Göreve çağırıyorum..

Sermaye, kazanamayacağı yere yatırım yapmaz.İnciraltı ve Bahçelerarası’nda insanlar el altından dönüm dönüm arazi kapatıyor.Yıllar boyu herkes;

Gelin buraları planlayın, hem dededen babadan kalan arazi sahiplerini madur etmeyin hem de, kişi, kurum ve kuruluşları, dolambaçlı yollardan yatırım yapmaya zorlamayın. Hem de İzmir’in son akciğeri olan bu bölgeyi çarpık yapılaşmadan kurtarın, diye haykırdı..

<Yenigün – 13.10.2006>

Kimse sesimizi dinlemedi..
Bugün gelinen nokta ortada..
Ankara’da adamını bulan, otel yaptı, hastane, alışveriş ruhsatını aldı, İzmir’deki yerel yönetimlerin kapısına dayandı.
İzmir-Balçova İnciraltı-Bahçelerarası Derneği Başkanı Ekrem Şen, bu bölgeyle ilgili ilginç açıklamalar yapıyor.
İnciraltı, 1. derece doğal sit alanı mı?
Değilmiş(!)
İnciraltı-Bahçelerarası bölgesi ağırlıklı olarak 3. derece doğal sit alanıymış. Yani, hiç bir şekilde planlamaya engel bir durumu yok.
Bu bölgede 1. derece doğal sit olan alan, Aliyev Bulvarı ile deniz tarafında kalan plaj ve ağaçlandırılan kamuya ait araziler.
Burada inşaat yapmak mümkün değil.
Geriye kalan her yerin, planlama yapılarak değerlendirilmesi mümkün.
Gelelim, yıllardan beri bu bölge için “çam sakızı” gibi çiğnenen “tarım arazisi” masalına.
Tarım Bakanlığı’nın İnciraltı ve Bahçelerarası bölgesi için, “burası 1. derece tarım bölgesidir” diye almış olduğu bir karar yok.
Aksine, İnciraltı ve Bahçelerarası bölgesi 20 Eylül 1991 tarih ve 20997 sayılı resmi gazetede yayınlanan bir karara göre, Turizm Bakanlığı’nın teklifiyle Bakanlar Kurulu kararıyla “Turizm Merkezi” ilan edilmiş.
Tarım arazisi masalı nereden mi çıkıyor?
Büyükşehir Belediyesi, buradaki toprak sahiplerinin baskılarından yılıp, bir türlü bölgeye özel bir plan üretmediği için, il tarım müdürlüğüne başvurup, buranın tarım ve toprak durumu ile ilgili bir rapor istemiş.
Amacı belli: Sorumluluktan kurtulmak. Beceriksizliğini ört-bas etmek.
Yani, “topu taca” atmak.
Bölgenin toprak ve su yapısına baktığınızda, herkesin elinde, Büyükşehir’in aksine pek çok olumsuz rapor mevcut.
Ve 1991 yılında  İnciraltı bölgesi Bakanlar Kurulu tarafından “Turizm Merkezi” olarak ilan edilmesine rağmen, Büyükşehir Belediyesi o günden buyana, bu karar doğrultusunda bir plan yapmamış.
Yapsa, Ankara’dan onayını alsa, İnciraltı kurtulacak..
Büyük ihmal, büyük vebal!..
Şimdi İzmirliler olarak bize düşen görev:
Eylem yaparak, sesimizi yükselterek, İnciraltı’nın parça parça yapılaşmasını durdurmak zorundayız. Verilen ruhsatların iptal edilmesi için harekete geçmeliyiz.
Büyükşehir’e düşen görev: Lütfen artık İnciraltı’na “Fransız kalmak”tan vazgeçin. Görevinizi yapın. Acil olarak bölgenin planlamasını bitirin, onaylatın ve İzmir’i kurtarın..
Hatırlatıyorum: bu sizin gö-re-vi-niz-dir..