KENT YAZILARI: Planlamada karmaşa ve kısır döngü…

KENT YAZILARI
Necati Uyar /
nuyar@mail.com

Planlamada karmaşa ve kısır döngü…

Danıştay’dan son günlerde çıkan farklı iki alana yönelik kararlar, dikkatleri yeniden planlama kararlarının parçacı ve sektörel yaklaşımla üretilmesinin sakıncalarına yoğunlaştırdı. Söz konusu kararlardan ilki, “İzmir-Çeşme-Alaçatı-Paşalimanı Kültür Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi”ne ilişkin. İkinci karar ise “Muğla-Bodrum Yarımadası Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi”ne ilişkin. Her iki bölge de uzun yıllardan bu yana turizm açısından ülkemizin önemli alanlarından.

Temmuz ayına kadar hükümette yer alan ve “gündüz uyuyan, gece okuyan bakan” olarak anılan Atilla Koç döneminde, oluşan tepkilere ve eleştirilere rağmen alanları genişletilerek belirlenmiş olan bu turizm bölgeleri içinde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından başlatılan planlama çalışmaları, açılan davalar sonucunda yürütmenin durdurulması kararıyla devre dışı kaldı.

Yaşanan gelişmeler ve alınan yargı kararları, konunun uzmanları tarafından uzun yıllardan bu yana dile getirilen ama yetkiyi bir biçimde üstlenenlerin işine gelmediğinden olsa gerek bir türlü benimsenmeyen, “planlama parçacı biçimde ve sektörel bir yaklaşımla ele alınmamalı, kararlar tüm sektörleri içine alacak biçimde kapsamlı, bütüncül ve tek elden oluşturulmalı” kuralının haklılığını bir kez daha kanıtladı.

Bodrum Yarımadası’na yönelik olarak alınan Danıştay kararıyla, Bodrum Yarımadası’nın Kültür Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ilan edilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararı ve bu karara dayanarak, başta 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı olmak üzere Bakanlık tarafından yapılan işlemlerin yürütmesinin durdurulmasına karar verildi.

Çeşme-Alaçatı bölgesine ilişkin ise iki farklı Danıştay kararı oluştu. Bir yandan bu bölgenin Bakanlar Kurulu tarafından Kültür Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi olarak ilan edilmesine ilişkin karar hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilirken, diğer yandan alınan ikinci bir karar ile de bu bölge için hazırlanarak onaylanmış olan 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı kararı hakkında yürütmenin durdurulması kararı verildi.

Bodrum ve Çeşme için ortaya çıkmış olan kararlar sonrasında, bir yandan yargı kararlarıyla belgelenmiş yanlışların yaratacağı olası tahribatların önlenmesi sağlanırken, diğer yandan gerek yetki kullanımı açısından ve gerekse uygulanacak plan kararları açısından, yeni ve önemli bir karmaşa ortamının da ortaya çıkması kesin gibi görünüyor.

Turizm Bakanlığı’nın turizm açısından önemli olduğuna inandığı alanlarda, yine turizm açısından doğru olduğuna inandığı kararları üretmek adına üstlendiği ve kullandığı yetki sonucunda bugün gelinen durumun benzerleri, ülkemizde sektörel planlama yetkisi kullanılan diğer bazı alanlar için de söz konusu aslında.

Örneğin; kıyısı korunacak sit alanı olan alanlar dahil olmak üzere, bazı bölgelerde, deniz kesiminde, kıyısından kopuk, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından liman amaçlı dolgu planlarının yapılabilmesi, kentlere bitişik konumda, kentlerle bütünleşik sanayi alanlarında organize sanayi bölgesi ilan edilerek yetkinin Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na alınabilmesi, yerel yönetimler tarafından uygun bulunmayan, karşı çıkılan plan dışı alanlarda, salt hazine arazisinin varlığı nedeniyle toplu konut alanlarının ilan edilmesi ve planlanması, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından özelleştirme kapsamına alınan tesislerin bulunduğu alanlarda, satışa özel ısmarlama plan kararlarının üretilmesi de ülkemize özgü karmaşık planlama yaklaşımının unsurlarından.

Her ne kadar planlama adına üretiliyor olsalar da, ülkemizin bugünkü koşullarında, bütünden kopuk, sektörel bakış açısıyla hazırlanan planlar; ‘planlamanın karmaşaya’, ‘karmaşanın plansızlığa’, ‘plansızlığın planlama politikasına’ dönüştüğü bir kısır döngüye neden oluyor. Bütüncül olarak yapılmış ve onaylanmış olan planlarda ise, plancının ve planlama kurumunun bağımsızlığının sağlanamaması, oluşturulan yönlendirici baskılar sonucunda geliştirilen yanlış kararlar ve bu yanlışlar nedeniyle ortaya çıkan iptal kararları da planların yaşam sürelerini kısaltıyor, kısır döngüyü yaygınlaştırıyor.

Yıllardır yaşanan ve bir türlü düzene sokulamayan karmaşık ve yetersiz planlama sistemi, plan kararlarını ilk yargı kararına kadar geçerli geçici belgelere dönüştürürken, başta İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük kentlerimiz olmak üzere, kıyılarımızın, turizm alanlarımızın, sanayi alanlarımızın bütüncül bir plandan yoksun gelişmesine neden oluyor.

Bu nedenle, ülkemizde planlama adına acilen yapılması gereken iş, yetkilerin yerelde yetki kullanacak bağımsız planlama kurumlarında toplanmasını sağlayacak düzenlemelerdir. Plan kararlarının sektörel yaklaşımlarla değil, kapsamlı ve bütüncül olarak üretilebileceği bir sistemin ivedilikle yaşama geçirilmesi gerekiyor.

Ancak, planlamada yaşanan karmaşadan ve oluşan kısır döngüden beslenen iktidarların bundan vazgeçebilmesi de çok zor görünüyor.

Evrensel / 03.06.2008