Kent konseyleri neden işe yaramıyor?

 

Geçtiğimiz günlerde bir gazete fotoğrafı ilişti gözüme. Buca Belediyesi kent konseyi kurmuş ve ilk toplantısını yapmış. Habere göre, toplantıya 50 kişi katılmış. Gazetede, çağrılanların bir de listesi vardı. Bu listeye göre, 50 kişilik katılım çok az. Daha ilk toplantı için moral bozucu bir gelişme.

Buca belediyesini aramadım. Toplantıyla ilgili özel bir bilgi de almadım. Zaten niyetim Buca Belediyesi’nin etkinliğini eleştirmek değil. Kent konseyi adıyla yapılan “sen, ben, bizim oğlan muhabbetlerini” anlatmak.
Geçen günlerde bir arkadaşım Konak’ta da kent konseyi kurulduğunu ama daha ilk toplantıda hiçbir işe yaramayacağının anlaşıldığını söylemişti. Düşünebiliyor musunuz? Konak gibi ülkenin birçok ilinden daha büyük bir ilçede bir oluşum oluyor ve bu İzmir’in gündemine bile girmiyor. Oysa bırakın İzmir’i, ülke gündeminde olmalıydı.
Büyükşehir Belediyesi’nde de çok uzun yıllardır çalışan bir kent konseyi var. Daha doğrusu adı var, kendi yok. İyi niyetle toplantılarına katılan birçok insan var ama…
Karşıyaka Belediyesi’nin kurduğu kent konseyi de var. 4 yılda tam bilmiyorum ama 3 kez toplandılar sanırım. Karşıyaka’da yaşadığım halde hiçbir toplantısına katılmadım. Çağrılı değildim hiçbirine, toplantı olduğunu bile bilmiyordum. Ama her toplantının ardından bilgiler geldi. Toplantıya katılanlar, gülerek, dalga geçerek, (aslında olanlara üzülerek) yaşananları aktardılar. Özellikle "yönetim seçimi" adı altında yaşananları… Bilmiyorum, anlatanların yalancısıyım. Neyse, konumuz Karşıyaka Belediyesi de değil.
Kent konseyleri denilen işe yaramaz (ve yaramayacak) örgütlenmeler, İzmir’de yerlerde sürünüyor da ülkenin diğer taraflarında iyi mi gidiyor? Elbette ki, hayır… Burada sizlere olumsuz giden yığınla örnek verebilirim. İzmir nasılsa, Türkiye de öyle. Sorun, İzmir’deki belediyelerde değil.
Türkiye’de kent konseylerinin en kısa özeti şu. İşe yaramayan ve yaramayacak olan, kimi iyi kimi de art niyetli belediye başkanları tarafından kurulmuş, ama kesinlikle iyi niyetle insanların gidip geldikleri, gidenlerin her toplantı sonrasında umutsuzlukla ayrıldıkları bir oluşum. Sokağa asla katkısı olmayan, insanların günlük yaşamlarını hiç etkilemeyen, kentteki insanlara asla sorunlarını ve çözüm önerilerini sormayan, tartışmaların hiçbir anlamının olmadığı ve işe yaramadığı, haklı olarak “başkan ve adamları” görüntüsü veren bir oluşum.
Büyükşehir belediyesinden sayın Cumhur Utkan, bir ziyaretimizde konseyin 2-3 hocanın kendini tatmin yeri olduğunu ve harcadıkları onca paraya rağmen bir işe yaramadığını söylemişti.
Peki, neden işe yaramıyor ve yaramayacak? Üstelik de gerçekten iyi niyetli bazı belediye başkanları, bu örgütlenmenin kente bir katkısının olmasını isterken. Bu iş için zamanlarını ve belediyenin parasını harcarken, neden olmuyor ve olmayacak?
Olmuyor” çünkü geriye baktığımızda gördüğümüz bu. “Olmayacak” çünkü deneyimlerim, bilgilerim bu türden örgütlenmeler için iyi niyetin yetmediğini, hatta kimi kentler için başkanların iyi niyetinin bile olmadığını gösteriyor.
Kent konseylerinin neden yürümediğini ve yürümeyeceğini anlatmayı gelecek yazıya bırakıyorum.
yenigün – 18.10.2007{nomultithumb}