KENT YAZILARI: Turnusol

KENT YAZILARI
Necati UYAR

Turnusol

İzmir’de kenti çevreleyen tepeleri aşmaya niyetlenmiş beton yığını içinde, neredeyse körfez dışında kalan tek boş alan olan İnciraltı bölgesi, İzmir ve ülke gündeminde giderek daha çok tartışıldığından mıdır, özellikle EXPO-2015 adaylık sürecinde yoğunlaşan ilgi ve artan duyarlılıktan mıdır bilmiyorum, Kent Yazıları’nın sürekli gündemlerinden birine dönüştü. İzmir kentinin EXPO-2015 adaylığının gündeme getirilmesinden bu güne kaçıncı İnciraltı yazısıdır bu? Saymıyorum…
Aslında, EXPO-2015 adaylık süreci öncesinde de Kent Yazıları’nda yer almıştı İnciraltı, “F Tipi tarım alanları” başlığıyla aktarılmıştı yaşanan tartışmalar. Son olarak da 8 Nisan 2008 tarihinde ele alınmıştı İnciraltı, bölgede parsel sahibi olanların EXPO’ya özel, “yasa dışı” plan kararlarıyla arttırılan rant beklentisi konu edilerek, “Expo’ya var da bize yok mu” başlığıyla.

Kültür ve Turizm Bakanı sayın Ertuğrul Günay’ın geçtiğimiz hafta sonunda gerçekleştirdiği İzmir ziyareti ile konu bir kez daha gündemin ana başlıklarından oluverdi. Bakanın ziyareti sırasında, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı sayın Aziz Kocaoğlu bu ay sonuna kadar İnciraltı konusunda plan önerilerini Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ileteceklerini söylemiş ve eklemiş; “bölgeyi koruyanlara teşekkür ederiz.”

Sayın Kocaoğlu yıllar sonra benzer bir teşekkürü işitmek, İnciraltı’nı koruyanlar arasında anılmak istiyorsa, doğru adımı atmanın zamanı bu zamandır. Çünkü, bugünlerde İnciraltı konusunda yaratılan karmaşa ve kafa karışıklığı, doğruların yanlışlardan arındırılmasını zorlaştırmıştır. Diğer yandan İnciraltı İzmirliler için turnusol kağıdına dönüşmüştür. İnciraltı için hazırlanacak plan önerisi, İnciraltı konusunda izlenecek tavır, savunulacak görüş, atılacak her adım, kişilerin ve kurumların gerçek kimliklerini ortaya koyacak, niyetlerinin deşifre olmasını sağlayacaktır.

Geçmişten bugüne dek korunabilmiş olan İnciraltı’nın, ister sağlık adına, ister turizm adına, ister fuar, ister EXPO adına, ne adına olursa olsun, zarar görmesine, yitirilmesine neden olacak kararlar, gizlenen niyetlerin görünür hale gelmesini sağlayacak, diğer yandan bu kararların altına imza atanların yıllar sonra, doğa karşıtı rantiyeci, talancılar arasında anılmasına neden olacaktır.

İzmir kenti ve İzmirliler adına yetki kullanmakta olan Sayın Kocaoğlu’na ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne düşen sorumluluktan belki çok daha fazlası, İnciraltı rantiyesinin baskısıyla geçmişte bu alanı “turizm merkezi” ilan eden ve bu alandaki planlama yetkilerini üstlenen Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ve onun “Kültür Bakanı olmak beni heyecanlandırıyor” diyen bakanı sayın Ertuğrul Günay’a düşüyor.

Her ne kadar, Bakanlığın “turizm” yüzü ile planlama yetkileri Turizm Bakanlığı’na alınmışsa da, İnciraltı’nın aynı zamanda doğal sit alanı niteliğine sahip olduğu da dikkate alınarak, İnciraltı’na bakışta Bakanlığın “kültür” yüzünün öne çıkarılabilmesi gerekiyor.

Var olan sit alanı kararlarına rağmen ve bugünkü plansız haliyle, Ege Bölgesi’nin en değerli narenciye bahçelerine dönüşmüş olan İnciraltı’na ilişkin kararların, yıllardır sürdürülen “mağduriyet” söylemine yüz vermeden, İnciraltı’na Balçova sırtlarından bakarak alışveriş merkezleri, oteller, kuleler, iş merkezleri, üniversite yapıları hayallerine dalan tüccarların yörüngesine girmeden üretilebilmesi zorunludur.

Bu zorunluluk, ülkemizde yürürlükte olan ve yıllardır Cargill benzeri “Bush destekli” firmalar lehine esnetile esnetile kopma noktasına gelen, “Toprak Koruma Kanunu” başta olmak üzere, ilgili mevzuatın ve kamu yararının en doğal gereğidir.

Önümüzdeki günlerde izlenecek yol, sergilenecek tavır, gerek İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı için, gerekse Kültür ve Turizm Bakanı için de İnciraltı’nı turnusol kağıdına dönüştürecektir. İnciraltı için hazırlanacak plan önerileri, kimin, kimler adına, kimlerin yararına hareket ettiğinin en somut göstergesi olarak afişe edilecektir.

Evrensel / 07.05.2008