KENT YAZILARI

Necati Uyar

Milletvekili adayı söz verebilmeli…
Bağımsız aday olanlar dışında, 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılacak seçimler için milletvekili adayı olanların, hangi partiden olursa olsun çok büyük bölümü, genel başkanlar tarafından atamayla listelere konan ve halka dayatılan kişiler. Parti içi demokrasinin varlığından söz edilemeyen, parti yönetimi ile aynı düşünmenin başlıca eleme kriterine dönüştüğü ülkemizde halk, gerçek temsilcilerini değil uygun bulunan el kaldırıcıları seçmek zorunda.
Diğer yandan, ülkemizdeki seçim süreci uzun yıllardan bu yana partilerin programlarında yer alan görüşlerin, sorunlara geliştirilen çözüm önerilerinin tartışıldığı, karşılaştırıldığı bir süreç olmaktan da çok uzak. Bunun yanında, önümüzdeki ay gerçekleştirilecek olan seçimlere bir başka kutuplaşma ile gidiyoruz. Tartışmalar, yaratılan kutuplaşma ve korkutmalar ekseninde sürüp gidiyor. Halkın gerçek sorunlarının seçim sürecinde ön plana çıkması, tartışılması neredeyse imkansız.
Yoksulluğun ortadan kaldırılması, soygun ve talan düzeninin nedenleri başta olmak üzere, yaşanan temel sorunların tartışılamadığı bir seçim sürecinde, yerel sorunların ve çözüm önerilerinin de tartışılamadığını görüyoruz. Çözüm önerileri bir yana, aday olanların aday oldukları bölgede, ilde yaşanan sorunların farkındalığı bile söz konusu değil. Pek çok aday, genel başkanları tarafından aday gösterildikleri bölgede yaşanan sorunlardan bihaber, genel geçer vaatlerle halkın karşısında. Bu durum, gerek seçim sürecinde ve gerekse seçimler sonrasında yerel sorunlara merkezi çözümlerin geliştirilmesinin önündeki en önemli engel.
Seçimlerde milletvekili adayı olanlar, oylarını istemek üzere önümüzdeki günlerde doğrudan halkın karşısına çıkacak. Halkımızın bunu önemli bir fırsat olarak görmesi, adayların milletvekili seçilmeyi düşündükleri bölge içinde yaşanan sorunların ne kadarının farkında olduğunu sorgulamaları önemli. Yıllardır, seçildikleri bölgede yaşanan sorunların farkına bile varmadan dönemini tamamlayan, tesadüflerle TBMM’ye gidip genel kurul salonunda talimatlara uygun el kaldırarak, boş vakitlerinde odasında misafir ağırlayarak zamanını geçiren çok sayıda milletvekili, bugün yüksek maaşlı süper emekli.
Halkın, yaşamakta olduğumuz seçim sürecinde karşılarına gelen ve kendilerini temsil etmeye niyetlenenleri, öncelikle bölgesel sorunların farkında olup olmadığı konusunda sorgulamalı. Aday olduğu bölgedeki gerçek sorunların farkında bile olmayan, çözüm konusunda düşünmeye bile başlamamış olanların yüzüne, seçilmeleri durumunda doğru safta yer almalarının zor olduğunu söyleyebilmeli. Aday olanlar, oy isterken doğru safta olduğu konusunda halkı ikna edebilmeli.
Örneğin; İzmir ilinden milletvekili adayı olanlar, Çamlı Barajı ile Efemçukuru’nda siyanürle altın işlemek isteyen maden arasındaki çelişkinin farkında olabilmeli, hangi safta yer alacağını açıkça ilan edebilmeli; Bergama Ovacık’ta, yargı kararlarına rağmen siyanürlü altın üretimini sürdüren maden konusunda tavrını net olarak ortaya koyabilmeli; Bergama’da tarlasına su bekleyen köylüye, Yortanlı Barajı’nın neden su tutmaması gerektiğini, barajın başka bir alanda tekrar yapılabileceğini, ancak Allianoi antik yerleşiminin bir kez daha geri getirilemeyeceğini anlatabilmeli.
İzmir’de milletin temsilcisi olmaya aday olanlar, sanayi tesisleri tarafından yok edilmek istenen Kemalpaşa Ovası’nda sanayi tesisleri ile kiraz ağaçları arasında doğru tercihi yapabilmeli, doğru safta durabilmeli; Torbalı Ovası’nda kaçak yapılmış, arıtmasız sanayi tesislerinin zehirli atıklarıyla sulanarak kirlenen tarlalarda, üretim yapmaya çalışan köylünün sorunlarına yönelik somut söz verebilmeli.
İzmir’in ve İzmirlilerin Ankara’daki sesi olmak isteyenler, sahip olduğu doğal bitki örtüsü nedeniyle “doğal sit” ilan edilen Çeşme Yarımadası’nın, Alaçatı kıyılarının turizm maskesiyle talan edilmesine yönelik girişimlerde nasıl bir tavır alacağını açıkça ilan edebilmeli.
İzmir’den milletvekilliğine aday olanlar, Ödemiş’teki patates üreticisinin, Selçuk’taki şeftali üreticisinin, Gümüldür’deki narenciye üreticisinin, Bayındır’daki zeytincinin, Bademli’deki meyve fidanı üreticisinin, Kozak Yaylası’ndaki çamfıstığı üreticisinin, Urla’daki seracıların, çiçek üreticisinin sorunlarının farkında olabilmeli.
İzmir’den aday olanlar, tercih zamanı geldiğinde genel başkanlarının sanayici ve işadamı maskeli dostlarının değil, halkın ve toprağın safında yer alacağı konusunda, İzmir halkına söz verebilmeli…

Evrensel – 12.06.2007