Kocaoğlu’na mektup

Kocaoğlu’na mektup

Çağlayan Bilgen

İZMİR Basma ne’deki Dünya Ticaret Merkezi (DTM) sorunu bugünlerde yine gündemde. 10 yıldır tam beş kez yargı kararıyla inşaatı durdurulan DTM sorununa çözüm bulmak isteyen Başkan Aziz Koca oğlu, yeni bir formül arayışında. Bu formüle karşı çıkan eski Büyükşehir Belediye Başkanı Yüksel Çakmur’un, Kocaoğlu’na gönderdiği dört sayfalık mektup, ülkenin ve İzmir’in içinde bulunduğu durumu adeta gözler önüne serdi. İşte o mektuptan bazı bölümler:

* * *

“Sizden talebimiz, sadece şahsi çıkarlarının peşinde olan, ‘İzmirliyiz’ diyerek halkın malından rant sağlamayı kendilerine verilmiş doğal bir hak gibi gören  birtakım işadamlarının ve basında yer alan açıklamanızda geçtiği şekilde, ‘İsmi gizli tutulan finans şirketinin!!!’ size dayattığı sözde çözümü elinizin tersiyle ve tereddütsüz bir yana itmenizdir.”

“Emin olmalısınız ki; kent merkezi içindeki bu çok değerli kamu malının sosyal demokrat anlayışa sahip olmayan bir büyükşehir belediye başkanının döneminde tamamen halkın zararına, ancak bir avuç işadamının yararına ve yok pahasına elden çıkartması sonucu yarattığı sahte çözümsüzlüğe karşı, halkçı ve sosyal demokrat çözüm elinizin altındadır.”

“Zaten yeşil alanları kısıtlı kent merkezinde yıllardır şehrin tek başına akciğeri olan Kültürpark alanı genişletilmiş rekreasyon, fuar kompleksi ve otel kongre merkezi olmak üzere birbiriyle bütünlük teşkil eden yeni bir alan İzmir’e kazandırıldı. Tüm bunlar yapılırken CHP’nin temel hedeflerine uygun kamu yararı ön planda tutuldu. Bir avuç İzmirli (!) işadamının geçici çıkarı değil, tüm İzmir halkının menfaatlerinin korunması düşünüldü.”

“Ancak yerel seçimlere az bir süre kala arazi kat karşılığı verildi. Bölgede benzer işlerde arsa sahipleri, arsasını yüzde 60 veya üzeri oranlarda müteahhitlere verirken, bu emsalsiz arazi karşılığında sadece yüzde 15’lik pay alındı.”

“Şayet bir avuç menfaat grubu içerisinde yer almıyorsanız ve gerçek İzmirli iseniz, üstelik halkçılığı temel alan politikaları benimseyen bir mücadele edecek ve bazı çıkar çevreleri tarafından sadece yargıya başvurduğumuz için İzmir düşmanı ilan edilmeyi de elbette onurla göze alacaksınız. Yıllar boyu ısrarla sürdürülen haksız saldırıları göğüsleyeceksiniz. Yılmayacaksınız. Bunun için sadece yargı kararlarının özüne uygun davranmak yeterli olacaktır. Bu durumda akdin feshi, mahkeme kararlarına dayalı olarak yapılacak. Zorunlu plan tadilatı (ilk plana dönüş) sonucu gerçekleştirilmiş olacağından ayrıca bir tazminat hakkı doğmayacaktır.”

“Sayın başkan, kapitalist sistemin metropol kentleri olan Newyork veya Londra’da bir kısım işadamı çıkıp, ‘Biz Newyorkluyuz, Londralıyız’ diyerek, anılan kentlerde halka tahsis edilen Central Park veya Hyde Park’ın en küçük bir alanına göz koyabilir mi? Buralardan ticari yarar elde etmeye çalışabilirler mi? Belediyeler, hukuk sistemi ve halk buna izin verir mi?”

“Sosyal demokrat ilkeleri dikkate alan halkçı bir yaklaşımla konuya getireceğiniz, yargı kararlarına uygun çözümle ilgili olarak daima yanınızda olacağımızı belirtir, hukuka ve kamu yararına karşı yapılacak her türlü oluşumda ise yasal haklarımızı kullanacağımızı bilgilerinize sunarız.”

* * *

Bakalım bu mektubun muhatabı nasıl bir tavır takınacak, önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz.

Sahtecilik ruhumuza işlemiş!

ÜÇKÂĞITÇILARIN, hortumcuların adeta cirit attığı ülkemizde, namusuyla dürüst bir şekilde iş yapanlar neredeyse enayi yerine konulur oldu. Gemisini yürüten kaptanların, yağdanlıkların itibar gördüğü ülkemizde kişisel çıkarlar, toplum menfaatlerinin önüne geçmeye başladı. Sahtecilik ve sahtekârlık adeta ayyuka çıktı.
Örneğin; Basmane’deki Dünya Ticaret Merkezi’yle ilgili davada ortaya çıkan sahte ruhsat olayı…
Bunu yapanların hırsları, akıllarının önüne geçmiş olacak ki; mahkeme dosyasına Hilton Oteli’nin ruhsatını kendi projelerinin ruhsatıymış gibi koyduruyor.
Peki, bu yapılan evrakta sahtecilik değil mi?
Bunun cezası yok mu?
Bugüne kadar, neden ilgili bürokratlar, belediye başkanları suç duyurusunda bulunmadı?
Davacılardan Çakmur’a bu soruyu sorduğumuz zaman aldığımız yanıt şu oldu:
“Bizim amacımız üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil. Bizim kimseyle kişisel bir sorunumuz yok.”

* * *

Başkan Kocaoğlu, sorunu çözmek için yeni bir formül bulduğunu ve Tasarruf Mevduatı ve Sigorta Fonu’yla (TMSF) anlaştıklarını söylüyor ve bir de gizli finansörden söz ediyor.
Peki, kim bu gizli finansör?
Hangi sermaye?
Böyle şey olur mu?
Başkanın yeni formülüne göre; o alana içinde belediye binasının da bulunduğu bir merkez yapılacakmış.
Tıpkı Çiğli Belediyesi’nin hizmet binası gibi… ‘Altı kaval, üstü şişhane’ misali… Başkan Kocaoğlu, eğer sorunu gerçekten çözmek istiyorsa naçizane bir önerim olacak. Yarışmayla belirlenen Kültürpark ve Fuar Projesi kapsamında mevcut çukur, yeraltı otoparkına dönüştürülerek, üzeri kapatılsın ve Kültürpark’a 40 bin metrekarelik yeni bir alan kazandırılsın. Yargının ‘dur’ dediği Kültürpark içindeki otopark inşaatının çukuru kapatılsın.Başkan Kocaoğlu, böylece iki davadan da kurtulmuş olur.

Ulaşım Master Planı’na ne oldu?

İZMİR Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Master Planı hazırlamak için üniversitelere anket yapıtırıyor.
Kim bilir kaç para harcanacak?
Oysa Çakmur’un belediye başkanlığı döneminde uluslararası bir şirkete ulaşım master planı yaptırılmıştı.
Bu planda, İzmir’in en az 2025 yılına kadar ulaşım rotası yer alıyordu.
Şimdi yeni bir plan hazırlanıyor.
Peki eski plan nerede?
Başkan Kocaoğlu, nedense o plandan hiç söz etmedi?
Yoksa…
Çöpe mi atıldı bu plan?

Milliyet Ege / 03.03.2008