Kod adı 2B

Kod adı 2B

Orman Kanunu’nun 2. maddesinin “B” bendi uyarınca “31/12/1981 tarihinden önce orman vasfını bilim ve fen bakımından kaybettiği”, “tarım ve hayvancılıkta kullanılmasında yarar bulunduğu”, “köy, kasaba ve şehir yapılarının toplu halde bulunduğu yerleşim alanlarının Hazine adına orman dışına çıkarılması uygulaması” 2B olarak tarif ediliyor.

Çeşitli hükümetlerin programında yer alan, ancak Cumhurbaşkanı vetosu ve Anayasa Mahkemesi tarafından verilen iptal kararlarıyla bir türlü uygulamaya konulamayan orman vasfını kaybetmiş arazilerin, yani 2B’lerin satışı yeniden gündeme getirildi. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün de yer aldığı ortak çalışma sonunda hazırlanan raporla birlikte, eleştiriler de başladı.

Sivil toplum örgütlerinden bazıları ve özellikle de TEMA bu taslak rapora adeta isyan ediyor.

Bu isyanın altında bazı endişeler var. İki tarafın da ortaya koyduğu farklı tezler bir arabulucu gerektiriyor. Ormanlar, anayasa güvencesiyle bütün vatandaşların adına ve onların yararına devlet tarafından işletiliyorsa, yani ormanların gerçek sahibi halk ise, böylesi önemli bir konu ile ilgili alınacak karar halka sorulmalı.

Nasılsa ortaya sandık koymaya alıştık.

Hatta bu oylamaya 2B’lerle birlikte Milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması da eklenirse süper olur.

Tüm dünya ülkeleri küresel ısınmanın mevcudiyetini kabul etmiş, tedbirler alıyor.

Biz ne yapıyoruz? Ormanlarımızı koruyup çoğaltacağımıza, kalıcı çözümler üreteceğimize akarsuları by-pass sistemiyle yataklarından, şehirlerin su barajlarına aktarıyoruz.

Topraklarımızı erozyondan korumak, su temin etmek, iklim değişikliklerine neden olan karbon dioksiti depolamak ve temiz hava temin etmek gibi özelliklere haiz ormanlarımızın bazı bölümlerini 2B adı altında satmak yerine bu bölgenin içinde kalan tüm çıplak arazileri ağaç dikerek değerlendirmeliyiz.

Ormanlarımızın önemli bir kısmı her yaz sezonunda yanarak yok olurken, geri kalanını korumak ve hatta çoğaltmak zorundayız. “Orman yoksa yağmur da yok” tezi, tabiatın en önemli kuralı.

Bir gün kuraklığın pençesine yakalanırsa ülkemiz, akarsuların da zamanla kurumayacağını kim garanti edebilir? Şehir suyu için hangi kaynak by-pass yapılacak o zaman?
TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Çelik Kurtoğlu da endişelerini haykırarak;
“Kamunun yıllardır süregelen kadastro çalışmalarının sonuçlandırılmaması yüzünden uyanık bireylerin orman arazilerini işgal etmeleri ödüllendirilmek istenmektedir. Kamu otoritesi kendi ihmali ile ortaya çıkan bu durumu temel hukuka aykırı bir biçimde çözecekse böylesi bir uygulama, anarşi ve talanın vizesidir. 2B arazilerinin satılmasına gerek yoktur. Konunun her yönüyle çözümü ile ilgili TEMA Vakfı’nın somut ve uygulanabilir önerileri vardır. Hükümeti ve tüm Milletvekillerini kamuoyunun sesine kulak vermeye, çözüm ve önerilerimizi dikkate almaya davet ediyoruz” diyor.

Bazı TV kanallarındaki özel programlarda konuyla ilgili yapılan yorumlar da dikkat çekici. Değerlendirilmeye alınması gerekli bu iddialar, 3. Boğaz Köprüsüne odaklanıyor.

“100 Milyar dolarlık bir rant söz konusu. 3. köprü kimleri zengin edecek?” diyerek önemli açıklamalarda bulunuyorlar.

2B, bir köşe yazısına sığmayacak kadar detaylı ve araştırılması gerekli bir konu.
Ancak şimdi imza zamanı. TEMA’nın başlattığı imza kampanyasına katılmak gerek.

2B’lik orman arazilerinin satılmaması için.

Yenigün / 04.12.2007