkında kamuoyu duyarlılığının önemi vurgulanmış, "bu yönde eğitim çalışmalarına hız vermek gerektiği" belirtilmişti. Alınacak ikincil önlemin "sera gazlarını yutan orman, çayır, mera ve yeşil alanların genişletilmesi ve iyileştirilmesi" olduğu ifade edilmişti. "Geçmişte orman olan alanların büyük kısmında bugün çalı dahi görme imkanının kalmadığı" belirtilen açıklamada, "yeşil alanların artırılması ve mevcudun korunması amacıyla yasal düzenlemelerin yapılması ve toplumsal duyarlılığın gündemde tutulması gerektiği" bildirilmişti.

Ancak hükümetimizce, çok geçmeden seçim yatırımı mahiyetinde çıkarılan af nitelikli yasalarla, meralarımız üzerindeki tüm kaçak yapılaşmalar görmezden gelinmiş, bu değerlerimizin işgal edilmesi adeta teşvik edilmiştir. Bunun yanısıra icraat dönemleri boyunca yürüttükleri, kamu arazilerinin ve özellikle orman alanlarımızın üzerinde tesis edilen tahsis işlemleri ile küresel ısınma, toplum sağlığı ve korunması gerekli doğal değerlerimiz hakkında, ne kadar duyarlı ve samimi olduklarını tüm kamuoyuna göstermişlerdir!

Hükümet, Küresel Isınmaya Karşı Alınacak Önlemleri Halka Havale Ederek "Acil Eylem Raporu" ile Yetindi, Kamuoyunu Oyaladı.

Küresel Isınmaya karşı önlemleri belirlemek için Bakanlar Kurulunca görevlendirilen Enerji, Çevre, Tarım Bakanları, "Acil Eylem Raporu" hazırlamışlar, hazırlanan bu raporda küresel ısınma sorununu kabul etmiş, ancak durdurmak için hiçbir ciddi öneri getirememişlerdir. Raporla, Hükümetin "Küresel Isınmayı" ciddiye almadığı anlaşılmış, adeta halkı oyalamaya yönelik birkaç ufak tedbirle yetinilmiş, raporun gözden geçirilmesi, ciddi ve ulusal bir eylem planı haline getirilmesi gereği gözardı edilmiştir. Acil eylem planı oluşturulurken, ilgili kuruluşların, sivil toplum örgütlerinin ve özellikle üniversitelerin tartışma ve katılım olanakları sağlanmamış, görüşleri alınmamıştır.

Söz konusu Bakanlıklarımız, hazırladıkları raporla, küresel ısınma, çevre ve iklim sorunlarına yönelik alınabilecek tek önlem ve icraat olarak halkı uyarmakla yetinmiş; diş fırçalarken, traş olurken ve yıkanırken muslukların mümkün mertebe kapatılmasını, bulaşıkların elde değil makinada, çamaşırların ise ön yıkamasız yıkanmasını ve en önemlisi yemeklerin artık düdüklü tencerede pişirilmesini tavsiye etmişlerdi! Bu tavsiyelerle Ülkemizin soruna yönelik alabileceği her türlü önlemi aldığını düşünen hükümetimiz kendi sorumlulukları çerçevesinde Kyoto Protokolüne imza atma irade ve cesaretini gösterememiştir. Bunun yanısıra Yatağan'ı duman altında boğdurmuş, Gökova ve Amasra gibi Cennet mekanlara termik santrali layık görmüş, Nükleer santrallerin yapılmasını desteklenmiş, güneş rüzgar ve su kaynakları yönünden zengin olan ülkemizde bu enerji kaynaklarını değerlendirmeyip kömür ve petrol gibi alternatifleri ön plana çıkarmışlardır.

Aslında konu dünyanın olduğu kadar Türkiye'nin de geleceği için çok önemlidir ve derhal önlem(ler) alınması gerekmektedir. Ülkemizin, toplum sağlığının ve gelecek nesillerimizin hayatlarını tehdit eden bu olumsuz gelişmeler küresel olduğu kadar, ulusal bir sorun olarak da öncelikli ele alınmalıdır. Çevre kirlenmesi ile başlayan bu iklimsel felaketleri durdurmak için, önce ulusal düzeyde sonra diğer ülkelerle işbirliği çerçevesinde, yanlışlardan ders alınmalı, sorumluluklar bilinmeli ve hükümet üzerine düşen görevleri yerine getirmelidir.

Bütün dünya Küresel Isınmaya karşı çözüm ararken, "az gelişmiş ülke" olma gerekçesi ile "kirletmeye hakkımız vardır" diyebilen ve bunu savunan, toplum sağlığını önemsemeyen, yaşam çevrelerimizin daha fazla kirletilmesine yol açan bu anlayış ve politikalar başta Anayasa'ya aykırıdır ve hiçbir ahlaki zemine de oturmamaktadır. Bu nedenle, tüm yetkili kurum, kuruluş ve komisyonlarca, insan sağlığını ve geleceğini tehdit ederek "gaz emisyonlarını" artırma kararı alan hükümet ve sorumluları hakkında yargı süreçlerinin başlatılmasını ve soruşturma açılmasını talep ediyoruz.

Türkiye ne yapmalı, hangi önlemleri almalı?

Öncelikle sorun, partiler üstü "bir devlet politikası" olarak ele alınmalı, uzmanların, bilim adamalarının, meslek örgütlerinin ve üniversitelerin katkısı sağlanarak, tamamen bilimsel verilere dayalı çalışmalar başlatılmalı, konuya yönelik Ulusal bir program ve "Küresel Isınma Strateji Planı" hazırlanmalıdır.

"Küresel Isınma Strateji Planı"nın amacı, Küresel Isınmaya neden olan, ana kaynakların zaman içinde tamamen ortadan kaldırılması olmalıdır. Bu kapsamda, sera gazlarının azaltılması ve önlenmesi, yenilenir enerji potansiyellerinin geliştirilmesi, doğal kaynakların korunması ve geliştirilmesi, kuraklığın, erozyonun önlenmesi, biyo çeşitliliğin korunması ve değerlendirilmesi hedeflenmelidir.

Küresel Isınma, Fosil Yakıtların kullanımlarından ortaya çıkan "gaz emisyonlarının" bir sonucudur. Bu nedenle, atmosfere salınan gaz emisyonları arttıkça, küresel ısınma devam edecek, iklimsel değişiklikler artacak, bunların yarattığı olumsuz sonuçlar daha büyük felaketlere neden olacaktır. Hazırlanacak olan stratejik planın önemli hedeflerinden birisi de doğal enerji alternatiflerine, öncelikli uygulama olanaklarının sağlanması olmalıdır. Güneş rüzgar, su, ve biyo enerji gibi alternatif enerji potansiyellerini değerlendirecek kurumsal, üretimsel, mali, planlama ve uygulama birimleri oluşturulmalıdır.

Bugün gelişen alternatif enerji teknolojilerinin kentlerde ve kırsal alanlarda uygulanmasını engellemekte olan yasal düzenlemeler ve yönetmenlikler yerine yeni teknolojilerin kullanımını düzenleyen ve teşvik eden mevzuatın oluşturularak yürürlüğe konması, mali kaynakların sağlanması amaçlanmalıdır. Sivil toplum örgütleriyle birlikte, halkın katılımını sağlayan, mali destek ve teşvikleri öngören alt yapılar oluşturulmalıdır.

Mevcut enerji teknolojileri yanı sıra yeni teknolojiler geliştirilmeli, varolanların entegrasyonu ve uygulanabilirliğini sağlayacak bilimsel çalışmalar yapılmalıdır. Bu amaçla alternatif enerji teknolojileri geliştirme konusunda araştırma merkezleri ya da enstitüler kurulmalıdır. Mevcut üniversitelerin araştırma ve geliştirme olanaklarının bu amaçlar doğrultusunda harekete geçirilmesi sağlanmalıdır.

Sonuç olarak, seçim arifesinde bulunan siyasal partiler ve seçim sonrası oluşacak yeni hükümete, "küresel ısınmanın yarattığı ve yaratacağı, ulusal ve uluslararası risklere" karşı mücadelede tarihsel bir görev düşmektedir. Bu tarihsel görev içinde kendi sorumluluğunun her zaman farkında olan Odamız, halkımızın beklentileri, kamu yararı ve bilimsel gerekler doğrultusunda eleştiri ve taleplerini kamuoyu ile paylaşmaya devam edecektir.

Saygılarımızla

TMMOB Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu