KENT YAZILARI-Necati Uyar

Evrensel 11/09/2007

nuyar@mail.com
Su yönetimi…
Yaz aylarında yaşanan ve boyutları giderek büyüyen kuraklık, bir yandan toprakların kurumasına ve çatlamasına ve ürünün tarlada yanmasına neden olurken, diğer yandan insanları giderek içecek su bulamama endişesine sürükledi. Yağışların azalması, verimli tarım topraklarında yeraltı sularının giderek daha derinlere çekilmesine de neden oldu. Ülkenin, tarımsal sulama ve barajlar açısından DSİ tarafından projelendirilmiş düzeyin çok altında olması, projesi hazırlanmış pek çok barajın ve sulama projesinin henüz yaşama geçirilememiş olması, su konusundaki önemli bir eksikliğimiz.
Uzun yıllardır yapımı konuşulan ve yeterli ödenek ayrılmadığı için geciktirilen, Küçükmenderes Havzası içindeki köylülerin “Barajımızı verin gari…” diye yollara dökülmesi sonrasında yapımı hızlandırılan, Beydağ Barajı’nda 9 Eylül tarihinde su tutulmaya başlanmış olması ise bugünlerde bu konuda alınabilecek en iyi haber. Yapımı hızlandırılarak, yağışlar öncesinde kapakları kapatılan Beydağ Barajı’nın, Anadolu’nun antik çağlardan günümüze dek önemini koruyan tarımsal ovalarından biri olan Küçükmenderes Ovası’nı tükenme noktasından geri döndürmesini umuyoruz.
Yaşanan küresel ısınma ve su yönetiminde yapılan yanlışlar, tarımsal alanın dışında, kentlerde de susuzluğun önemli bir sorun olarak ortaya çıkmasına neden oluyor. Özellikle Ankara Büyükşehir Belediyesi örneğinde olduğu gibi, su ile ilgili uzman kuruluş olan DSİ’nin oluşturduğu program dışına çıkan, DSİ kararlarına rağmen yapılması gereken bazı yatırımlardan kaçınan ya da geciktiren kentlerde susuzluk, önemli bir sorun olarak ortada.
Kendi bildiği doğrultuda gitmeye niyetlenen Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ağustos ayı başında başlattığı kesintiler, suyun yanlış yönetilmesi nedeniyle kısa süre içinde trajikomik bir hal aldı. Bir yandan belediye tarafından ana boruları patlatırcasına uygulanan bilinçsiz kesintiler, diğer yandan kirli olduğu raporlarla belgelenmiş Kızılırmak suyunun kente getirilmesine yönelik çabalar, bir diğer yandan ise belediyenin yanlış hesap yaptığına; Ankara’nın ocak ayına kadar yetecek suyu olduğuna dair DSİ kaynaklı kurumsal açıklamalar… Tüm bunlar, ülkemizde başta içme suları olmak üzere suyun iyi yönetilmediğinin açık göstergesi.
Kentlerde su nedeniyle düzenli olarak yaşanan bir başka önemli sorun ise yağmur suyunun kontrol edilememesi. Kentsel altyapı eksikliği, bilinçsiz ve plansız kentsel altyapı aşırı yağışla birleştiğinde kent içinde insan, kontrolü yitiriyor ve kontrol suya geçiyor. Özellikle içinde bulunduğumuz sonbahar ayları, yağışların kent içinde tehlikeli hale gelmesine neden oluyor. Ağaçlardan dökülen yapraklar ve yağışlar birleştiğinde, yetersiz olan kentsel altyapımız tümüyle iflas ediyor.
Yaz boyunca susuzluğu tartışan ve sıkıntısını yaşayan kentlerimizi, önümüzdeki günlerde yağışlar nedeniyle ortaya çıkacak yeni ve oldukça önemli sorunlar bekliyor. Kentsel altyapının yetersizliğinin yanı sıra birçok kentte DSİ’nin ısrarlı olumsuz görüşlerine rağmen üstü kapatılan, yapılaşmaya açılan dere yatakları nedeniyle, kentlerimizin birçoğu ani başlayan ve normalin bir miktar üstüne çıkan yağışlarda ciddi risk altında.
Özellikle kent içinde yerli yersiz yapımı gerçekleşmiş alt geçitlerde yaşanacak sorunlar, bir yandan kent içinde trafiğin tümüyle kilitlenmesine neden olurken, diğer yandan ölümcül kazaların yaşanmasına da zemin oluşturuyor. Yaz aylarında susuzluğu iyi yönetemediği görülen belediyelerin, başlayan yağışlarla ortaya çıkacak sorunları önceden görerek önlem almaları gerekiyor. Çünkü bir yandan önümüzdeki günlerde oluşacak yağışlarla barajların yeniden dolması ve kentlerde susuzluğun ortadan kalkması beklenirken, diğer yandan yağışların kent içinde neden olacağı ciddi sorunlar da kaçınılmaz görünüyor.
Ancak, yağışlar başlasa da yaz aylarında yaşanan kuraklığın tarımsal alanda neden olduğu sorunların etkisinin yıl boyu süreceği görülüyor. Susuzluğun tarımsal alanda oldukça önemli oranlarda verim düşüşüne neden olması, tarımsal ürünlerde başlayan fiyat artışlarının süreceğini gösteriyor. Bu durum halkımızın, yaz aylarında yaşanan kuraklığın etkisini kaçınılmaz olarak kış aylarında da hissedeceğini gösteriyor.
Yaşanan su sorunlarından dersler çıkarılması ve gerek kentsel alanda, gerekse kırsal alanda su yönetiminin daha çok ciddiye alınması; tarımsal sulamada ve kentsel su kullanımında tasarruf bilincinin yerleştirilmesi gerekiyor. Yaşananlar, su yönetiminin önemli kamusal görevlerden olduğunun bilincine varılmasını zorunlu kılıyor.