Kamuoyunun Dikkatine,

Çeşme – Alaçatı – Paşalimanı Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişme Bölgesi Çevre Düzeni Planı’nın iptali istemiyle dava açıyoruz ! 

Bilindiği gibi, İzmir İli, Çeşme İlçesi, Çeşme Belediyesi ve mücavir alan sınırları ile Alaçatı.. ..Belediyesi ve mücavir alan sınırları kapsamında, mevcut sit alanlarının irdelenmesi çalışmaları Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü koordinatörlüğünde başlatılmış ve ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak 18.02.2006 tarih 1182 sayı ve 1184 sayılı İzmir 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Kararları ile kesinleştirilmiştir. Önceki sit kararları ile karşılaştırıldığında, sit derecelerinin tüm yarımada bütününde düşürüldüğü tespit edilmiştir.  
Yeni sit derecelendirme kararları sonrasında, 06.01.2005 tarih ve 25692 sayılı Resmi Gazete ile 12.10.2005 tarih ve 25964 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve sınırları belirlenen Çeşme Paşalimanı ve Çeşme-Alaçatı Kültür ve Turizm Koruma ve Geliştirme Bölgesi kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 25.04.2006 tarihinde 1/25000 ölçekli çevre düzeni planları onaylanarak yürürlüğe girmiştir.  Bu plana TMMOB’ne bağlı Şehir Plancıları Odası, Mimarlar Odası, Peyzaj Mimarları Odası  ve Ziraat Mühendisleri Odası askı süresinde itiraz etmiş, itirazlarına Çeşme Belediyesi ve Alaçatı Belediyesi’nden bugüne değin bir yanıt gelmemiştir. Söz konusu odaların, plana yönelik itirazlarını idari yargıya taşımaktan başka bir seçenek kalmamıştır.  Önümüzdeki günlerde odalar, Çeşme – Alaçatı – Paşalimanı Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişme Bölgesi Çevre Düzeni Planı’nın iptali için İzmir İdare Mahkemesi’ne başvurarak dava açacaklardır. Daha önce resmi itirazları gündeme gelmeyen diğer meslek odalarının da yanımızda davaya müdahil olacakları belirtilmiştir. Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Planları, 03.11.2003 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgelerinde ve Turizm Merkezlerinde İmar Planlarının Hazırlanması ve Onaylanmasına İlişkin Yönetmelik tanımları içinde, “İçinde turizm türleri ile kültür ve eğitim, eğlence, ticaret, konut ve her türlü teknik ve sosyal altyapı alanlarından bir veya daha fazlasını kapsayan, kendi içinde alt bölgeler ihtiva edebilen, bu kapsamda kaynaklar arasında koruma-kullanma dengesini ve sektörel kalkınmayı sağlayan, arazi ana kullanım kararlarını belirleyen, açıklama raporları ile bir bütün olan 1/25000 veya daha üst ölçekli fiziki planlardır” şeklinde tarif edilmiştir.  

  • Bu planın Yönetmelik’in tanımladığı biçimde kaynakların koruma-kullanma dengesini gözeten bir yönü bulunmamaktadır. Bu plan, kapsadığı yaklaşık 10.100 hektarlık alanda tarımsal nitelikli toprakları, doğal sit alanlarını, el değmemiş kıyıları imara açan bir plandır.

 

  • Yine bu plan, Yönetmelik’te tarif edilen; arazi ana kullanım kararları, sektörel kalkınma ve kaynakların dengeli korunması ve kullanılması gibi temel kabulleri olan bir açıklama raporuna sahip değildir.

 

  • Plan, hangi kriterlere dayandırılarak belirlendiği belli olmayan bir “kültür ve turizm bölgesi” sınırına oturtulmaya çalışılmıştır. Ancak 1/100.000 ölçekli il çevre düzeni planı çalışmaları tamamlanmadan, hızla onaylanarak yürürlüğe sokulmak istenmiştir. Dolayısıyla planın, kapsamlı analizler doğrultusunda irdelenerek, sektörel kalkınmayı ulusal ya da yerel ölçekte sağlama gibi bir endişesi bulunmamaktadır. Plan tamamen, yarımadada mülk edinen girişimcilerin rant beklentilerini karşılamaya dönük bir temelde inşa edilmiştir.

 

  • Plan, daha önce Çeşme Yarımadası için geliştirilmiş 1/25000 ölçekli çevre düzeni planlarını işlemez hale getirmiş, bu planların hangi gerekçelerle gündem dışı kaldığı karanlıkta bırakılmıştır.

 

  • Planda 5 adet alt bölge yeri belirlenmiş, ancak bu alt bölgelerin hangi gelişme ya da koruma temelinde oluşturulduğu, ne gibi stratejilerle hayata geçirilebileceği belirlenmemiştir. Bu belirsizlik, alt bölgelerin birbirleriyle nasıl entegre olacakları konusunda da geçerlidir.  Plan, alt bölge sınırlarının bile anlaşılabilmesine olanak sağlayamayacak bir teknikle hazırlanmıştır.

 

  • Plan, ulaşım yapısı ve kademelenmesine, teknik altyapıya ilişkin belirsizlikler taşımaktadır. Çöp depolama alanlarının nerede konumlanacağı, rüzgar enerjisi ve deniz ulaşımı olanaklarının nasıl kullanılacağı, enerji nakil hatlarının nerelerden geçtiği, önerilen hava alanının hangi çapta ve hangi kitleye hizmet vereceği belirsizdir. Planda bir yol ağı okunmamaktadır. Ayrıca Yarımada’nın sınırlı yüzey ve yer altı suyu potansiyeli göz önüne alınmadan ve yeni planın yöreye çekeceği nüfus  nedeniyle artacak içme suyu gereksinimini karşılayacak bilimsel çalışmalar yapılmamıştır.

 

  • Plan, önceki planda işli olan fay hatlarını hiçe saymıştır. Jeotermal kaynakların olduğu Yarımada’da aktif fay kırıkları da bulunmaktadır. Bu kırıkların yerlerinin gösterilmesi, yapılaşmanın bu fay hatları doğrultusunda hangi önlemler alınarak gerçekleştirileceğinin açıklanması gerekmektedir.

 

  • Planın uygulama hükümlerinde çeşitli çelişkiler mevcuttur. 5.15 maddesinde “Bu plan üzerinden ölçü alınarak uygulama yapılamayacağı” belirtilmekte, 6.22 maddesinde ise, yükseklik ve emsal sınırlamaları koşulu geliştirilmiş bazı kullanım kararlarının 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planların yapılması beklenmeden ilgili idarece uygulamaya geçebilmesine olanak sağlanmaktadır. Bir başka deyişle 1/25000 ölçekli çevre düzeni planı üzerinden uygulamaya olanak sağlanmaktadır. Bu durum yalnızca basit bir çelişki değil, planlama ilkeleri ve şehircilik esaslarını temelden sarsan, yapılaşmada büyük riskler oluşturabilecek bir hükümdür.

 

  • Plan, “özel planlama alanı” şeklinde ayrıcalıklı bir bölge tarif etmiştir. Alan genelinde yapılaşmayı, inşaat yapılacak alan büyüklüklerini ve yapılacak binaların yüksekliğini sınırlayan koşullar bu alanda geçerli olmayacak, farklı uygulamalara olanak sağlayacak şekilde Yarımada’da ayrıcalıklı bir bölge yaratılmış olacaktır. Benzer ayrıcalıklar, doğal sit alanlarının içinde gösterilen “Günübirlik Tesisler”de de geçerlidir. Söz konusu tesislerin hangi planlama ilkeleri doğrultusunda konumlandırıldıkları anlaşılamamaktadır. Bir diğer ayrıcalık, planla getirilen “özel koşullu turizm tesis alanı” kullanım kararında görülmektedir. Bu alanlara, “turizm tesis alanları” için önerilen emsal değerlerinin %10’u kadar ilave inşaat hakkı verilmiştir. Bu özel koşulun gerekçesi ve içeriği plan üzerinden anlaşılamamaktadır. Bütün bu ayrıcalıklar, plan bütünlüğünü olumsuz yönde etkileyen, kamusal yararla ilgisi olmayan rant paylaşımı arasında bile eşitsizlikler olduğuna ilişkin işaretlerdir.

 

  • Port Alaçatı olarak planlama alanında alışık olmadığımız bir biçimde ismiyle birlikte konumlandırılan kullanım, Hırsız deresinin deltasını oluşturan Karşıyaka azmağında Kıyı Yasası’na aykırı bir biçimde özel yapılaşmaya açılmıştır. Eşsiz doğal özellikleri nedeniyle korunması öncelikli bir bölge olması gerekirken, alanda dolgu alanlar üzerinde yapılaşma gerçekleştirilmiştir. Plan bu yapılaşmayı meşru kılmayı amaçlamaktadır.

 

  • Plan, birinci derece doğal sit alanlarına ilişkin, garip ifadeler içermektedir. “Bitki örtüsünün zorunlu durumlarda değiştirilebileceği” gibi bir ifadeye yer verilmekte, zorunlu durumun kime veya neye göre olduğu bilinmemektedir. Bu hüküm, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 5.11.1999 tarihli ilke kararlarına açıkça aykırılık oluşturmaktadır. Yine plan hükümlerinde, birinci derece doğal sit alanlarında; “değiştirilen topoğrafik yapı, alanın genel karakteri içerisinde önemsenmeyecek oranda olmalı” denilerek, son derecede belirsiz, göreli ve net olmayan bir ifadeyle, birinci derece doğal sit alanlarında topoğrafik değişiklik yapılabilmesinin yolu açılmaktadır. Oysa bu hüküm de, Koruma Yüksek Kurulu’nun söz konusu ilke kararına tamamen aykırıdır. Dolayısıyla böyle bir planın, bu hükümlerle onaylanması ve Kurul onayından geçmiş olması yasaya aykırıdır.

 

  • Plan, tarımsal niteliği olan alanlara da yapılaşma hakkı vermekte, en az 5000 m2 alan büyüklüğünde 250 m2’lik yapılar yapılmasına, bunların kırsal turizm tesisi olarak kullanılmasına olanak sağlamaktadır. Kırsal turizm tesisine dönüşecek bir tarım parselinde, tarımsal kullanımların devamlılığının nasıl garanti altında tutulacağı belirsizdir.

 

  • Bu plan orman alanlarını, ağaçlandırma alanlarını ve makilik-fundalık alanları da yapılaşmaya açmaktadır. İlgili Bakanlıklardan izin alınarak özel mülkiyetteki orman alanlarında da tarım alanlarındaki gibi yapılaşma mümkün hale gelmiştir. Makilik alanlarda ise, yine en az 5000 m2’lik parsellerde 2 katlı 100 m2’lik birimler inşa edilebilecektir.

 

  • Plan; “Tarımsal niteliği korunacak alanlar”, “orman alanları” ve “ağaçlandırılacak alanlar” gibi plan kararları getirilen bölgelerde ve alt bölge sınırları içinde kalan bütün alanlarda, lokanta, kafe-bar, gazino, çay bahçesi, eğlence, spor, golf tesisleri, aquapark vb tesisler yapılmasına olanak tanımaktadır. Aquapark, golf tesisleri, açık gösteri alanları, havuz gibi günübirlik kullanım tesisleri, içerisinde bulunduğu çevrede önemli fiziksel değişikliklere neden olabilecektir. Bu nedenle lokanta, plaj kabini, ahşap iskele, çay bahçesi gibi tesislerle aynı kategoride değerlendirilemez. Özellikle aquapark ve golf tesisleri kendine özgü rekreasyon ve turizm etkinlikleriyle, diğer günübirlik tesislerden farklı olarak, yer seçimleri belirli olmalıdır. Bu tür işlevler için seçilecek yerlerin kesinlikle birinci derece doğal sit alanları gibi özel korunacak alanlarda konumlandırılmamaları gerekmektedir. Planın öngördüğü, günübirlik kullanımlar arasındaki birbirinden çok farklı yapılar ve baskılar ortaya çıkarması olası çeşitlilik, koruma-kullanma dengelerine zarar verecektir.

 Yukarıda açıklanan gerekçelerden ötürü, söz konusu çevre düzeni planı, ilkesel bir tutarlılık göstermemekte, planlamanın ölçekler arası ilişkisini kuramamakta, gerek plan tekniğine uygun olmayan anlatım dili, gerek yaratmış olduğu ekonomik değerlerin paylaşımındaki eşitsizlikler ve kamuya dönük hiçbir yarar getirmemesi, gerekse plan hükümlerindeki çelişkiler ve yasal yönetsel mevzuata aykırılıklar içermesi nedenleriyle planlama ilkelerine, şehircilik esaslarına ve kamu yararına aykırı bir plandır.  Değerlendirmelerimizi değerli basınımızın, dolayısıyla kamuoyunun bilgilerine önemle sunarız.