Çiğli-Üçkuyular bağlantısı programa alınmalı

Milliyet Ege – Satır Arası / Deniz Sipahi 21.03.2007

Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafiz Özak, otoyolların işletme hakkını özelleştirmeyi düşündüklerini, buradan elde edecekleri geliri ise yine yol yapım çalışmalarına aktaracaklarını söylemiş. Bence yerinde ama gecikmiş bir karar.
Dünyadaki benzeri uygulamalara çok yıllar öncesinde geçilmişti.
Devletin her altyapı çalışmasına yetişmesi imkansız; Türkiye gibi ülkelerde sorunlar bir de kangren olmuşsa…
Sonuçta tamamen bir devir söz konusu değil; yap-işlet modeliyle zaman kazanmış oluyorsunuz.
Hükümetler de, böylece kaynaklarını öncelikli konulara aktarıyorlar. Elbette buradan gelecek para doğru kullanılabilirse…
Karayolları’nın 2007 bütçesi çok sınırlı ve yatırım imkanı vermiyordu.
Kuzey Çevre Yolu’nu yapan yüklenici firma kara kara düşünürken; İstanbul Zincirlikuyu’nda Karayolları Genel Müdürlüğü’ne ait arazinin satışı imdada yetişti. Vestel’in sahibi Ahmet Nazif Zorlu’dan gelecek 800 milyon doların 175 milyon doları yolun devamına aktarılacak.
ABD’de sadece büyük projeler değil, kent içi altyapı çalışmaları da özelleştirilmiş durumda.
Bölgelere göre bölünmüş yollar; beşer yıllığına ihaleye çıkıyor ve her türlü bakım dahil o şirket tarafından yürütülüyor.
Dileriz; benzeri uygulamalar Türkiye’ye gelir de, bizler de biraz olsun çukuru az yollarda seyahat etmiş oluruz.
Çevre yolunun tamamlanması, metronun bitirilmesiyle birlikte İzmir eskiye oranla biraz daha rahat nefes alacak.
Ancak kentin asıl rahat edebilmesi için mutlaka iki yakayı birleştirecek bir bağlantının kurulması gerekiyor. Yani ya tüp geçitle ya da bir köprüyle Çiğli-Üçkuyular birleştirilmeli.
Bugünün imkanlarıyla bunu yapmak hemen hemen imkansız.
Bakan Özak’ın programına mutlaka İzmir’i de alması gerekiyor.
EXPO’yu alalım ya da almayalım; kentin gelişmesini artırabilmek için böyle bir projeye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bakan Özak, yap-işlet modeliyle bu bağlantının yapılmasını gündeme getirmelidir.
* * *
Belediye başkanları, ''Kentimiz şu an bir şantiye görüntüsünde…'' diyerek böbürleniyorlar.
Bunun iyi bir söz olup olmadığını bu kadar yıldır gazetecilik yapan bir kişi olarak anlamış değilim.
Sadece İzmir’i kastederek söylemiyorum. Türkiye’nin genelinde böyle bir hava hakim.
Çünkü bildiğimiz, iyi tanıdığımız dünya kentlerinin hemen hiçbirinde böylesine bir koşuşturmaca yoktur.
Nasıl insanlar dinlenme ihtiyacı hissediyorsa, kentlerin de sakinliğe ihtiyacı var diye düşünüyorum.
Büyük şehirlerde yaşamak her geçen gün daha da zorlaşıyor.
Yirmi yıl öncesinin İzmir’ini düşünüyorum; ne bu kadar çevre kirliliği vardı, ne bu kadar kaos…
Yapılan bir yol; bakıyorsunuz iki ay sonra bozulmuş.
Kurumlararası koordinasyonun ne anlama geldiğini bir bilen var mı?
Her yanlışın faturasını bizim cebimizden çıktığını düşünmüyorlar mı?
Elbette şehirler büyüyecek, elbette sorunlarının çözümü için projeler geliştirilecek yapılacak.
Ama biraz daha dikkat, biraz daha planlı çalışma gerekmiyor mu?
Büyük düşünmeliyiz diye tavsiyelerde bulunuyoruz ama daha küçük işleri bile yaparken sınıfta kalıyoruz.
dsipahi@milliyet.com.tr{nomultithumb}