Kalkınmada öncelik beş sektörde olmalı

Yaşar Üniversitesi ve British Council işbirliği ile Yaşar Üniversitesi Yerleşkesi Durmuş Yaşar Konferans Salo’nunda ‘Bölgesel Kalkınma Ajansları’ konulu seminer düzenlendi. İzmir’in de bir kalkınma ajansı bölgesi olarak saptanmış olması nedeniyle İzmir ekonomisi ve iş yaşamına kalkınma ajansının getirebileceği yararları ve sosyal-ekonomik katkıları anlatıldı. İngiltere’den Londra Kalkınma Ajans Müdürü Roger Sumton ve kalkınma konusunda Uzman Prof. Marc Stephens’ın verdiği seminerde oturum başkanlığını EBSO Başkan Yardımcısı Haluk Tezcan üstlendi.

Seminerde kalkınma ajanslarının kamu kesimi, özel kesim, sivil toplum kuruluşları arasında ekonomi ve iş yaşamı ile ilgili olarak işbirliği geliştirmek, ülkemizin ve bölgenin kaynaklarının yerinde ve etkin kullanımını sağlamak ve yerel ekonomik potansiyeli harekete geçirme stratejileri konuşuldu.

BÖLGESEL KALKINMA

Kalkınma Ajanslarının İngiltere’de 1999’da kurulduğunu belirten Roger Sumton, “Kalkınma Ajanslarının varlık nedenleri; bölgesel stratejilerin uygulanması, yerel ve bölgesel girişimciliği destekleme, altyapı hizmetlerinin sunulmasına yardımcı olma ve özel sektörün yakın geleceği için yerel-bölgesel çözümler araştırmak ve bölgesel talepleri karşılayacak yeni ürün ve hizmet üretimi için finansal garantiler ve çözümler aramak şeklinde özetlenmektedir. Ajansların ayrıca bölgeye yatırım yapmayı düşünen girişimciye bilgi vermek; bölgeye ya da bölgeden dışarıya teknoloji transferi ile uğraşmak; bölgeye yerleşmiş firmalara tüm alanlarda danışmanlık hizmeti sunmaktır. Ajanslar yerine getirdikleri faaliyetlere göre zayıf ve kuvvetli bölgesel kalkınma ajansları olmak üzere ikiye ayrılmaktadırlar: Sadece bölgeye dışarıdan yatırım çekme amacı taşıyan ajanslar zayıf ajans olarak nitelendirilirken, bölgeye yatırım çekme amacına ek olarak bölgesel ekonomi ve iş hayatının gelişmesi, bölgesel kentleşme ve çevrenin düzenlenmesi, istihdamın arttırılması amacı taşıyan ajanslar da kuvvetli ajanslar olarak nitelendirilmektedir” diye konuştu. Sumton, iş yeterliliği, rekabet, iş alanını arttırmak, becerilerin uygulanmasını ve sürdürebilirliğini kamu sektörleri, özel ve yerel otorilerin birlik içinde oluşturmasını sağlamak olduğunu söyledi.

Bu konunun uzmanlarından Marc Stephens ise “İzmir gelişim becerileri açık bir şehir. İzmir’de iş alanı yeterli olmasına rağmen rekabet ortamı yok. Sürdürülebilir gelişmeyi sağlamak ve kişi başına düşen gelirin farklılıklarını azaltmak gerekir. Kazanan hepsini, kaybeden ise hepsini kaybediyor” dedi.

REKABET ORTAMI YOK

Stephens, kalkınma ajanslarının başarısının bölgesel ekonomik öncelikleri belirleyip, teknoloojik gelişimi, insan gücünü, ulusal ve uluslararası ihtiyaçlar ile bütün olarak planlayıp uygulanmasına bağlı olduğunu söyledi. Stephens, “İzmir’in bu vizyonu Türkiye’nin refah düzeyini etkileyebilecek, büyüme motoru olabilecek bir vizyondur. Vizyonu ile bir dünya kenti olma hedefindeki İzmir, bilgiye dayalı ürünler yaratmalıdır. İzmir biyoteknoloji, organik tarım, turizm, bilgi ve haberleşme teknolojilerinde uzmanlaşmalı” diye konuştu.

Burcu ŞAKAR / İZMİR – 27.03.2007{nomultithumb}