İklim Değişikliği Sempozyumu başladı

İklim Değişikliği Sempozyumu başladı

TMMOB’un iklim değişikliğinin Türkiye üzerindeki ekolojik, sosyoekonomik ve politik etkilerini tartışmak, geleceğe yönelik teknik önlemleri ortaya koymak üzere düzenlediği İklim Değişimi Sempozyumu dün başladı.

TMMOB’un iklim değişikliğinin Türkiye üzerindeki ekolojik, sosyoekonomik ve politik etkilerini tartışmak, geleceğe yönelik teknik önlemleri ortaya koymak üzere düzenlediği İklim Değişimi Sempozyumu dün başladı. Açılış konuşmalarında, sermayeden yana politikaların iklim değişimine ve sonuçlarına hazırlık yapamayacağı vurgulandı.

Meteoroloji Mühendisleri Odası’nın TMMOB adına sekretaryasını yürüttüğü “İklim Değişikliği ve Türkiye” başlıklı sempozyum, iklim değişikliğinin Türkiye açısından mevcut durumunun ve geleceğe yönelik teknik boyutunun ortaya konması ve sosyal, ekonomik, politik yansımalarının tartışılmasını amaçlıyor.

İnşaat Mühendisleri Odası’nda başlayan sempozyumda açılış konuşmasını yapan Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, iklim değişikliğinin politikacılar için günah keçisine çevrildiğini söyleyerek yaşanan her sıkıntının faturasının küresel ısınmaya kesildiğine dikkat çekti.

Meteoroloji Mühendisleri Odası Başkanı Mustafa Diren, “İklim değişikliğinin Türkiye için anlamı susuzluk, yani kuraklıktır” dedi. Geçen yaz Ege ve Marmara bölgelerinde ciddi kuraklık yaşandığını hatırlatan Diren, İç Anadolu Bölgesi’nin ise bu bölgelere göre daha iyi yağış almasına rağmen daha ciddi sıkıntılar yaşamasını, “suni kuraklık” olarak niteledi. “Karar vericiler Ankara’daki susuzluğu küresel ısınmaya bağlayarak susuzluğun gerçek nedenleri olan yönetim, işletme, planlama hatalarını, altyapı eksikliklerini kamufle etmeye çalıştılar” diyen Diren, Ankara’nın 1994 ve 2001 yıllarında daha ciddi oranda kuraklık yaşamasına rağmen ciddi su sıkıntısı çekmediğini hatırlattı.

TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı da Sanayi Devrimi sonrası insan faaliyetlerinin iklim sisteminin doğal dengesini insan ve yaşam aleyhine giderek bozar hale geldiğine vurgu yaptı. Türkiye’nin iklim değişikliğine dair bir programının olmamasını eleştiren Soğancı, değişimin etkilerini hafifletebilmek ve geleceği korumak için Türkiye’nin tüm dünya ile birlikte uluslararası anlaşmalara tabi olmasının gerekliliğini anlattı.

Karbon ticareti anlaşması

Kyoto Protokolü’nün imzaya açıldıktan ancak sekiz yıl sonra yürürlüğe girmesinin, küresel ısınmanın asıl faili gelişmiş ülkelerin protokole hangi açıdan baktıklarını ortaya koyduğunu belirten Soğancı, emperyalistlerin protokolü kendi çıkarlarına göre şekillendirdiklerine dikkat çekti. Soğancı, protokolün amacının karbon salınımını azaltmak olduğunu, ancak son hali ile gelişmiş ülkelerin karbon salınımı yapan sektörlerini başka ülkelere kaydırmasına ve ülkelerin birbirinin karbon salınım kotalarını satın alabilmesine olanak sağlayarak “karbon ticareti” anlaşmasına dönüştüğünü dile getirdi. “Emperyalizmin sömürü aracı haline getirilmiş bu protokole onay vermek mümkün değildir” diyen Soğancı, iklim değişimini önlemeye yönelik her adımın ülkelerin insanlığa karşı ilk görevi olduğunu kaydetti. (Ankara/EVRENSEL)


Toptan: Kyoto yakında imzalanacak

Çalışmalarını tamamlayan küresel ısınmanın etkileri ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi konusunda kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, raporunu Cumhurbaşkanı Vekili ve TBMM Başkanı Köksal Toptan, sundu.
Toptan, küresel ısınmanın en önemli sorun olduğunu, başta “Kyoto Protokolü” olmak üzere pek çok anlaşma, protokol, toplantı ve konferansa rağmen, yerkürenin ısınmaya devam ettiğini belirterek, “Kyoto Protokolü’nü zannediyorum yakında Türkiye de imzalayacak” dedi.

Evrensel / 14.03.2008