HKMO: “YENİ BELEDİYE KANUNUYLA HALK YAŞADIĞI YERE YABANCILAŞIYOR…”

HKMO: "YENİ BELEDİYE KANUNUYLA HALK YAŞADIĞI YERE YABANCILAŞIYOR…"

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, "Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"a ilişkin olarak 12 Mart 2008 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.

YENİ BELEDİYE KANUNUYLA HALK YAŞADIĞI YERE YABANCILAŞIYOR…

Türkiye, yerel yönetimlerin yeniden yapılandırılmasını öngören "Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"un TBMM Genel Kurulu'ndan geçmesiyle ile yeni bir dönemece girmiştir. İlk kademe belediyelerini ilçe belediyesine birleştirmeyi öngören kanunla Büyükşehirlerde ilçe belediyelerinden bazı mahalle veya kısımlar ayrılarak yeni ilçeler ve dolayısıyla da belediyeler kurulması hedeflenmiştir. Kanunla beraber, 2011 belde belediyesinin 863'ü kapatılarak, 35 ilk kademe belediyesi ilçe belediyesine dönüştürülmekte; mahallelerin birleştirilmesiyle de 8 ilçe belediyesi kurulmakta, 239 ilk kademe belediyesinin tüzel kişiliği sona erdirilerek, ilçe belediyesine mahalle olarak bağlanmakta; 9 ilk kademe belediyesinin 8'i belde belediyesine, 1'i ise köye dönüştürülmektedir.

Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde, yerel yönetimleri güçlendirme iddiasında olduğunu sürekli dile getiren siyasal iktidar tarafından, yerel seçimler öncesi, İl Özel İdaresi yoluyla merkezi idarenin hizmet alanını genişleten kanunun apar topar meclisten geçirilmesi demokratik anayasal hukuk devleti ilkeleriyle uyuşmamaktadır. Batı ülkelerinde yerel yönetimler, mekansal örgütlenmeyi iyi işleterek yaşamla birebir ilişki kurması, kentsel yönetim ve demokrasinin hayata geçirilmesi ve uygulanabilmesi için güçlendirilirken, Türkiye'de yerel yönetimlerin sayısı azaltılarak yöneten ve yönetilen arasındaki uçurum büyütülmektedir.

Fransa'da 1700, İtalya'da 7.300, İspanya'da ise 6.800 kişiye bir belediye düşerken Türkiye'de 21.850 kişiye bir belediye düşmektedir. Yeni düzenleme ile yerel halk yaşadığı yere yabancılaşmaktadır. Belediyelerin yürüttüğü harita, planlama, altyapı çalışmaları ve kentleşmeden uzaklaşılarak 35.000'in üzerinde olan köy yerleşim birimlerine yenileri eklemlenmektedir. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün kapatılmasıyla köy yerleşim birimlerine bu hizmetlerin götürülmesi İl Özel İdaresi'ne devredilmiştir. Zira, İl Özel İdaresi Kanununda belirtildiği üzere, İl Özel İdaresi : "… Eğitim, sağlık, tarım, sanayi ve ticaret; ilin çevre düzeni plânı, bayındırlık ve iskân, toprağın korunması, erozyonun önlenmesi, sosyal hizmet ve yardımlar, yoksullara mikro kredi verilmesi, çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtlarına ilişkin hizmetleri il sınırları içinde, … İmar, yol, su, kanalizasyon, katı atık, çevre, acil yardım ve kurtarma, kültür, turizm, gençlik ve spor; orman köylerinin desteklenmesi, ağaçlandırma, park ve bahçe tesisine ilişkin hizmetleri belediye sınırları dışında yapmakla görevli ve yetkilidir." İl Özel İdareleri bugünkü yapısıyla altından kalkılamaz bir görev yükü ile karşı karşıya getirilmiştir. Bu noktada sorgulanması gereken diğer bir konu da, İl Özel İdareleri'nin bu hizmetleri kapatılan belediyelerden daha verimli bir şekilde yürütüp yürütmeyeceğidir.
Anayasamıza göre, belediye statüsü kazanılmış bir haktır ve yöre halkının rızası alınmadan bu statünün geri alınması açık bir şekilde hak ihlalidir. Tek ölçüt olarak nüfusun alınması antidemokratik bir yaklaşım olarak görülmektedir. Belediyelerin – yerel yönetimlerin- köyden kente göçü engelleyen en önemli unsurlardan biri olduğu da açık bir gerçektir. Harita, Planlama, Tarımsal sulama, çöp toplama, park bahçe çevre düzenlemeleri yapma, kanalizasyon ve içme suyu gibi alt yapı hizmetlerini yerine getirme, sağlık ve spor tesisleri kurma, afetlerden etkilenen ailelere yardım etme, çocuk, yaşlı, engellilerin bakılıp korunması gibi hizmetlerin yerine getirilmesinde ve buna benzer birçok sorunun çözümünde etkin olan belediyeler, belde halkıyla birebir ilişki kurarak köyden kente göçü dikkate değer bir şekilde engellemektedir. Diğer taraftan, yerel seçimlere bir yıl kala 239 ilk kademe belediyesinin tüzel kişiliğinin sona erdirilmesi zamanlama açısından da, kanunun siyasi bir hamle olduğuna dair şüpheleri güçlendirmektedir.

Yerel yönetimleri yeniden yapılandıran bu değişiklik, yerel yatırımlarda yerel idarelere teknik ve mali destek sağlamak, yerel yatırımların planlaması, uygulaması ve finansmanı alanında merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında eşgüdümün sağlanması amacıyla kurulmuş, yerel yönetim bankacılığı hizmet alanında faaliyet gösteren İller Bankasının tasfiye süreciyle paralellik göstermektedir. Zira, İller Bankası TBMM komisyonlarında bulunan tasarısı ile, artık yerel yönetimlere hizmet eden yapısından çıkarılarak uluslar arası kredi ilişkilerinde görev üstlenen kar amaçlı bir kurum haline getirilmesi planlanmaktadır. Bu süreç belediyelerin kendi kaderine terk edilmesi ve yerine getirmekte oldukları kamusal hizmetlerin ticarileştirilmesi anlamına gelmektedir. İller Bankası'nın yerel yönetim bankası kimliğinden koparılarak kalkınma bankasına dönüştürülmesi tasarısı, yeni yasa ile son şekli verilen belediyelerin uluslararası kredi kuruluşlarından borç alabilecek niteliğe dönüştürülmesi bir tesadüften ibaret olmasa gerek.

Özelleştirme politikalarını bir şiar olarak benimseyen ve her fırsatta bununla övünen siyasal iktidarın gündeminde, İller Bankası'nın anonim şirkete dönüştürülmesi süreci sıcaklığını korurken, bu sektörde faaliyet gösteren DEXIA' adlı yabancı bir bankanın da bu alana girmek için kapıda beklediği bilinmektedir. Bu süreçte yerel yönetim reformu adı altında borç alabilen güçlü belediyelerin oluşturulması aynı yap-bozun değişik parçaları olarak karşımıza çıkmaktadır.

TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası olarak milyonlarca insanı mağdur bırakacak, yerel yönetimleri zayıflatacak, onları ileride uluslararası kredi kuruluşlarına borçlu ve mahkum hale getirecek, dolayısıyla insanları yaşadıkları yere yabancılaştırarak, altyapı sorunlarının çözümünü zorlaştıracak, düzgün yapılaşmadan uzaklaştıracak; belde halkının isteklerini dile getirmesini güçleştirecek düzenlemenin bu şekilde olmaması gerektiğini belirtiyoruz.

Yıkıcı çözümler yerine, daha kalıcı ve uzun vadede halkın ve toplumun refahına hizmet edecek düzenlemeler yapılması gerektiğine inanıyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanı'ndan yasayı onaylamadan önce kazanılmış hakların korunmasında ve kamuoyu tepkilerinin dikkate alınması hususunda duyarlı olmasını talep ediyoruz.

TMMOB
HARİTA VE KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI