Güler: Bergama’da yasal engel yok

İZMİR – Bakan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Ovacık Altın Madeni’nin üretimini durdurmasını gerektiren herhangi bir yargı kararının bulunmadığını söyledi. Güler, CHP İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü’nün, Koza Madencilik tarafından işletilen Bergama’daki Ovacık Altın Madeni’yle ilgili kendisine yönelttiği soru önergesine yazılı

yanıt verdi.

Ülkü’nün, “Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi’nin bu kararları ile ilgili son durum nedir? Kararlar uygulanmaya konmuş mudur? Bu kararlar çerçevesinde hukuki olarak hangi adımlar atılmıştır? Kanunlarımıza göre uluslararası mahkemelerde alınan kararlar, Türkiye’de alınan hukuki kararlarla çeliştiğinde uluslararası mahkemenin kararı geçerli sayılmamakta mıdır? Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi tarafından Ovacık Altın Madenî için alınmış kaç tane karar vardır ve bu kararların içerikleri nelerdir? Bu kararlar iç hukukumuzda nasıl işletilmiştir” sorularını yanıtlayan Güler, madenin çalışmasına engel olacak bir yargı kararı bulunmadığını savundu.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Bergama-Ovacık Altın Madeni ile ilgili olarak verilen 2 kararın bulunduğunu anımsatan Güler, 1 tane de yeni başvurunun bulunduğuna dikkat çekti.

Söz konusu başvurular konusunda AİHM’e sunulan yazılı görüşlerin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı katkılarıyla hazırlandığına dikkat çeken Güler, “Görüşlerde, hukuki unsurların yanı sıra, söz konusu faaliyet kapsamında siyanür kullanımının sağlığa zararlı olmadığını gösteren, TÜBİTAK tarafından hazırlanan bilimsel rapor baz alınmıştır.

Danıştay 6 ve 8 inci Daireleri Müşterek Kurulu’nun 23.06.2004 tarihli kararı uyarınca; Ovacık Madeni için yeniden ÇED süreci başlatılarak, yargı kararının gereği yapılmıştır. AİHM kararında da Danıştay 6 ve 8 inci Dairelerinin müşterek karar gerekçesi benimsenerek Çevre ve Orman Bakanlığı ilk görüşünün iptaline dair karardan sonra verilen izinlerin yeni bir ÇED Raporuna dayanmamış olması, böyle bir ÇED Raporu alınmadan Bakanlar Kurulu’nun faaliyete izin vermesinin yasaların başvuruculara tanıdığı hakların etkisiz hale getirildiği gerekçesine yer verilerek Danıştay kararının gerekçesi aynen benimsenmiştir. Dolayısıyla iç hukuk kararları ile AİHM kararı arasında bir çelişki bulunmamaktadır” dedi.

Danıştay kararının ardından ÇED sürecinin işletilerek yeniden izin verildiğine dikkat çeken Güler, “Hem Danıştay hem de AİHM karan doğrultusunda hareket edilmiş ve ihlalin giderilmesi yönünden gerekli tedbirler alınmıştır. Faaliyetin devamı esnasında da izleme ve denetlemelerin yapıldığı, denetim sonucunda ek taahhütlerin aşılmadığının ölçüm sonuçları ile belirlendiği, İzmir Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğünce Çevre ve Orman Bakanlığına bildirilmiştir. Yargı kararlarının yönlendirilmesi ile başlayan yeni süreçte yeni ÇED Raporu ve buna dayanılarak faaliyette sakınca olmadığı yolundaki Çevre Ve Orman Bakanlığı işlemine karşı; İzmir 1. İdare Mahkemesi’ne Noyan Özkan, Ömer Orlak ve Arif Cangı tarafından, İzmir 3. İdare Mahkemesi’ne de Senih Özay, Birsel Canke, Hasan Gökvardar, Murat Fatih Ülkü tarafından davalar açılmış olup derdesttir” diye konuştu.

Güler, ilk başvuruyla ilgili yürütmenin durdurulmasının karar verildiğini, ancak bakanlığın itirazı sonucu bunun kaldırıldığını anımsatarak, her iki başvuru için keşif günü beklendiğini belirti.

Güler, “Dava konusu işlemin ÇED Raporu ile madenin çalışmasına izin verme işleminin dayanağı olan ÇED Yönetmeliğinin Geçici 3 ve Geçici 6 ncı maddelerinin iptali için Danıştay 6. Dairesi 2005/4249 esasında Senih Özay ve arkadaşları tarafından açılan davada da davacıların yürütmenin durdurulması talepleri reddedilmiştir. Dolayısıyla Çevre ve Orman Bakanlığı yönünden hem Danıştay kararının hem de AİHM kararının gerekleri yerine getirilmiş olup, bu kararlara göre tesis edilen yeni işleme karşı açılan davada da aleyhimize bir karar halihazırda verilmemiştir” dedi.

NTVMSNBC 14.12.2006