Halk, ‘Büyükşehir’e git artık’ diyor

BUCA BELEDİYE BAŞKANI CEMİL ŞEBOY, DÜNÜ, BUGÜNÜ VE GELECEĞİ ANLATTI

Halk, ‘Büyükşehir’e git artık’ diyor

''Yaptıklarımızı gören, ‘Bu adam bir de Büyükşehir’in başında olsa’ diyor. Açık söyleyeyim, beni rüzgar nerede bırakırsa orada kalırım''

 İZMİR Milliyet

Buca’da 3 dönemdir belediye başkanlığı yapan AKP’nin sivrilen ismi Cemil Şeboy Milliyet EGE’ye çarpıcı açıklamalar yaptı. Şeboy, icraatlarını, parti transferlerini, geçmişte aldığı teklifleri, büyükşehir belediye başkan adaylığını ve geleceğe ilişkin siyasi beklentilerini anlattı:

Bucalıyı çamurdan kurtardım
1994 yılından bu yana belediye başkanısınız. Aradan geçen 13 yılda Buca nereden nereye geldi?
İnsan hafızası zayıftır, üç ay sonra unutursunuz. Ama ben aldığım Buca’yı biliyorum, elimde fotoğrafları da var, unutmuyorum. Eski fotoğraflara bakın, her taraf dağ, çalı çırpı içinde… Henüz bazı sokaklarda kanal, su yoktu. Çocuklar okula iki ayakkabıyla gider, birini torbanın içine koyardı. Okulun önünde ayakkabı değiştirirlerdi ki sınıf çamur olmasın diye. Asfalt yaptım. Bucalıyı çamurdan kurtardım. Gerçi şimdi bir doğalgaz çalışması başladı, bizim yollar gitti. Bundan sonra yine tekrar asfalt dökeceğiz.

Yani önce çamurdan kurtardınız…
Evet… Önce bu insanları çamurdan kurtarmamız gerekiyordu. İmar planları yoktu. Sadece Buca’nın eski bölgesi Şirinyer’in planı vardı. Düşünün imar planı olmayan bir kenti… Siz ne yapabilirsiniz?
Park yapabilir misiniz? Oyun alanı yapabilir misiniz? Okul yapabilir misiniz? Sağlık ocağı yapabilir misiniz? Yapamazsınız… 1995’te bu işi bitirdik, sosyal donatı alanları elde etmeye başladık. Bugüne kadar milyon metrekareyi geçen 200’ün üzerinde park yaptık. Tabii zamanla yeni ihtiyaçlar doğmaya başladı. Siz, insanların ayağını çamurdan kurtarırsanız başka şeyler de isteyeceklerdir. İşte ''Biz oyun alanı, spor alanı, sevgi yolları, sağlık ocağı, spor alanları istiyoruz'' diye talepler gelmeye başladı.

Öğleden sonra sokaktayım
Vatandaşın arasında dolaşır mısınız, tepkilerini alır mısınız?
Her gün görüşürüm, her gün dinlerim. Öğleden sonraları sokağa çıkarım. Kahveye giderim, berbere giderim. Halk size ne yapmanız gerektiğini söylüyor zaten… İhtiyaçlarını ifade ediyor. Siz de mantığınızdan geçirirseniz, o taleplere, doğru olanlara karşılık verirsiniz. Allah’a şükür benim vatandaşlarıma söz verip de yapamadığım projem yok. Söz vermediklerimi de yaptım… Hiçbir zaman gölet vaadetmedim. Ama yaptım…

Sizden sonra ''bunu Cemil Şeboy yapmıştı'' dedirtecek bir şey var mı?
İşte gölet var, Yedigöller var, belediye binası var, Çevik Bir Meydanı var. Mevlana var, tenis kulübü var. Böylesi İstanbul’da bile yok. Kadın Aktivite Merkezi var. Sevgi yolları var. Mesela Çevik Bir Meydanı için 150 bina istimlak ettim, yol yaptım…. Bin 200 gecekonduyu yıkıp, şu anda 10 binin üzerinde çalışanın olduğu organize hazır giyim sanayiini kurduk. Kültür Merkezi projemiz de bitmek üzere… İçinde stadyumda bulunan bir de Spor Vadisi kuracağız, ihalesini yaptık.

Yol da yetmiyor, araç da
Buca’nın sıkıntısı ne?
Ulaşım… Her zaman söylüyorum. Buca bir otel kent. Sabah 150-200 kişi kalkıp gidiyor. Akşam tekrar geliyor. Ayrıca Buca’ya sebze hali, balık hali, et entegre tesisi kurulmuş. Kamyonlar, kamyonetler giriyor, sabah saatlerinde trafik felç oluyor. Bir de buna 40 bin öğrencisiyle Dokuz Eylül Üniversitesi Kampusü’nün sirkülasyonunu ekleyin… Ama metro yok. Buca’yı İzmir kent merkezine bağlayan Menderes Caddesi’nden başka, bir de bizim açtığımız cadde var. Ama yetmiyor. Yol yetmiyor, vasıta yetmiyor. Sabah akşam otobüsler tren katarı gibi art arda dizilip yolu tıkıyor. Bu çözüm değil. Çözüm metro. Acilen metronun Üçyol’dan başlayarak Buca’ya kadar uzatılması şart. Harbi metro lazım. Yani Aliağa-Menderes arasında çalışacak hızlı trenin bize pek faydası olmayacak. Sadece Şirinyer’deki istasyondan geçecek.

İki ana cadde açabiliriz
Metro lazım ama karayolunu rahatlatacak formül hiç mi yok?
Var. Bakın iki proje önerdik. Biri cezaevinin kalkmasıyla olacak. Çevre yolundan başlayıp cezaevinin içinden geçip huzurevinin altından Yeşildere Caddesi’ne inecek. Bu güzergahtaki tek engel cezaevi, taşınması lazım. Bu da iki yıl alır.
İkinci yol da, Buca ile Şirinyer arasındaki kullanılmayan eski banliyö tren hattı. Burası, üzerine karayolu yapılarak Yeşildere’ye bağlanabilir. Trafiğin yükünü yarı yarıya azaltır. Terk edilen tren yolunu, karayoluna çevirmek için mülk sahibi Ulaştırma Bakanlığı’na başvurduk. Gereken onayı alır almaz, belki de bir kira bedeli ödeyerek yolu yapacağız. Buca Stadı’nı kaldırıp Çevik Bir Meydanı’nı da genişleterek bu yolun kavşak düzenlemesini tamamlamayı düşünüyoruz.

Gazetelerden duyuyorum
Metronun uzatılması gecikti mi?
Tabii bu bizim değil, Büyükşehir Belediyesi’nin yapacağı iş… Aziz (Kocaoğlu) Başkan’a söylediğimde, parasının olmadığını ifade etti. Dedim ki, ''Siz hiç olmazsa bir projelendirin bunu. Hazır olsun. Bir yerden bir kaynak bulunur. Kredi alınır. Artık krediler ucuz. İller Bankası kredi veriyor. Para satmak için kapımıza kadar geliyor. Tabii başka finans kuruluşları var. 3 yıl ödemesiz, dolar bazında krediler veriyorlar. Al, çalışmaya başla, yap, sonra ödersin değil mi? Kaynak bulunur. Bunun önce proje çalışması olması lazım. Onu da yaptıklarını biliyorum. Gerçi bize, kesin bir açıklaması yok Aziz Bey’in ama gazete beyanatlarından öğreniyoruz. Buca hattı diye bir şeyler okuyoruz. Bize ulaştırılan resmi bilgi yok. İnşallah hiç olmazsa proje hazır olur.

Niyetinizi saklayan biri misiniz?
Yok saklamam. Çok açık bir insanım. İçimden ne geliyorsa onu söylerim. Bana neye mal olacaksa olsun. Hiç ona bakmam.

Peki önümüzdeki dönem, Büyükşehir Belediye Başkanlığı için adınız geçiyor. Ne diyorsunuz?
İleride milletvekili, Büyükşehir Belediye Başkanı olacağım diye bir talebim yok. Konuşulanlar, yaptığımız işler nedeniyle konuşuluyor. Halkın talebi gibi geliyor bana bu… Gittiğim yerlerde ''Artık büyükşehir belediye başkanı ol'' diyorlar. Ama bu benim işim değil, partinin işi. Parti kendine göre aday bulur. Kim daha faydalıdır, kiminle seçim kazanılır, parti tayin eder. Parti derse, ''Bu işi sen yapacaksın. Seni uygun gördük'', o zaman oturur konuşuruz… Ama tabii ki sonuçta halkın dediği olur, onu da söyleyeyim… Halk istiyorsa sizi bir yere getirir. Bir talebim kesinlikle yok. Açık yüreklilikle belirteyim. Beni rüzgar nerede bırakırsa orada kalırım. Siyasetçi değilim, hizmet adamıyım. Daha çok kendimi mimar olarak görüyorum. Belediye başkanlığı bana bu mesleği yapma fırsatı verdi.

Niye ''Sizi büyükşehir belediye başkanı olarak görmek istiyoruz'' diyorlar?
Yaptığımız şeyler, büyükşehir belediye başkanının yapacağı işler. Sadece şu önünde oturduğumuz gölete bakın. Kaç tane büyükşehir belediye başkanı geldi, geçti, böyle bir proje dahi üretemediler. Buca’yı gören, ''Bu adam az parayla bu işleri yapıyor. Bir de Büyükşehir’in başında olsa'' diyor…

Kocaoğlu’na yol gösterdim
Aziz Bey’le zaman zaman farklı düşünüyorsunuz, sert bir muhalif misiniz?
Ben tecrübeliyim, 13 yıllık belediye başkanıyım. Aziz Bey, sonradan olay olan Tayland gezisi dahil, dediklerimizi yapsaydı bu kadar sıkıntı çekmezdi. Tayland meselesinde ona yol gösterdim esasında. Başka bir şey değil. Çünkü işin doğrusu benim söylediklerimdi. Sonra dediklerimiz ortaya çıktı. Bizdeki tecrübe yani. Belediye başkanlığının okulu olmuyor, yaşayarak öğrenirsiniz Aziz Başkan, Tayland krizini yaşadı, artık, bir daha aynı şeyi yapar mı? Yapmaz.

EXPO’yla ilgili de fikir ayrılığınız vardı.
Biz Buca’yı önerdik. Bütün doğruları, İzmir kentinin geleceği için söyledim. Diğer yerlerde doğacak handikapları anlattık, ''Şurada şu zorluklar var, burada bu var'' diye söyledik. Artık İnciraltı uygun görüldü. Tabii davalık olur. Zaten oradaki arazi sahibi vatandaşlar kendileri söylüyor.

İnciraltı’ndan geri dönüş olur mu sizce?
Yok olmaz artık.. Umarız dava açılmaz, sıkıntı yaşanmaz. Yumruğu İnciraltı için yere vurmalıyız artık. Bu İzmir’in meselesidir. Hepimiz arkasındayız. Dün, dünde kaldı. O zaman doğruyu söylemek görevimizdi, ''Buca’ya yapın'' dedim ama bitti şimdi. Adres İnciraltı… EXPO’nun İzmir’e gelmesi için hep beraber çalışmalıyız.

 Aziz Kocaoğlu’yla seçim sandığında karşı karşıya gelseniz, sizin için zor bir rakip midir?
Siyasette kendine bakacaksın. Rakiplere bakarak oy almaya kalkarsan yanlış olur. Kendime güveniyorum, Aziz Bey benim için kolay rakip olur. Ama doğmamış çocuğa don biçmemek lazım. Neticede şu anda İzmir’i temsil ediyor Aziz Bey…

Piriştina beni CHP’ye çağırdı
ANAP’ta politikaya başladınız. İki dönem DSP’den başkanlık yaptınız, bir ara YTP’ye (Yeni Türkiye Partisi) geçtiniz. Son seçimlerde AKP’den aday oldunuz. Şimdi de CHP olur mu?
Ben başkanlık görevim bittikten sonra parti değiştirdim. Hiçbir zaman öyle seçime 3 sene kala, 1 sene kala yapmadım. Şimdi AKP’deyim… Son seçimden önce Ahmet Piriştina CHP’ye gelmem için ısrar etti, kabul etmedim. Çünkü Şirinyer’e Akmerkez projem vardı. Metroyu taa o zamanlar Buca’ya getirecektik. Bunları Piriştina’nın birinci döneminde yapacaktık. Allah rahmet eylesin, zaman zaman da tartıştık. Olmayınca yolumu ayırdım. AKP iktidarda, başka alternatifi de yoktu yani. Zaten DSP artık bitmişti. AKP’yi tercih ettim.

AKP’liler içkime karışmaz
Siz içki de içiyorsunuz, AKP’deki bazı kesimlere ters geliyor mu?
Hayır. Beni çok benimsediler, bağırlarına bastılar. Diğer partilerde görmediğim saygıyı burada gösteriyorlar. Kamuoyunda AKP için yanlış bir algılama var herhalde… Belki AKP’yi eski Fazilet Partisi gibi görüyorlar ama öyle değil… AKP, büyük bir merkez partisi. Benim gibi insanlar çok var içlerinde.

Peki bir daha Buca Belediye Başkanlığı var mı?
Yok. Kapattık. Yeter, millet benden bıkmadan, kovalamadan bizim gitmemiz lazım. Gençlerin önünü açmalıyız. Zaten Buca’da yapacak iş de kalmadı. Gelecek başkan, bundan sonra keyif yapar. Gitsin, gölete balığını yesin, rakısını içsin. Tenis kulübüne gitsin, tenis, bilardo oynasın. Ne isterse yapsın, Forbes Caddesi’nde çay içsin, gezinsin. Her şey var artık Buca’da.

Milliyet Ege – 18.03.2007