KENT-YORUM: İstanbul’u satıyorlar!

HAKAN KARADEMİR

Ne kadar çok kullandık bu cümleyi son yıllarda: "İstanbul'u satıyorlar!". Ama söylemimizi -akıllarınca- çürütecekleri çok şey vardı ellerinde. Bunları kullandılar ustaca ve senelerce; biz dilimizin döndüğünce anlamaya/anlatmaya çalışırken satışı. Bazen küreselleşme dediler, bazen de dış sermaye. Sonra deprem dediler, turizm dediler, sıkışınca da konuyu değiştirdiler alelacele. Belki de bu dayanakları(!) idi onları bu kadar rahat davranmaya iten. Ama bu defa çok ileriye gittiler.

Bir "etkinlik"ten bahsediyorum. Adı "Kentsel Dönüşüm ve Gayrimenkul Geliştirmede Yeni Fırsatlar". Etkinliğin isminin çağrıştırdıkları bir yana, durumun vahameti; etkinliğin içeriği ve diğer detaylar açığa çıkınca daha iyi anlaşılıyor. İşte en vurucu yani: İstanbul Metropoliten Planlama Merkezi'nde düzenlenen etkinlikte (Evet, yanlış duymadınız; İMP), "Eğitmen" sıfatıyla katılımcıları "eğitecek" olan 2 kişiden biri de İMP'nin yöneticilerinden biri!

Şimdi vehameti açalım biraz…

Amaç kısmında geçen şu cümle özetliyor aslında birçok şeyi: "…arazi ve proje geliştirmede yenilikçi yöntemler ve yasal dayanakların özellikle özel sektörün kentsel arsanın yeniden üretilmesi sürecinde aktif rolünün neler olabileceğine ilişkin tartışma ortamının yaratılmasıdır." Bu cümlenin başına kentsel dönüşüm kavramını da koyarsanız, resmin tamamını daha rahat görebilirsiniz. Satacak bir şeyi kalmayıp, üzerinde binlerce insanın yaşadığı, birlikte oluşturdukları ortak yaşam alanlarını satmayı kafasına koyan bir yönetim, elbette özel sektörün bunu rahat gerçekleştirebilmesinin yollarını arayacaktır.

KENTE TOPYEKUN SALDIRI HAZIRLIĞI
Katılımcı olarak bekledikleri kesimlerin ilk iki sırasında "yatırımcılar ile arazi ve proje geliştiricileri" bulunmakta. Diğerleri de şehir plancıları ve mimarlar ile, üniversiteler ve yerel yönetimlerden uzmanlar. Yaşadığı, kendi oluşturduğu, hayatını bağladığı alan "yeniden üretilirken", bunun en fazla etkileneni/en önemli muhatabı olan halkın katılımını kim bekleyebilir ki? (Çağırmasalar bile, halktan birilerinin gelmesi ihtimaline karşı önlem dahi alınmış: etkinliğe katılım 236 YTL)

Etkinlik programının geriye kalanını tahmin etmek zor olmasa gerek. Deprem bazlı projeler, kamu-özel sektör stratejik ortaklıklarının kurulması, kentsel yenileme yasası ve kentsel dönüşüm yasa taslağının nasıl ve ne şekilde özel sektör tarafından kullanılacağı gibi konuların enine boyuna tartışılacağı etkinlik, nasıl bir sürecin bizleri beklediğini açıkça ortaya koyuyor: Satış gerçekleşmekte ve sermaye kente topyekûn bir saldırı için hazırlık yapmakta.

Tüm bu olanlar -bu denli büyük çapta olmasa da- zaten biliniyor ve bekleniyordu. Ama etkinliğin programının, "kamu yararı" adına plan yapma gibi bir misyonu olan bir kurumu ve bu kurumun yöneticilerinden birini bu kadar rahatlıkla içine almasını kimse tahmin bile edemezdi sanırım. En azından bu kadar açıktan.

SAFINI BELLİ ETMEK…
Kurulduğu günden beri çok çeşitli eleştirilere maruz kaldı İMP. Hem yasal yetkileri, hem de ortaya koydukları planlama çalışmalarındaki yanlışları eleştirildi. Hatta İstanbul'un gelişme stratejilerine yön vermek üzere hazırladıkları plan, İstanbul'un sermayeye peşkeş çekildiği gibi eleştiriler bile aldı. Bu eleştirilere karşı kendilerini savunmaları da çok zor değil açıkçası. Yeni dünya düzeni diyerek, rekabet diyerek savunabilirler planlarını. Birçok kişiyi inandırabilirler iyi bir iş çıkardıklarına.

Ama bu son olay; değişken bakış açıları ile açıklanabilecek, doğru yönleri olma ihtimali olan bir içeriğe sahip değil açıkçası. Bu safını belli etmektir. Elindeki tüm gücü, enerjiyi, İstanbul için topladıkları tüm bilgiyi ve birikimi kim için kullanacağını belli etmektir. Yaşayanları hiçe sayıp, oluşan ranta ağzı sulanarak bakan bir grup insanı tercih etmektir. Halktan yana değil, sermayeden yana bir yolu tercih etmektir. İstanbul'u satmayı tercih etmektir!

İMP tercihlerini belli etmiştir.

Şimdi sıra tüm kamu kurumları ve sivil oluşumlarda.

Lütfen sizler de safınızı belli edin.

Lütfen bu satışı durdurun!

Birgün – 22.02.2007