HKMO:”ORMAN, YAYLA VE KIYI ALANLARIMIZIN TALANI DEVAM EDECEK:TURİZMİ TEŞVİK KANUNU YENİDEN MECLİSTE

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, 26 Mart 2008 tarihinde Turizm Teşvik Kanunu üzerine bir basın açıklaması yaptı.

ORMAN, YAYLA VE KIYI ALANLARIMIZIN TALANI DEVAM EDECEK :
TURİZMİ TEŞVİK KANUNU YENİDEN MECLİS GÜNDEMİNDE

"Orman kenti içermez kuşatır.. bizim için : kuşatması gerekir.
yerleşim için biz orman yakarız. Yerleşim için onlar orman yaratır,
kentlerini kuşatsın diye. Biz de ormanlar yakarız kentler yapılsın
diye."

Orman alanlarımız, sadece ağaçlar topluluğu ya da kaynak yaratılacak alanlar olarak görülmemeli, doğal kaynak değil, doğal varlıklar olarak algılanmalıdır. Ormanlarımız su havzalarının ve su rejiminin temelini oluşturan, içinde 9 bin canlı bitki türü ve on binlerce canlı hayvan türünü barındıran (flora-fauna) yaşam alanıdır. Ormanlarımız iklimin yumuşaması, oksijen üretmesi ve hava kirliliğini önlemesinin yanında; erozyon, çığ, sel, çölleşme, susuzluk gibi çevre sorunlarına çözüm üretilmesi yönünde, özetle yaşamın her alanında olmazsa olmaz olan doğal zenginliklerimiz, doğal varlıklarımızdır. Ormanlarımızla ilgili konuya bütüncül olarak bakıldığında sürecin; bilimsel ve teknik, ekonomik, politik, toplumsal, hukuksal, etik, kentsel, ekolojik, ve dolayısıyla siyasal boyutlarının da son derece önemli olduğunu görüyoruz.

Ancak, orman alanlarını birer rant kaynağı olarak gören siyasal iktidarın hazırladığı yeni tasarıyla kıyılardan sonra ormanların da beton yığını haline gelmesi amaçlanıyor. 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen bazı hükümlerine yönelik hazırlanan yasa tasarısıyla, orman arazilerinin önce Turizm Bakanlığı'na devri, ardından Bakanlığın, bu arazileri yerli ve yabancı uyruklu gerçek ve tüzel kişilere tahsis edebilmesinin önü bir kez daha açılıyor. Yasada söz konusu olan değişikliğin sermayenin serbest dolaşımı adı altında, IMF niyet mektubunda 2002-2004 hedefleri kapsamında ve AB Müktesebatına uyum çerçevesinde Bakanlar Kurulu kararına uygun olarak tıpkı 2003 yılında yapılan düzenleme gibi önceden tasarlandığı görülmektedir.

Tahsise ilişkin esaslar Turizm, Maliye, Çevre ve Orman bakanlıklarınca 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu ve Orman Kanunu hükümlerine bağlı olmaksızın ortak tespit edilecek. Tasarının gerekçesinde Turizmi Teşvik Kanunu'nda daha önce yapılan düzenlemenin, Anayasa Mahkemesi'nin 2007'deki iptal kararının gerekçeleri doğrultusunda yenilendiği iddia ediliyor. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla birlikte yerli ve yabancı şirketlerin ön izinleri de iptal edilmişti. Tasarının geçici maddesi daha önce verilen ön izinlerin de yeniden geçerli olmasını öngörüyor. Bir başka deyişle, iptal kararıyla işlemleri durdurulan işletmeler, bu tasarıyla işlemlerine devam edebileceklerdir. Bu da yargı kararlarının bağlayıcılığı ilkesinin açık bir ihlalidir.

Tasarıda, turizme tahsis edilecek alanların, bulunduğu ildeki ormanlık bölgenin yüzde 1'ini aşamayacağı belirtiliyor. Ormanların yüzde 49'unun verimsiz olduğu Türkiye'de bu tasarının yasalaşması halinde verimli orman miktarı daha da azalacaktır. Tasarı, söz konusu tesisler yapılırken ağaç kesilmesi durumunda iki katı ağaç dikme zorunluluğu getiriyor. Ancak, varolan ormanı yok edip yeni orman kurulması teklifi yararsız, verimsiz ve gereksizdir. Uygulanma olasılığı da ayrıca tartışmaya açıktır. Zira Orman Kanunu'nda da yanan orman alanlarının ağaçlandırılacağı zorunlu kılınsa da 1985 yılından günümüze dek 234.482 hektar (2.344.820.000m²) orman alanımız yanmış ancak bu alanların sadece 40.824 hektarı yani ortalama %17'si ağaçlandırılarak geri kazanılmıştır. İklim değişikliği ve diğer etkenler dikkate alındığında bir ağacın yetiştirilmesi özellikle kurak bölgelerimizde hiç de kolay değildir. Ayrıca daha önce, 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında %93'ü Turizm Bakanlığı'na tahsis edilen Belek Orman alanlarında, Anayasa Mahkemesinin iptal kararına rağmen 16 milyon 372 bin metrekarelik alanın 8 milyon 876 bin metrekaresinde golf ve konaklama tesislerinin yapılması için 10 adet, 7 milyon 846 bin metrekaresinde otel, konaklama ve günübirlik tesis yapımı için 47 adet izin verildiği ve golf tesislerinin bir kısmının tamamlandığı ve konaklama tesislerinin inşaatının devam ettiği bilinmektedir.

Tasarının 2. maddesindeki, orman sayılan yerlerden Bakanlığa sağlık, termal, kış, eko, kıyı, golf ve deniz turizmi vasfıyla tahsis edilecek yerlerin orman alanlarının her yerinden seçilebileceği ve böylece ormanların geniş kapsamlı olarak yerli ve yabancı sermayenin kullanımına sunulacağı açıktır.

Üstün kamu yararı ilkesi gözetileceği iddia edilen yerlere inşa edilen golf sahaları ve lüks otellerin "üstün kamu yararı" ilkesine değil, sermayeye hizmet ettiği gözlerden kaçmamaktadır. Tasarı sayesinde Türkiye’deki 211.887 hektarlık orman alanındaki (2.11 milyar m2) ağaçların kesilmesinin önü açılmış olacaktır. Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararında da belirtildiği gibi, "ormanların orman olarak korunmasındaki kamu yararının daha öncelikli ve üstün nitelikte olduğu açıktır." Ayrıca, yine Anayasa Mahkemesi Kararı’nda belirtildiği gibi, "…sürdürülebilir ekolojik dengenin sağlanabilmesi için ormanların öncelikle orman olarak korunması Anayasal bir zorunluluktur."

Açıktır ki, Anayasaya aykırılık gerekçesiyle bazı hükümleri iptal edilen Turizmi Teşvik Kanunu, meşruluk zeminini kaybetmiştir ve gündemdeki yasa tasarısı bunu sağlayacak niteliklere sahip olmaktan uzaktır.

Tasarının yasalaşması halinde başta Antalya, Muğla, Rize ve İzmir olmak üzere, doğa harikası olan orman, yayla ve kıyı alanlarımızda tasarıda yer alan hükümler çerçevesinde Norveç Kent Projesi gibi projeler de hayata geçirilebilecektir. Norveçli emeklilere yönelik konutların yanı sıra, huzurevi, sağlık tesisleri, sosyal tesisler ve spor alanları yapımını içeren Norveç Modeli uygulamasında da orman alanlarının tahsisi gündeme gelebilecek ve bu alanlar imar değişikliği ile ranta açılabilecektir.

Ormanların belirli bir zümreye ait bir kullanım alanı gibi görülmesi kabul edilemez. Tüm yurttaşların yararlanabileceği orman alanlarının, golf sahalarına, lüks otellere, yat turizmine, ralli alanlarına dönüştürülmesi çevre ve insan haklarına aykırıdır. Sağlıklı ve doğal bir ortamda yaşam hakkının ihlal edilmesinin önünü açacak meşruluğu tartışmalı bu yasa tasarısı geri çekilmelidir.

Ormanlar nitelikleri ve işlevleri dolayısıyla toplumun ve insanlığın ortak değerleridir ve asla özelleştirilmeye konu edilmemelidir. Orman alanlarına yönelik örtülü bir "af"fı içerecek, suç işleyenleri ödüllendirip özendirecek ve ekolojik yıkımlara yol açabilecek nitelikteki Anayasal ve Yasal düzenlemeler gündemden çıkarılmalıdır. İptal edilen yasa maddesinde bile yer almayan, kıyılar, yaylalar ve jeotermal kaynaklara sahip alanların yeni tasarıyla yapılaşmaya ve yerli ve yabancı sermayeye tahsisinin önünün açılması kabul edilemez.

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası olarak ormanlarımızın sadece biz insanların değil tüm canlıların yaşam alanı olduğunu belirtiyor, sermayenin rantı uğruna ormanların geri dönüşü olmayan bir sürece sokularak yok edilmesine karşı çıkıyor ve bu alanların korunması, geliştirilmesi ve genişletilmesini savunuyoruz.

Daha güzel bir yaşam, daha güzel ve sağlıklı bir çevre ve Türkiye için her koşulda ormanlarımıza sahip çıkmak durumundayız. Saygılarımızla

TMMOB
HARİTA VE KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI

Mart 2008